
Anlaşmalı boşanma başvurusu, eşlerin boşanma ve boşanmanın tüm mali ve kişisel sonuçları üzerinde mutabık kalarak hazırladıkları protokolü bir dava dilekçesi ekinde yetkili Aile Mahkemesine sunmalarıyla yapılır. Başvuru süreci, tarafların birlikte mahkemeye başvurması veya bir eşin açtığı boşanma davasını diğer eşin duruşmada kabul etmesi şeklinde ilerler.
Resmi nikah tarihinden itibaren en az bir yıl geçmiş olması gerekir.
Boşanmanın mali ve kişisel sonuçlarını içeren yazılı bir anlaşma zorunludur.
Tarafların boşanma iradelerini hakim huzurunda bizzat açıklamaları şarttır.
Anlaşmalı Boşanma İçin Temel Şartlar
Türk Medeni Kanunu uyarınca, anlaşmalı boşanmanın gerçekleşebilmesi için tarafların boşanma ve boşanmanın ferileri konusunda tam bir uzlaşı sağlamış olmaları gerekir. Bu uzlaşı, tarafların iradelerini özgürce yansıttığı yazılı bir protokol ile belgelenmelidir.
Evlilik birliğinin en az bir yıl sürmüş olması, anlaşmalı boşanma yoluna başvurabilmek için aranan temel yasal ön koşuldur. Bu sürenin dolmadığı durumlarda, taraflar anlaşmış olsalar dahi boşanma talepleri çekişmeli boşanma usulüne göre değerlendirilir.
Adım Adım Başvuru Süreci
- Protokol Hazırlığı: Boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu hakkında detaylı bir anlaşmalı boşanma protokolü düzenlenir.
- Dava Dilekçesi: Protokole atıf yapan ve boşanma talebini içeren bir dava dilekçesi hazırlanır.
- Başvuru: Dilekçe ve protokol, yetkili Aile Mahkemesi’nin bulunduğu adliyedeki tevzi bürosuna teslim edilerek dava açılır.
- Duruşma: Mahkeme tarafından belirlenen duruşma gününde taraflar bizzat hazır bulunur.
- Karar: Hakim, tarafları dinleyip protokolü uygun bulursa boşanmaya karar verir.
“Av. Vedat Can SÜNERİN
Anlaşmalı boşanma sürecinde en kritik nokta, hazırlanan protokolün infaza elverişli ve tüm mali sonuçları kapsayacak şekilde düzenlenmesidir. Tarafların duruşma günü mahkemede bizzat bulunmaları, boşanma iradelerini hakime sözlü olarak beyan etmeleri yasal bir zorunluluktur. Protokolde yer alan velayet, nafaka ve tazminat gibi hususların çocukların ve tarafların menfaatine uygunluğu hakim tarafından denetlenir. Bu nedenle, protokolün hukuki bir dille ve eksiksiz hazırlanması, davanın çekişmeliye dönüşmemesi açısından büyük önem taşır.”
Görevli ve Yetkili Merci
Anlaşmalı boşanma davalarında görevli mahkeme Aile Mahkemesi’dir. Aile Mahkemesi bulunmayan yerlerde bu davalara Aile Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemeleri bakar.

Yetkili mahkeme ise genel kural olarak eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Taraflar, yetki konusunda mutabık kalarak farklı bir yerdeki Aile Mahkemesinde de dava açabilirler.
Boşanmanın Feri Sonuçları: Velayet, Nafaka ve Tazminat
Anlaşmalı boşanma protokolünde velayet, kişisel ilişki, nafaka, tazminat ve mal rejimi gibi hususların açıkça düzenlenmesi gerekir. Protokolde bu konulardan birinin eksik bırakılması veya belirsiz olması, hakimin protokolü onaylamasını engelleyebilir.
Velayet hakkı, ortak çocukların geleceği açısından protokolün en kritik parçasıdır. Hakim, çocukların menfaatlerini gözeterek protokolde değişiklik önerebilir; bu durumda tarafların değişikliği kabul etmesi halinde boşanma gerçekleşir.
Uygulamada Sık Yapılan Hatalar
Tarafların duruşmaya bizzat katılmayıp vekil ile temsil edilmeye çalışılması, anlaşmalı boşanmanın temel şartına aykırıdır. Hakim, tarafların boşanma iradesini bizzat duymak zorundadır.
Protokolde nafaka veya tazminat gibi mali konuların belirsiz bırakılması, ileride yeni uyuşmazlıkların doğmasına neden olabilir. Ayrıca, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin düzenlemelerin yapılmaması, boşanma sonrasında ayrı bir mal paylaşımı davası açılmasını gerektirebilir.
