• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Vedat Can Sünerin
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=+905398192442
  • https://www.twitter.com/@Vdtcnsnrn
  • https://www.instagram.com/avvtcnsnrnn
    • Sünerin Hukuk & Danışmanlık
    • Av. Vedat Can SÜNERİN

Adres: Panayır Mah. İstanbul Cd. No:387 Biçen Plaza Kat:4 No:24 Osmangazi-BURSA

İletişim: 0224 503 65 76 - 0539 819 24 42

Nişan İlişkisi ve Nişanın Bozulması

Nişan İlişkisi ve Nişanın Bozulması

Yaşadığımız toplumun kültüründe ve geleneklerinde aile kurulması ve aile düzeninin devam ettirilmesi hususuna pek çok anlam ve değer yüklenmiş bulunmaktadır. Evlilik birliğinin devamı kadar evlilik öncesi hazılık süreçleri de pek çok kutlama ve tören taksimleri ile bütünleştirilmektedir. Evlenme iradasiyle hareket eden bireylerin resmi olarak nikah işlemlerini tamamlamadan önce birlikteliklerine aleniyet kazandırma amacıyla geçirdiği süreç nişanlanma evresi olarak tanımlanabilir. Nişan sürecinde tarafların ileride yapacakları evliliğe hazırlık olarak yapmış oldukları harcamalar, ailerinin veya yakınlarının yapmış oldukları maddi destekleri, tarafların birbirlerine karşı sevgi ve güven duygusuyla yapmış oldukları harcamalar gibi pek çok unsur nişanlamanın  sona ermesiyle paylaşım konusu olabilmektedir.

 


 

Nişanın bozulması neticesinde ortaya çıkacak olan uyuşmazlıkların çözümü adına “nişan” kurumu hukuki düzenleme altına alınmıştır.  4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 119. Maddesi ve devamında düzenlenen maddeler kapsamında nişanlamanın tanımı ve nişanın bozulması neticesinde ortaya çıkacak olan hususlar belirtilmiştir. Buna göre evlenme iradesiyle birbirlerine söz veren taraflar arasında nişan ilişkisi hukuken kurulmuş olmaktadır. Nişanlanma karşılıklı iradelerin uyuşmasıyla kurulmuş sayılacağı için başkaca hukuki işlem yapılmasına gerek yoktur.  Nitekim mevzuatımızda nişanlama, evlenme gibi şekil şartına bağlanmamıştır.

Hukukumuzda nişanlılık kurumu herhangi bir şekil şartına bağlanmamışsa da evliliğe engel hallerin varlığı halinde hukuken geçerli bir nişanlanmadan da bahsedilmesi mümkün olmayacaktır. Örneğin, Medeni Kanunumuzda yapılan düzenlemeye göre evlenme vaadiyle biraraya gelen tarafların farklı cinsiyetlerden olmaları gerekmektedir. Aksi takdirde kanunen evliliğe engel hal bulunduğu için tarafların Türk Hukukunda korunan nişanlama kurumundan yararlanmaları mümkün olmayacaktır. Aynı şekilde evliliğe engel haller olarak kabul edilen  üstsoy-altsoy arasında, kardeşler arasında , hala, dayı, amca, teyze ve yeğenleri arasında, kayın hısımlığı bulunan evliliklerde boşanma sonrası eşlerden birinin eski eşin altsoyu veya üstsoyu arasında evlatlık edilenen ile evlatlık edinen arasında  evlenme engeli bulunduğu için nişanlama da gerçekleşmeyecektir.

 


 

Hukuken geçerli bir nişanlamanın varlığı için nişanlanacak kişilerin ayırt etme güçlerinin var olması gerekmektedir. Bir diğer husus 18 yaş altındaki çocukların nişanlanmasında yasal temsilcisinin rızası aranmaktadır. Olağan bir şekilde nişanlamanın sona ermesi taraflar arasında evlilik birliğinin kurulmasıyla olmaktadır.  Nişanlamanın evlilik haricinde sona erdiği durumlarda ise taraflar arasında nişanlanmanın sona eriş şekline göre maddi ve manevi tazminat talep etmek hakları bulunmaktadır.  Genel olarak nişanın bozulmasıyla talep edilecek olan maddi tazminatın içeriğini nişan yapılması nedeniyle uğranılan zararlar oluşturmaktadır. Bu nedenle nişan ilişkisi kurulan tarafların evleneceklerine olan inançla, taraflarca ve tarafların yakınlarınca iyi niyetli olarak yapılan harcamalar maddi tazminat olarak talep edilebilmektedir. Nişanın bozulmasıyla talep edilebilecek olan maddi tazminat davası nişanın bozulma tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşına tabidir.

 


 

Nişan ilişkisinin sona ermesinde kusuru bulunmayan ve nişanın bozulmasına bağlı olarak  kişilik haklarının zedelendiğini iddia eden kimseler manevi tazminat talebinde bulunma hakkına sahiptir. Örneğin nişanın bozulmasıyla ağır psikolojik travma geçiren ve buna bağlı olarak normal hayatını nişanlılık öncesindeki gibi idame ettiremeyen kimse manevi tazminat talep etme hakkına sahiptir. Nişanlılık süresince taraflar arasındaki nişan ilşkisine bağlı olarak taraflar veya tarafların ailelerince verilmiş olan hediyeler de nişanın bozulmasıyla geri istenebilmektedir. Hediyelerin imkan varsa aynen, imkan yoksa misliyle taraflara iade edilmesi gerekmektedir. Hediyeleri iade etmemekte ısrarcı tarafa karşı iki yıl içerisinde sebepsiz zenginleşme davası açılabilmektedir.

Yukarıda değinilmiş olan hususlar genel hatları ile kaleme alınmış olup; her somut olay birbirinden farklı özellikler taşıyabileceğinden hak kaybına uğramamanız adına bir hukuk bürosu ile iletişime geçip profesyonel destek almanızı öneririz.