
Kira uyarlama davası talebi, sözleşmenin kurulmasından sonra ortaya çıkan ve taraflarca öngörülmesi beklenmeyen olağanüstü bir durumun, sözleşme dengesini taraflardan biri aleyhine aşırı derecede bozduğu andan itibaren ileri sürülebilir. Bu dava türü için kira tespit davasındaki gibi belirli bir yılın dolması şartı aranmaz; şartların oluştuğu her an talep edilebilir.
Olağanüstü durumun ortaya çıktığı andan itibaren her zaman açılabilir.
Dava açmadan önce arabulucuya başvurulması zorunludur.
Sulh Hukuk Mahkemesi görevli ve yetkili mercidir.
Kira Uyarlama Davası İçin Zamanlama ve Şartlar
Kira uyarlama davası, Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenen aşırı ifa güçlüğü ilkesine dayanır. Bu davanın açılabilmesi için sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durumun ortaya çıkması gerekir.
Söz konusu durumun borçludan kaynaklanmaması ve mevcut şartlarda sözleşmenin sürdürülmesinin dürüstlük kuralına aykırı düşecek derecede ağırlaşması şarttır. Ayrıca borç henüz ifa edilmemiş olmalı veya ifanın aşırı güçleşmesinden doğan haklar saklı tutularak ifa edilmiş olmalıdır.
Arabuluculuk ve Dava Şartı
1 Eylül 2023 tarihi itibarıyla kira uyuşmazlıklarında arabuluculuğa başvurmak zorunlu bir dava şartı hâline gelmiştir. Kira uyarlama davası açmak isteyen tarafın, dava dilekçesini mahkemeye sunmadan önce arabulucuya başvurması ve bu süreci anlaşamama ile sonuçlandırması gerekir.

Arabuluculuk süreci tamamlanmadan veya bu yola başvurulmadan açılan davalar, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilir. Bu nedenle, dava öncesi arabuluculuk tutanağının düzenlenmiş olması hukuki sürecin ilk ve en önemli adımıdır.
“Av. Vedat Can SÜNERİN
Kira uyarlama davası ile kira tespit davası arasındaki temel fark, süre şartı ve talep nedenidir. Uyarlama davası, sözleşme dengesini bozan öngörülemez olağanüstü durumlar için açılırken, kira tespit davası rayiç bedel uyarlaması için belirli bir sürenin geçmesini gerektirir. Uygulamada, sadece enflasyon artışlarının uyarlama için yeterli görülmediği ve sözleşmenin temelinin sarsıldığının somut delillerle ispatlanması gerektiği unutulmamalıdır. Dava öncesinde arabuluculuk sürecinin tamamlanması, usulden ret kararı almamak adına zorunlu bir adımdır.”
Görevli ve Yetkili Merci
Kira uyarlama davalarında görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi’dir. Yetkili mahkeme ise kural olarak kiralanan taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir.
Dava dilekçesinde, sözleşme dengesinin bozulduğunu kanıtlayan somut verilerin ve olağanüstü durumun detaylı açıklamalarının yer alması gerekir. Mahkeme, ekonomik verileri ve sözleşme dengesini incelemek üzere bilirkişi incelemesine başvurur.
Uygulamada Sık Yapılan Hatalar
En sık yapılan hata, kira tespit davası ile uyarlama davasının birbirinin yerine kullanılmasıdır. Kira tespit davası rayiç bedel tespiti için 5 yıl şartına tabidir; uyarlama davası ise olağanüstü durumlar içindir ve 5 yıl şartı yoktur.
Uyarlama davası, kural olarak ileriye dönük sonuç doğurur. Geçmişe dönük kira bedelleri için uyarlama talep edilmesi hukuken mümkün değildir. Ayrıca sadece enflasyon veya piyasa koşullarındaki normal artışlar, tek başına uyarlama davası için yeterli bir olağanüstü durum olarak kabul edilmeyebilir.
Gerekli Belgeler ve Deliller
Davacı tarafın, sözleşmenin kurulduğu tarihteki ekonomik koşullar ile mevcut durum arasındaki farkı ortaya koyan verileri dosyaya sunması beklenir. Olağanüstü durumun varlığını ispatlayan belgeler, emsal kira bedelleri ve taşınmazın niteliğine ilişkin bilgiler mahkemece değerlendirilir.
Bilirkişi incelemesi, sözleşme dengesinin çekilmez hâle gelip gelmediğinin tespiti için kritik bir delildir. Bu nedenle, ekonomik dengesizliği gösteren verilerin (kur artışları, ticari faaliyetlerin durumu vb.) eksiksiz sunulması önem taşır.
