
İlamsız icra takibinde yetkili icra dairesi, kural olarak borçlunun takip tarihindeki yerleşim yeri icra dairesidir. Bunun yanı sıra takibe esas sözleşmenin yapıldığı yer veya sözleşmeden doğan para borçlarında ifa yeri icra daireleri de yetkili olabilir.
Bir alacaklı, borçluya karşı ilamsız icra takibi başlatmak istemektedir. Bu durumda:
- Borçlunun yerleşim yeri icra dairesi yetkilidir.
- Sözleşme başka bir yerde yapılmışsa, o yer icra dairesi de seçilebilir.
- Para borcu alacaklının yerleşim yerinde ifa edilecekse, alacaklının yerleşim yeri icra dairesi de yetkili olabilir.
İlamsız İcra Takibinde Yetki Kuralları
İlamsız icra takibinde yetki, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümleri uyarınca Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ndaki genel ve özel yetki kurallarının kıyasen uygulanmasıyla belirlenir. Genel kural, borçlunun takip tarihindeki yerleşim yeri icra dairesinin yetkili olmasıdır.
Özel yetki hallerinde ise sözleşmenin kurulduğu yer veya sözleşmeden doğan para borçlarının ifa edileceği yer icra dairesi yetkili kılınabilir. Birden fazla borçlunun bulunduğu durumlarda, borçlulardan herhangi birinin yerleşim yeri icra dairesinde takip başlatılması mümkündür.
Yetki İtirazı ve Süreç İşleyişi
Alacaklı, takip talebini yetkili gördüğü icra dairesine sunarak süreci başlatır. İcra dairesi, takip talebini inceleyerek borçluya ödeme emri gönderir. Borçlu, yetkisiz bir icra dairesinde takip başlatıldığını düşünüyorsa, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde yetki itirazında bulunmalıdır.

Yetki itirazı, borca ilişkin diğer itirazlarla birlikte ve aynı sürede yapılmalıdır. Borçlu, itirazında yetkili olduğunu iddia ettiği icra dairesini açıkça belirtmelidir; aksi takdirde itiraz geçersiz sayılır. Süresinde ve usulüne uygun yapılan yetki itirazı, takibi kendiliğinden durdurur ve icra mahkemesi yetki meselesini kesin olarak karara bağlar.
“Av. Vedat Can SÜNERİN
İlamsız icra takibinde yetki itirazı, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde ve mutlaka borca itiraz ile birlikte yapılmalıdır. Uygulamada borçluların en sık yaptığı hata, yetkili icra dairesini açıkça belirtmeden sadece yetkisizlik iddiasında bulunmaktır. Bu durum itirazın geçersiz sayılmasına ve takibin kesinleşmesine neden olur. Ayrıca yetki itirazı, icra dairesinin işlemine karşı yapılan şikayet yolu ile karıştırılmamalıdır; yetki itirazı takibi kendiliğinden durduran bir savunma aracıdır.”
Uygulamada Sık Yapılan Hatalar
Yetki itirazı süresinin kaçırılması, 7 günlük hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle yetkisiz icra dairesinin yetkili hale gelmesine yol açar. Bir diğer hata, yetkili icra dairesinin itiraz dilekçesinde açıkça belirtilmemesidir; bu durum itirazın dikkate alınmamasına neden olabilir.
İtirazın yanlış merciye yapılması da sık karşılaşılan bir durumdur. Yetki itirazı, ödeme emrini gönderen icra dairesine veya muhabere yoluyla başka bir icra dairesine yapılmalıdır. Şikayet yolu ile yetki itirazı birbirine karıştırılmamalıdır; yetki itirazı ödeme emrine karşı bir savunma iken, şikayet icra dairesinin işlemlerinin kanuna aykırılığına yönelik bir yoldur.
Yetki Sözleşmelerinin İlamsız Takipteki Sınırları
Taraflar, aralarındaki hukuki ilişkiden doğabilecek uyuşmazlıkları belirli bir yer icra dairesinin yetkili kılınmasıyla sınırlandırabilirler; ancak bu yetki sözleşmesinin geçerliliği, tarafların sıfatına ve işlemin niteliğine bağlıdır. Tacirler veya kamu tüzel kişileri arasında yapılan yazılı sözleşmelerde, yetkili icra dairesinin belirlenmesi kural olarak geçerli kabul edilir. Buna karşın, tüketici işlemleri gibi taraflar arasında zayıf konumda olan tarafın bulunduğu durumlarda, önceden belirlenmiş yetki şartları geçersizdir ve bu tür sözleşmeler borçlunun yerleşim yeri yetkisini ortadan kaldırmaz.
