
İş kazası, sigortalının işyerinde bulunduğu sırada veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen ve bedenen ya da ruhen engelli hale getiren ani olaydır; meslek hastalığı ise işin niteliğinden kaynaklanan tekrarlanan sebeplerle oluşan sağlık sorunlarıdır. Bu durumlar, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında belirli bildirim yükümlülüklerine ve özel yargılama usullerine tabidir.
İş Kazası ve Meslek Hastalığı Kapsamı
Bir olayın iş kazası sayılabilmesi için sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, işveren tarafından yürütülen iş nedeniyle veya işverence sağlanan taşıtla işe gidiş-geliş sırasında gerçekleşmesi gerekir. Ayrıca, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilme veya emziren kadın sigortalının süt izni süresinde meydana gelen olaylar da bu kapsamdadır.
Meslek hastalığı ise sigortalının çalıştığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halleridir. Olayın iş kazası veya meslek hastalığı olarak nitelendirilebilmesi için sigortalılık statüsünün bulunması ve olay ile iş arasında uygun bir illiyet bağının varlığı şarttır.
Bildirim Yükümlülüğü ve Süreler
İşveren, iş kazasını kolluk kuvvetlerine derhal, Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) ise kazadan sonraki 3 iş günü içinde bildirmekle yükümlüdür. Meslek hastalığı durumunda ise işveren, hastalığı öğrendiği tarihten itibaren 3 iş günü içinde SGK’ya bildirimde bulunmalıdır.

Sürelerin hesabında olayın meydana geldiği veya öğrenildiği gün takip eden günden itibaren başlar. Resmi tatiller ve hafta sonları iş günü hesabına dahil edilmez. Bildirimler, SGK’nın ilgili elektronik sistemleri üzerinden veya doğrudan kuruma yazılı olarak yapılabilir.
“Av. Vedat Can SÜNERİN
İş kazası ve meslek hastalığı süreçlerinde en kritik nokta, olayın meydana geldiği andan itibaren tutulan kayıtların doğruluğu ve SGK bildirim sürelerine riayet edilmesidir. Arabuluculuk zorunluluğunun bulunmaması, tazminat davalarının doğrudan iş mahkemelerinde açılmasına imkan tanır. Ancak, kusur oranlarının ve maluliyet derecelerinin tespiti teknik bir süreç olduğundan, bilirkişi incelemeleri ve SGK kayıtları davanın seyrini belirleyen temel unsurlardır. Süreç yönetilirken idari bildirimlerin eksiksiz yapılması, ileride doğabilecek rücu davaları ve tazminat yükümlülükleri açısından büyük önem taşır.”
Uygulanabilir Adımlar ve Süreç Yönetimi
- Olay anında iş güvenliği önlemleri alınmalı ve olay yeri tutanağı tutulmalıdır.
- Sigortalı, en yakın sağlık kuruluşuna sevk edilerek gerekli tıbbi müdahale sağlanmalıdır.
- İşveren, yasal süresi içinde SGK bildirimini elektronik ortamda gerçekleştirmelidir.
- SGK, olayın iş kazası veya meslek hastalığı olup olmadığını inceleyerek tespit eder.
- Tazminat süreçlerinde kusur, maluliyet ve zarar hesabı bilirkişi incelemesi ile belirlenir.
Arabuluculuk İstisnası
İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca dava şartı olan arabuluculuk kapsamı dışındadır. Bu uyuşmazlıklarda arabulucuya başvurma zorunluluğu bulunmamaktadır; doğrudan iş mahkemelerinde dava açılabilir.
Uygulamada Sık Yapılan Hatalar
İşverenlerin en sık yaptığı hatalardan biri, yaralanma ile sonuçlanmayan ancak işin yürütümü sırasında meydana gelen olayların (ramak kala olaylar) bildirilmemesidir. Ayrıca, 3 iş günlük sürenin hafta sonları dahil edilerek yanlış hesaplanması veya kolluk kuvvetlerine bildirim yapılmaması ciddi idari ve hukuki riskler doğurur.
İşyerinde meydana gelen olayların kayıtlarının tutulmaması, ileride açılacak tazminat davalarında ispat güçlüğü yaratır. İlliyet bağının ispatlanamaması, olayın iş kazası statüsünde değerlendirilmemesine ve sigortalının hak kaybına uğramasına neden olabilir.
Görevli Kurum ve Mahkemeler
İdari süreçte Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), iş kazası ve meslek hastalığının tespiti ve gelir bağlanması süreçlerinde tek yetkili kurumdur. Tazminat ve rücu davalarında ise görevli mahkeme İş Mahkemeleridir. Bu süreçlerde kusur oranları ve maluliyet derecesi, mahkeme tarafından atanan bilirkişilerce teknik olarak belirlenir.