Sözleşme Dengesi ve Olağanüstü Durumun İspat Külfeti
Kira uyarlama davasında talep sahibi, sözleşme dengesinin bozulduğunu ve bu durumun kendi kusuru dışında geliştiğini ispat etmekle yükümlüdür. İspat sürecinde, sözleşmenin kurulduğu tarihteki ekonomik veriler ile uyarlama talep edilen tarihteki verilerin karşılaştırmalı analizi temel alınır. Sadece genel piyasa dalgalanmaları veya öngörülebilir enflasyon oranları, sözleşme dengesinin bozulduğuna dair yeterli delil olarak kabul edilmez; bunun yerine, taşınmazın kullanım amacına özgü, öngörülemeyen ve ifayı imkansız kılan veya aşırı güçleştiren somut bir olayın varlığı ortaya konulmalıdır.
İspat aşamasında sunulacak belgeler arasında, kiralanan yerin ticari faaliyet alanı ise işletmenin mali tabloları, sözleşme dönemindeki kur değişimleri veya taşınmazın kullanımını kısıtlayan yasal düzenlemeler yer alabilir. Mahkeme, bu verileri değerlendirirken sözleşmede yer alan “risk paylaşımı” maddelerini de dikkate alır. Eğer taraflar sözleşmede belirli bir ekonomik riskin kiracıya ait olduğunu açıkça kararlaştırmışlarsa, bu riskin gerçekleşmesi durumunda uyarlama talebi reddedilebilir. Bu nedenle, dava açmadan önce sözleşmedeki özel hükümlerin, uyarlama talebinin önünde bir engel teşkil edip etmediği titizlikle incelenmelidir.
Uyarlama Talebinin İleri Sürülmesinde İhtarın Hukuki Etkisi
Uyarlama davası açmadan önce karşı tarafa ihtarname gönderilmesi, davanın kabulü için zorunlu bir yasal şart olmasa da, dürüstlük kuralı gereği tavsiye edilen bir adımdır. İhtarname, kiraya verene sözleşme dengesinin bozulduğuna dair resmi bir bildirimde bulunulmasını sağlar ve taraflar arasında mahkeme dışı bir çözüm arayışına imkan tanır. İhtarnamede, sözleşme dengesini bozan olağanüstü durumun ne olduğu ve bu durumun kiracı üzerindeki somut etkileri açıkça belirtilmelidir.
İhtarname gönderilmesi, davanın açılacağı tarihin belirlenmesi ve uyarlama kararının hangi tarihten itibaren geçerli olacağının tespiti açısından da önem taşır. Mahkeme, uyarlama kararını genellikle dava tarihinden itibaren geçerli kılar; ancak taraflar arasındaki yazışmalar ve ihtarname, mahkemenin uyarlama kararını hangi tarihten itibaren başlatacağı konusunda bir referans noktası oluşturabilir. İhtarnamenin tebliğ edilip edilmediği, tebliğ tarihinin doğruluğu ve içeriğin hukuki dayanakları, dava sürecindeki ispat kolaylığı açısından kritik bir kontrol noktasıdır.
Sözleşme Süresi ve Uyarlama Talebinin Sınırları
Kira uyarlama davası, belirli süreli veya belirsiz süreli tüm kira sözleşmeleri için geçerli bir hukuki yoldur. Sözleşmenin süresinin bitimine ne kadar kaldığı, uyarlama talebinin ileri sürülmesine engel teşkil etmez; ancak sözleşmenin sona ermesine çok kısa bir süre kalmışsa, mahkeme uyarlama talebinin hukuki yarar taşımadığı gerekçesiyle davayı reddedebilir. Bu durum, uyarlama davasının amacının sözleşmenin devamını sağlamak olmasıyla doğrudan ilişkilidir.
Uygulamada, sözleşmenin yenilenmesi veya uzatılması aşamasında tarafların yeni kira bedeli üzerinde anlaşmaya varmış olmaları, geçmişe dönük uyarlama taleplerini kural olarak geçersiz kılar. Eğer taraflar, olağanüstü durumun farkında olarak yeni bir kira bedeli belirlemişlerse, bu durum artık “öngörülemezlik” şartının ortadan kalktığı şeklinde yorumlanabilir. Dolayısıyla, uyarlama talebi ileri sürülürken, sözleşmenin yenilenme süreçleri ve tarafların bu süreçteki iradeleri, davanın başarı şansını doğrudan etkileyen unsurlar arasında yer alır.
Sıkça Sorulan Sorular
Kira uyarlama davası açmak için 5 yıl beklemem gerekir mi?
Hayır, kira uyarlama davası için 5 yıllık süre şartı yoktur. Olağanüstü durumun gerçekleştiği her an açılabilir.
Arabuluculuk zorunlu mu?
Evet, 1 Eylül 2023’ten itibaren kira uyuşmazlıklarında arabuluculuk dava şartıdır.
Uyarlama davası geçmişe etkili olur mu?
Hayır, uyarlama davası sadece ileriye dönük sonuç doğurur.
Hangi mahkemeye başvurmalıyım?
Taşınmazın bulunduğu yerdeki Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvurulmalıdır.