Uygulamada, sözleşmeye konulan yetki maddesinin icra takibinde dikkate alınabilmesi için, sözleşmenin aslı veya onaylı bir örneğinin takip talebiyle birlikte icra dairesine sunulması gerekir. Eğer sözleşmede yetkili icra dairesi açıkça belirtilmemişse veya genel bir ifade kullanılmışsa, bu durum yetki sözleşmesinin varlığını kanıtlamaya yetmeyebilir. Borçlu, sözleşmedeki yetki şartına rağmen farklı bir icra dairesinde takip başlatıldığında, yetki itirazını ödeme emrinin tebliğinden itibaren yasal süresi içinde ileri sürmelidir.
Birden Fazla Borçlu ve Müteselsil Sorumlulukta Yetki
İlamsız icra takibinde birden fazla borçlunun bulunması durumunda, alacaklı borçlulardan herhangi birinin yerleşim yeri icra dairesinde takip başlatma hakkına sahiptir. Müteselsil borçluluk hallerinde, borçlulardan birinin yerleşim yerinde başlatılan takip, diğer borçlular için de yetkili icra dairesini belirlemiş olur. Bu kural, alacaklının tüm borçlulara karşı tek bir icra dairesinde işlem yapabilmesine olanak tanıyarak, takip sürecinin parçalanmasını ve farklı icra dairelerinde ayrı ayrı takip yürütülmesini engeller.
Borçlulardan birinin yerleşim yerinde başlatılan takibe karşı, diğer borçluların yetki itirazında bulunması durumunda, icra dairesi yetkili olup olmadığını borçluların yerleşim yerlerini esas alarak değerlendirir. Eğer takip, borçlulardan hiçbirinin yerleşim yeri olmayan bir icra dairesinde başlatılmışsa, borçluların süresinde yapacağı yetki itirazı takibi durdurur. Bu noktada, alacaklının takip talebinde belirttiği yetki gerekçesi ile borçlunun yerleşim yeri bilgileri arasındaki uyumsuzluk, yetki itirazının kabul edilmesinde temel delil teşkil eder.
Yetki İtirazının İcra Mahkemesindeki Hukuki Akıbeti
Borçlunun süresi içinde yaptığı yetki itirazı üzerine icra müdürü, takip işlemlerini durdurur ve dosya yetki konusunun karara bağlanması için icra mahkemesine gönderilir. İcra mahkemesi, tarafların sunduğu delilleri, yerleşim yeri belgelerini ve varsa yetki sözleşmesini inceleyerek yetkili icra dairesini kesin olarak belirler. Mahkemenin yetkisizlik kararı vermesi durumunda, alacaklı kararın kesinleşmesinden itibaren belirli bir süre içinde dosyanın yetkili icra dairesine gönderilmesini talep etmelidir; aksi takdirde takip talebi iptal edilmiş sayılır.
Mahkeme süreci, sadece yetki meselesiyle sınırlı olup, borcun esasına veya varlığına ilişkin bir inceleme içermez. Yetki itirazının haksız olduğu mahkemece tespit edilirse, takip kaldığı yerden devam eder ve borçlu, itirazın haksızlığı nedeniyle icra inkar tazminatı veya benzeri yaptırımlarla karşılaşabilir. Bu nedenle, borçlunun yetki itirazında bulunurken, yerleşim yeri veya sözleşme şartları konusunda somut ve doğrulanabilir bilgi sunması, sürecin gereksiz uzamasını önlemek adına kritik bir kontrol noktasıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
İcra dairesi yetkisiz olduğunu kendiliğinden görebilir mi?
Hayır, ilamsız icra takibinde yetkisizlik kural olarak borçlunun süresi içinde yapacağı itiraza bağlıdır; icra müdürü yetkisizliği kendiliğinden dikkate alamaz.
Yetki itirazı yapmazsam ne olur?
Takip kesinleşir ve icra dairesi yetkili hale gelir; bu aşamadan sonra yetki itirazında bulunma hakkı sona erer.
Yetki sözleşmesi her zaman geçerli midir?
Hayır, yetki sözleşmesi yalnızca tacirler veya kamu tüzel kişileri arasında, yazılı ve belirli bir uyuşmazlık için yapılmışsa geçerlidir; tüketici işlemlerinde kural olarak geçersizdir.
