
Ceza yargılamasında tercüman hakkı, Türkçe bilmeyen veya iletişim engeli bulunan şüpheli, sanık, mağdur ve tanıkların adil yargılanma hakkını koruyan temel bir güvencedir. Bu hak, kişinin isnadı, delilleri ve duruşma süreçlerini tam olarak anlayarak savunma yapabilmesini sağlar. Ağır ceza mahkemeleri, kanunda öngörülen ağır yaptırımlı suçlara bakmakla görevli olup, bu mahkemelerde yürütülen yargılamalarda tercüman desteği hem soruşturma hem de kovuşturma evrelerinde zorunludur.
Ağır Ceza Mahkemesinde Kimler Yargılanır?
Ağır ceza mahkemeleri, Türk yargı sisteminde en ağır yaptırımları gerektiren suçlara bakan ilk derece mahkemeleridir. Bir kişinin ağır ceza mahkemesinde yargılanıp yargılanmayacağı, işlediği iddia edilen suçun kanuni niteliğine ve öngörülen ceza sınırına göre belirlenir.
Kanunlarda aksine bir hüküm bulunmadıkça, ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve üst sınırı on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçları işlediği iddia edilen kişiler ağır ceza mahkemesinde yargılanır. Ayrıca yağma, irtikâp, resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık ve hileli iflas gibi suçlar ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar, ceza miktarına bakılmaksızın doğrudan bu mahkemelerin görev alanındadır.
Ağır ceza mahkemesinin görevli olması, tutuklama veya uzlaştırma gibi sonuçların doğrudan gerçekleşeceği anlamına gelmez. Bu kararlar, her somut dosyanın delil durumu ve yasal şartlarına göre hakim tarafından verilir. Sanığın suç tarihinde 18 yaşından küçük olması durumunda ise yargılama, Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi tarafından gerçekleştirilir.
Ceza Yargılamasında Tercüman Hakkının Kapsamı
Ceza Muhakemesi Kanunu madde 202, tercüman hakkını “meramını anlatabilecek ölçüde Türkçe bilmeme” kriterine bağlar. Bu hak, bir lütuf değil, savunma hakkının ayrılmaz bir parçasıdır.

Tercüman hakkı, soruşturma evresinde şüpheli, mağdur veya tanıklar için; kovuşturma evresinde ise sanık veya mağdur için geçerlidir. Mahkeme, iddia ve savunmaya ilişkin esaslı noktaların tercüme edilmesini sağlar. İletişim engeli bulunan sanık veya mağdurlara ise duruşmadaki esaslı noktalar, anlayabilecekleri biçimde anlatılır.
“Av. Vedat Can SÜNERİN
Tercüman hakkı, yalnızca dil bariyerini aşmak için değil, savunma hakkının etkin kullanımı için kritik bir güvencedir. Uygulamada en sık karşılaşılan risk, tercümanın sadece yüzeysel çeviri yapmasıdır. Sanık veya mağdur, duruşmadaki esaslı noktaların kendisine tam ve doğru aktarıldığından emin olmalıdır. Ayrıca, tercüman giderlerinin hangi hallerde devlet tarafından karşılanacağı ile sanığın kendi seçtiği tercüman için ödeme yapması gerektiği arasındaki ayrım, yargılama giderleri açısından dikkatle takip edilmelidir.”
Başka Dilde Sözlü Savunma Hakkı ve Giderler
Sanık, iddianamenin anlatılması ve esas hakkındaki mütalaanın verilmesi üzerine, kendisini daha iyi ifade edebileceğini beyan ettiği başka bir dilde sözlü savunma yapabilir. Bu süreçte tercüman, komisyon listesinden sanık tarafından seçilir.
Kural olarak, mahkeme tarafından atanan tercümanın giderleri Devlet Hazinesi tarafından karşılanır. Ancak sanığın kendi seçtiği tercüman ile başka dilde savunma yapması durumunda masraflar sanığa aittir. Bu imkân, yargılamayı sürüncemede bırakmak amacıyla kötüye kullanılamaz.
Uygulamada Sık Karıştırılan Noktalar
Ağır ceza mahkemesinin görevli olması, suçun işlendiği yerin yetkili olduğu gerçeğini değiştirmez; yetki, suçun işlendiği yer kurallarına göre belirlenir. Tercümanın mahkeme görevlisi olmaması tarafsızlık ilkesini zedelemez, ancak tercümanın sanığın savunmasını etkili yapmasına imkan verecek doğrulukta çeviri yapması esastır.
Bir ceza davasında tercüman atanması veya başka bir usuli işlemin yapılması, diğer hukuki sürelerin kendiliğinden durduğu anlamına gelmez. Hatalı tutanak düzeltilmeli veya işlem yenilenmelidir; kanun yolu süresi, kişinin etkili biçimde bilgilendirildiği tarihe göre denetlenmelidir.