Anlaşmalı Boşanma Protokolünde Mal Rejimi Tasfiyesi
Anlaşmalı boşanma protokolü, yalnızca boşanma iradesini değil, evlilik birliği süresince edinilen malvarlığı değerlerinin paylaşımını da kapsamalıdır. Taraflar, edinilmiş mallara katılma rejimi veya seçtikleri diğer mal rejimleri çerçevesinde, taşınmazlar, araçlar ve banka hesapları üzerindeki haklarını protokolde açıkça belirlemelidir. Protokolde mal paylaşımına dair bir hüküm bulunmaması veya bu konunun ‘daha sonra çözülecektir’ şeklinde muğlak bırakılması, mahkemenin protokolü eksik bularak onaylamamasına veya tarafların boşanma sonrası yeni bir mal paylaşımı davası ile karşı karşıya kalmasına yol açabilir.
Uygulamada taraflar, malvarlığı değerlerini birbirlerine devretme veya mevcut durumun korunması konusunda mutabık kalabilirler. Eğer bir taşınmazın devri söz konusu ise, protokolde bu devrin hangi şartlarda ve ne zaman yapılacağının detaylandırılması, ileride doğabilecek icra süreçlerini engellemek adına kritiktir. Mal rejiminin tasfiyesine ilişkin hükümlerin, boşanma kararının kesinleşmesiyle birlikte hukuki sonuç doğuracağı unutulmamalıdır; bu nedenle protokolün, boşanma kararının kesinleşme tarihine endeksli bir tasfiye planı içermesi en güvenli yoldur.
Velayet ve Kişisel İlişki Düzenlemelerinde Çocuk Yararı İlkesi
Anlaşmalı boşanma protokolünde ortak çocukların velayetinin kime bırakılacağı ve diğer eş ile çocuk arasında kurulacak kişisel ilişkinin günleri, saatleri ve kapsamı net bir şekilde yazılmalıdır. Hakim, tarafların iradesiyle bağlı olsa da, çocuk yararını gözeterek protokoldeki kişisel ilişki düzenlemesini yetersiz bulabilir veya çocuğun üstün yararı gereği bu düzenlemede değişiklik yapılmasını isteyebilir. Özellikle okul dönemleri, bayramlar ve tatil günleri gibi özel zaman dilimlerinin protokolde açıkça belirtilmemesi, taraflar arasında ileride velayet veya kişisel ilişkiyi yeniden düzenleme davalarının açılmasına neden olan temel bir eksikliktir.
Protokolde yer alan nafaka miktarı, çocuğun eğitim, sağlık ve barınma giderlerini karşılayacak düzeyde olmalıdır. Hakim, protokolde belirlenen iştirak nafakası miktarını, çocuğun ihtiyaçları ile tarafların ekonomik durumları arasında bir dengesizlik görmesi halinde artırabilir veya taraflardan bu konuda yeni bir beyan isteyebilir. Tarafların, çocuğun gelecekteki olası ihtiyaçlarını öngörerek, nafakanın her yıl ne oranda artırılacağına dair bir endeks veya oran belirlemesi, mahkeme sürecinin tek celsede tamamlanmasını kolaylaştıran bir unsurdur.
Duruşma Gününde İrade Beyanının Hukuki Niteliği
Anlaşmalı boşanma davasında duruşma günü, tarafların mahkeme huzurunda boşanma iradelerini ve protokolün tüm şartlarını kabul ettiklerini sözlü olarak beyan ettikleri en önemli aşamadır. Taraflardan birinin duruşmaya mazeretsiz katılmaması veya duruşma anında protokoldeki şartlardan birine itiraz etmesi, anlaşmalı boşanma iradesinin ortadan kalktığı anlamına gelir. Bu durumda mahkeme, anlaşmalı boşanma davasını çekişmeli boşanma davasına dönüştürerek taraflardan delillerini sunmalarını ve iddialarını ispatlamalarını talep eder.
Duruşma sırasında hakimin taraflara yönelttiği sorular, protokolün içeriğinin taraflarca tam olarak anlaşılıp anlaşılmadığını ve iradelerinin baskı altında olup olmadığını tespit etmeye yöneliktir. Tarafların, protokolde yer alan mali yükümlülükleri ve velayet düzenlemelerini özgür iradeleriyle kabul ettiklerini açıkça ifade etmeleri, kararın kesinleşme sürecini hızlandırır. Duruşma esnasında tarafların protokolde küçük bir değişiklik yapma talebi, hakimin uygun görmesi ve diğer tarafın da onaylaması şartıyla tutanağa geçirilerek boşanma kararı verilebilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Anlaşmalı boşanma ne kadar sürer?
Anlaşmalı boşanma, mahkemelerin iş yoğunluğuna göre değişmekle birlikte genellikle tek celsede sonuçlanan hızlı bir süreçtir.
Protokolde değişiklik yapılabilir mi?
Hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini gözeterek protokolde değişiklik önerebilir. Bu değişiklikler taraflarca kabul edilirse boşanmaya hükmedilir.
Avukat tutmak zorunlu mu?
Kanunen zorunlu değildir; ancak protokolün hukuki geçerliliği ve hak kaybı yaşanmaması adına uzman desteği alınması önerilir.
