• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Vedat Can Sünerin
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=+905398192442
  • https://www.twitter.com/@Vdtcnsnrn
  • https://www.instagram.com/avvtcnsnrnn
    • Sünerin Hukuk & Danışmanlık
    • Av. Vedat Can SÜNERİN

Adres: Panayır Mah. İstanbul Cd. No:387 Biçen Plaza Kat:4 No:24 Osmangazi-BURSA

İletişim: 0224 503 65 76 - 0539 819 24 42

Hizmet Tespit Davası

Hizmet Tespit Davası

Hizmet tespit davası, 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na göre işçinin, işverene ait iş yerinde geçen ve sigortalı olduğu halde işverence Kuruma bildirilmeyen ve Kurumca da tespit edilemeyen çalışma sürelerinin tespiti için açılan davadır.

Sigortalılık, ihtiyari değil zorunludur. Ancak bu zorunluluğa rağmen sıklıkla sigortalıların kuruma bildirilmemesi yahut prim gün sayısının veya prime esas kazancın eksik bildirilmesi gibi sorunlarla karşılaşılabilmektedir. Hal böyle olunca, işçiyi(çalışanı) korumak ve kamu düzenini sağlamak amacıyla Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile işverene bildirim yükümlülüğü yüklenmiştir ve kural olarak işverenler çalıştıracakları kişileri sigortalılıklarının başlangıcından önce Kuruma bildirmek zorundadır.


5510 sayılı  Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m. 86/9’a göre; Aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde iş mahkemesine başvurarak, alacakları ilâm ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları dikkate alınır.” denilmektedir. Görüldüğü gibi, sigortalı, hizmet tespiti davasını işten ayrılmasından sonra hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açabilme imkanına sahiptir. Bu 5 yıllık süre hak düşürücü süredir.


5510 sayılı Kanun m. 86/9’da hizmet tespit davalarında görevli mahkemenin iş mahkemesi olduğu açıkça belirtilmiştir. İş mahkemelerinin olmadığı yerlerde asliye hukuk mahkemeleri davaya iş mahkemesi sıfatıyla bakacaktır.  Yetkili mahkeme ise, davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi ile işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesidir. Bu durumda davanın işverenin bulunduğu yer mahkemesinde yahut işin yapıldığı yerde açılması mümkündür.

Yukarıda değinilmiş olan hususlar genel hatları ile kaleme alınmış olup; her somut olay birbirinden farklı özellikler taşıyabileceğinden hak kaybına uğramamanız adına bir hukuk bürosu ile iletişime geçip profesyonel destek almanızı öneririz.