İş Kazası ve Meslek Hastalığında İlliyet Bağı ve İspat Yükü
İş kazası veya meslek hastalığı iddiasının hukuki sonuç doğurabilmesi için olay ile işin yürütümü arasında doğrudan bir illiyet bağının kurulması zorunludur. Sigortalının uğradığı zararın, işyerindeki faaliyetin bir sonucu olarak ortaya çıktığına dair delillerin sunulması, tazminat taleplerinin temelini oluşturur. İşveren, işyerinde gerekli güvenlik önlemlerini aldığını ve olayın işin yürütümüyle bağlantılı olmadığını ispatlayamadığı sürece, meydana gelen zarardan kusuru oranında sorumlu tutulur.
İspat sürecinde işyeri kaza defteri, iş güvenliği uzmanı raporları, tanık beyanları ve olay anına ilişkin kamera kayıtları kritik öneme sahiptir. Özellikle meslek hastalığı iddialarında, hastalığın işin niteliğinden kaynaklandığını gösteren tıbbi raporlar ve çalışma ortamındaki maruziyet ölçümleri, illiyet bağının kurulmasında belirleyici rol oynar. Eksik veya hatalı tutulan kayıtlar, işverenin kusursuzluk iddiasını zayıflatırken, sigortalının tazminat alacaklarını kanıtlamasını kolaylaştırabilir.
Kusur Oranı ve Maluliyet Derecesinin Belirlenmesi
İş kazası veya meslek hastalığı neticesinde ortaya çıkan maddi ve manevi tazminat miktarları, sigortalının maluliyet derecesi ve tarafların kusur oranlarına göre hesaplanır. Maluliyet derecesi, Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Kurulu tarafından belirlenen oranlar üzerinden tespit edilirken, kusur oranları ise mahkeme tarafından atanan iş güvenliği uzmanı ve hekimlerden oluşan bilirkişi heyeti tarafından değerlendirilir. Bu teknik inceleme, tazminatın miktarını doğrudan etkileyen en önemli aşamadır.
Uygulamada, işverenin iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına tam uyum sağlamış olması, kusur oranını azaltan bir faktör olarak değerlendirilebilir. Ancak, işverenin kusursuz olduğu durumlarda dahi, 5510 sayılı Kanun kapsamında sigortalının iş kazası sigortasından yararlanma hakkı saklıdır. Tazminat davalarında ise, sigortalının kendi kusuru veya ihmali, işverenin ödeyeceği tazminat miktarından indirim yapılmasına neden olabilir. Bu nedenle, her iki tarafın da kaza sonrası süreçte teknik ve tıbbi verileri eksiksiz bir şekilde dosyaya sunması, hak kaybını önlemek adına gereklidir.
İş Kazası ve Meslek Hastalığı Tazminat Türleri
İş kazası veya meslek hastalığı sonucu sigortalının veya vefatı halinde hak sahiplerinin talep edebileceği tazminatlar, maddi ve manevi olmak üzere iki ana başlıkta toplanır. Maddi tazminat, sigortalının kaza nedeniyle uğradığı gelir kaybını, tedavi masraflarını ve çalışma gücündeki azalmadan kaynaklanan ekonomik zararları karşılamayı amaçlar. Manevi tazminat ise, yaşanan olayın sigortalıda yarattığı elem, keder ve ruhsal çöküntünün telafisi için hükmedilen bir tazminat türüdür.
Tazminat hesaplamaları yapılırken, sigortalının yaşı, bakiye ömrü, kaza tarihindeki geliri ve maluliyet oranı gibi değişkenler dikkate alınır. Destekten yoksun kalan hak sahipleri, sigortalının vefatı durumunda destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilirler. Bu tazminatların hesaplanmasında, SGK tarafından bağlanan gelirlerin rücu edilebilir kısmı, işverenin ödeyeceği tazminattan mahsup edilir. Bu mahsup işlemi, mükerrer ödemeyi engellemek amacıyla yasal bir zorunluluk olarak uygulanır.
Sıkça Sorulan Sorular
İş kazası bildirimi yapılmazsa ne olur?
İşverene idari para cezası uygulanabilir ve SGK tarafından sigortalıya yapılan masraflar işverene rücu edilebilir.
Stajyerlerin geçirdiği kazalar iş kazası mıdır?
Evet, 5510 sayılı Kanun kapsamında stajyerler ve çıraklar da iş kazası sigortası kapsamındadır; bildirim işveren tarafından yapılmalıdır.
İş kazası davalarında arabulucuya gitmek gerekir mi?
Hayır, iş kazası ve meslek hastalığından kaynaklanan tazminat davaları arabuluculuk dava şartından muaftır.
