• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Vedat Can Sünerin
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=+905398192442
  • https://www.twitter.com/@Vdtcnsnrn
  • https://www.instagram.com/avvtcnsnrnn
    • Sünerin Hukuk & Danışmanlık
    • Av. Vedat Can SÜNERİN

Adres: Panayır Mah. İstanbul Cd. No:387 Biçen Plaza Kat:4 No:24 Osmangazi-BURSA

İletişim: 0224 503 65 76 - 0539 819 24 42

Mirasın Reddi

Mirasın Reddi

Mirasın reddi, mirasçıya mirasçılık sıfatını kabul etmeme imkanı veren bir yoldur. Ret; mirasçının iradesinden kaynaklanabileceği gibi kanundan da kaynaklanabilir. Mirasçılık sıfatını kazanmış olan mirasçının kendi iradesi ile bu sıfata son vermesi gerçek ret olarak ifade edilirken; ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczinin açıkça belli olması halinde veya bu durumun resmen tespit edilmiş olması halinde ise hükmi ret kendiliğinden gerçekleşir.  Hükmi ret bir karine olduğundan, reddin gerçekleşmiş sayılması için mirasçıların ret beyanında bulunmalarına gerek yoktur.


Mirasın Reddinde Süre

Türk Medeni Kanununun 606. maddesinde mirasın reddedilmesinde süre; “Miras, üç ay içinde reddolunabilir. Bu süre, yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe miras bırakanın ölümünü öğrendikleri; vasiyetname ile atanmış mirasçılar için miras bırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlar.” şeklinde açıklanmaktadır. Bu durumda yasal mirasçı miras bırakanın ölümünü öğrendiği andan itibaren 3 ay içinde mirası reddedebilir. Yasal mirasçı, mirasçılık sıfatını daha sonra öğrendiğini ispat ederse, süre bu sıfatı öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlayacaktır. Bu süre hak düşürücü mahiyettedir. Bu sebeple durması ya da kesilmesi söz konusu olamaz.

Bununla birlikte mirasın reddinde görevli mahkeme Sulh Mahkemesi iken; yetkili mahkeme ise miras bırakanın son yerleşim yeri sulh mahkemesidir.


Mirasın Ret Hakkının Düşmesi

Mirasçının şekle tabi olmayan açık irade beyanı ile mirası kabul etmesi veya ret hakkından açıkça feragat etmesi ile ret hakkı düşer. Ayrıca ret süresi dolmadan mirasçının terekeye ait bir malı zilyetliğine geçirmesi veya terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan bir işlemi yapması mirasın zımni olarak kabulü anlamına gelmektedir. Ancak zamanaşımı veya hak düşümü sürelerinin dolmasına engel olmak için dava açılması ve cebrî icra takibi yapılması, ret hakkını ortadan kaldırmaz.

Ayrıca önemle belirtmek gerekir ki; yasal mirasçılardan birinin mirası reddetmesi halinde onun payı, miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi, hak sahiplerine geçmektedir.


Bununla birlikte; Türk Medeni Kanunu m. 617 mirasçının mirası reddetmesi durumunda mirasçının alacaklısını koruyucu hüküm getirmiştir. İlgili hüküm uyarınca; “Malvarlığı borcuna yetmeyen mirasçı, alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddederse; alacaklıları veya iflâs idaresi, kendilerine yeterli bir güvence verilmediği takdirde, ret tarihinden başlayarak altı ay içinde reddin iptali hakkında dava açabilirler. Reddin iptaline karar verilirse, miras resmen tasfiye edilir. Bu suretle tasfiye edilen mirastan reddeden mirasçının payına bir şey düşerse bundan, önce itiraz eden alacaklıların, daha sonra diğer alacaklıların alacakları ödenir. Arta kalan değerler ise, ret geçerli olsa idi bundan yararlanacak olan mirasçılara verilir.” denilmektedir.

Mirası Reddeden Mirasçının Sorumluluğu

Türk Medeni Kanununun 618. maddesi gereğince; “Ödemeden âciz bir mirasbırakanın mirasını reddeden mirasçılar, onun alacaklılarına karşı, ölümünden önceki beş yıl içinde ondan almış oldukları ve mirasın paylaşılmasında geri vermekle yükümlü olacakları değer ölçüsünde sorumlu olurlar.


Olağan eğitim ve öğrenim giderleriyle âdet üzere verilen çeyiz, bu sorumluluğun dışındadır.

İyiniyetli mirasçılar, ancak geri verme zamanındaki zenginleşmeleri ölçüsünde sorumlu olurlar.” şeklinde açıklanmaktadır. Dolayısıyla mirasçının sorumluluğu; terekenin, miras bırakanın alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediği durumlarda ortaya çıkmaktadır.

Yukarıda değinilmiş olan hususlar genel hatları ile kaleme alınmış olup; her somut olay birbirinden farklı özellikler taşıyabileceğinden hak kaybına uğramamanız adına bir hukuk bürosu ile iletişime geçip profesyonel destek almanızı öneririz.