Tercüman Görevlendirilmesinde Usul ve İtiraz Süreçleri
Soruşturma evresinde tercüman görevlendirilmesi, kolluk veya savcılık tarafından resen gerçekleştirilir. İfade alma veya sorgu işlemi öncesinde, kişinin Türkçe bilmediği veya iletişim engeli olduğu tespit edildiği anda, adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonları tarafından oluşturulan bilirkişi listesinden bir tercüman atanması esastır. Eğer bu listede ilgili dilde tercüman bulunamıyorsa, başka bir resmi kurumdan veya üniversiteden uzman desteği alınabilir. İfade tutanağının sonunda, tercümanın kimlik bilgileri, yemin metni ve çevirinin doğruluğuna dair imzası mutlaka yer almalıdır.
Kovuşturma evresinde ise tercüman, mahkeme başkanı veya hakim tarafından duruşma salonunda hazır bulundurulur. Sanık veya müdafi, tercümanın yeterliliğine veya çevirinin doğruluğuna ilişkin itirazlarını duruşma tutanağına geçirilmek üzere sözlü olarak dile getirebilir. Tercümanın tarafsızlığına veya çeviri kalitesine yönelik itirazlar, duruşmanın esasına geçilmeden önce yapılmalıdır. Mahkeme, bu itirazı yerinde görürse yeni bir tercüman atanmasına karar verebilir; aksi takdirde itirazın reddine dair gerekçeli bir ara karar oluşturulur.
İletişim Engeli Olan Kişilerde Özel Güvenceler
İşitme veya konuşma engeli bulunan kişiler için tercüman hakkı, yalnızca dil çevirisi değil, işaret dili veya yazılı iletişim araçlarının etkin kullanımını da kapsar. Bu kişilerin ifadeleri alınırken, iletişimlerini kolaylaştıracak uzman bir tercümanın yanı sıra, mümkünse bir psikolog veya sosyal hizmet uzmanının da hazır bulunması, savunma hakkının tam olarak kullanılabilmesi için tercih edilen bir yöntemdir. İletişim engeli olan şüphelilerin, kendilerine yöneltilen suçlamaları ve haklarını tam olarak anlayıp anlamadıkları, tutanakta açıkça belirtilmelidir.
Engelli bireylerin yargılamaya katılımında, duruşma salonunun teknik donanımı ve çeviri yönteminin kişinin engel durumuna uygunluğu denetlenmelidir. Eğer kişi okuma yazma biliyorsa, kendisine yöneltilen soruların yazılı olarak iletilmesi ve cevaplarının yazılı alınması, sözlü çeviride yaşanabilecek anlam kayıplarını önlemek adına bir yöntem olarak kullanılabilir. Bu süreçte, tercümanın görevi sadece kelimeleri aktarmak değil, kişinin meramını ve savunmasını hukuki bir bağlamda ifade etmesine yardımcı olmaktır.
Tercüme Hatalarının Yargılamaya Etkisi ve Düzeltme Yolları
Tercüme hataları, savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuruyorsa, bu durum yargılamanın adil bir şekilde yürütülmediği iddiasına temel oluşturabilir. İfade veya duruşma tutanağında, tercümanın yanlış çeviri yaptığına dair somut bir delil sunulması durumunda, mahkemece ses ve görüntü kayıtları incelenerek tutanakta düzeltme yapılması mümkündür. Hatalı çeviri nedeniyle sanığın yanlış anlaşıldığı veya savunma imkanının kısıtlandığı durumlarda, bu durumun kanun yolu aşamasında bozma sebebi olarak ileri sürülmesi mümkündür.
Tercümanın gizlilik yükümlülüğü, yargılama süreci boyunca devam eden bir sorumluluktur. Tercüman, görev sırasında öğrendiği bilgileri üçüncü kişilerle paylaşamaz ve bu yükümlülüğe aykırı davranması durumunda hukuki sorumluluğu doğar. Dosya üzerinde çalışan müdafiler, tercüme edilen belgelerin aslı ile karşılaştırmasını yaparak, çevirideki eksiklikleri veya hataları duruşma aşamasında mahkemeye sunmalıdır. Belge çevirilerinde, özellikle teknik terimlerin veya hukuki kavramların yanlış aktarılması, suçun vasfının belirlenmesinde yanıltıcı sonuçlar doğurabileceğinden, bu tür hataların tespiti savunma stratejisi açısından kritik bir öneme sahiptir.
Sıkça Sorulan Sorular
Ağır ceza mahkemesinde yargılanmak tutuklu olacağım anlamına mı gelir?
Hayır. Mahkemenin görevli olması sadece davanın görüleceği yeri belirler. Tutuklama kararı, CMK’daki şartların (kuvvetli şüphe, kaçma şüphesi vb.) varlığına bağlıdır.
Tercüman ücretini kim öder?
Kural olarak mahkeme tarafından atanan tercümanın giderleri Devlet Hazinesi tarafından karşılanır. Sanığın kendi seçtiği tercüman ile başka dilde savunma yapması durumunda masraflar sanığa aittir.
Tercüman hakkı tanıklar için de geçerli mi?
Evet, soruşturma evresinde dinlenen tanıklar için de tercüman görevlendirilebilir.
Görevsiz mahkemede yargılanırsam ne olur?
Görev kuralı kamu düzenine ilişkindir. Görevsiz bir mahkemede yürütülen yargılama usul hatası teşkil eder ve kararın bozulmasına neden olabilir.
