
Evlat edinme ilişkisinin kaldırılması, tarafların kişisel iradeleriyle, karşılıklı anlaşmalarıyla veya pişmanlık gibi kişisel gerekçelerle mümkün değildir. Türk Medeni Kanunu, geçerli şekilde kurulmuş bir evlatlık ilişkisinin tarafların iradesiyle sona erdirilmesine izin vermez. İlişkinin kaldırılması, yalnızca kanunda sınırlı olarak sayılan rıza eksikliği veya esasa ilişkin diğer hukuki noksanlıkların varlığı halinde, mahkeme kararıyla ve geleceğe dönük sonuç doğuracak şekilde gerçekleştirilebilir.
Evlatlık İlişkisinin Kaldırılmasıyla Hısımlık Ortadan Kalkar mı?
Evlatlık ilişkisinin mahkeme kararıyla kaldırılması durumunda, evlat edinme ile kurulan tüm hukuki bağlar sona erer. Bu bağlamda; evlatlık ile evlat edinen arasındaki soybağı, mirasçılık hakları, nafaka yükümlülüğü ve evlenme yasağı gibi evlat edinmeden doğan tüm hısımlık ilişkileri ortadan kalkar. Evlatlık, evlat edinenin velayetinden çıkar ve evlat edinenin soyadını kullanıyorsa, karar kesinleştiğinde eski soyadına döner.
Evlatlık İlişkisinin Kaldırılmasını Gerektiren Yasal Sebepler
Evlatlık ilişkisinin kaldırılması davası, işlemin kuruluşundaki hukuki sakatlıkların giderilmesi amacıyla açılan bozucu yenilik doğuran bir davadır. Kanunda öngörülen temel sebepler şunlardır:

- Rıza Eksikliği: Evlat edinme sürecinde yasal olarak rızası alınması gereken kişilerin (ana-baba, ayırt etme gücüne sahip çocuk veya eş) rızası alınmamışsa, bu kişiler ilişkinin kaldırılmasını talep edebilir.
- Esasa İlişkin Diğer Noksanlıklar: Evlat edinme işleminin, yaş farkı, bakım süresi veya evlat edinme ehliyeti gibi kanuni şartları taşımaması durumunda, Cumhuriyet savcısı veya her ilgili kişi davanın açılmasını isteyebilir.
Mahkeme, rıza eksikliği veya usule ilişkin noksanlıklar bulunsa dahi, ilişkinin kaldırılmasının çocuğun menfaatini ağır biçimde zedeleyeceği kanaatine varırsa, talebi reddedebilir. Çocuğun üstün yararı, her zaman hukuki noksanlığın önünde tutulur.
“Av. Vedat Can SÜNERİN
Evlat edinme ilişkisinin kaldırılması, tarafların kişisel iradeleriyle değil, yalnızca kanunda belirtilen rıza eksikliği veya esasa ilişkin hukuki noksanlıkların varlığı halinde mahkeme kararıyla gerçekleşebilir. Mahkemeler, bu tür davalarda çocuğun üstün yararını temel kriter olarak alır ve usule ilişkin noksanlıklar bulunsa dahi, ilişkinin kaldırılmasının çocuğun menfaatini ağır biçimde zedeleyeceği durumlarda talebi reddedebilir. Bu nedenle, dava açmadan önce öğrenme tarihinden itibaren başlayan 1 yıllık hak düşürücü sürenin ve somut hukuki sakatlığın varlığının dikkatle değerlendirilmesi gerekir.”
Görevli Mahkeme ve Dava Süreci
Evlatlık ilişkisinin kaldırılması davasında görevli mahkeme Aile Mahkemesidir. Aile mahkemesinin bulunmadığı yerlerde ise Asliye Hukuk Mahkemesi, aile mahkemesi sıfatıyla davaya bakar.
Dava dilekçesinde, kaldırma sebebi ve bu sebebin öğrenildiği tarih açıkça belirtilmelidir. İddia edilen hukuki sakatlık, nüfus kayıtları, evlat edinme dosyası veya tanık beyanları gibi somut delillerle ispatlanmalıdır. Mahkeme, çocuğun üstün yararını gözeterek bir inceleme yapar ve noksanlıklar dava sürecinde giderilmişse talebi reddedebilir.
Hak Düşürücü Süre ve Uygulama Sınırları
Evlatlık ilişkisinin kaldırılması davası, kaldırma sebebinin öğrenilmesinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süreye tabidir. Bu süre, davacının kaldırma sebebini fiilen öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Geçmişte kanunda yer alan mutlak hak düşürücü süreler, güncel uygulamada yerini öğrenme tarihine dayalı süreye bırakmıştır. Bu nedenle, öğrenme tarihinden itibaren 1 yıllık sürenin geçirilmesi davanın esasa girilmeden reddine yol açar.
Uygulamada Sık Karıştırılan Noktalar
Tarafların artık anlaşamıyoruz diyerek mahkemeye başvurup evlatlık ilişkisini bitirebileceklerini sanmaları en sık yapılan hatadır. Kanun, evlatlık ilişkisini tarafların iradesine bırakmamıştır. Evlatlığın mirastan yoksun bırakılması veya mirasçılıktan çıkarılması, evlatlık ilişkisini sona erdirmez; bu iki kurum birbirinden tamamen farklıdır.
Evlatlık Verilen Çocuğun Geri Alınması ve Hukuki Statüsü
Evlatlık verilen bir çocuğun biyolojik ailesi tarafından geri alınması, evlat edinme kararının kesinleşmesinden sonra kural olarak mümkün değildir. Evlat edinme, evlatlık ile evlat edinen arasında tam bir soybağı kurduğundan, biyolojik ana ve babanın velayet hakları kalıcı olarak sona erer. Biyolojik ailenin çocuğun geri verilmesini talep etmesi, ancak evlat edinme kararının kendisinin hukuken geçersiz olduğu veya kaldırılmasını gerektiren bir sakatlığın varlığı durumunda gündeme gelebilir. Bu süreç, çocuğun biyolojik ailesine iadesini değil, evlatlık ilişkisinin hukuki olarak ortadan kaldırılmasını ifade eder.
Uygulamada biyolojik ebeveynlerin, evlat edinme sürecindeki rızalarının sakatlandığını veya iradelerinin fesada uğratıldığını iddia ederek dava açtıkları görülmektedir. Ancak mahkemeler, evlat edinme kararının kesinleşmiş olması ve aradan geçen sürede çocuk ile evlat edinen arasında kurulan duygusal ve sosyal bağın derinliği nedeniyle, bu talepleri oldukça sıkı şartlara bağlamıştır. Çocuğun evlat edinen aile yanındaki yaşam düzeninin bozulması, çocuğun üstün yararı ilkesi gereği genellikle reddedilme sebebidir. Dolayısıyla, sadece biyolojik ailenin pişmanlığı, evlatlık ilişkisinin kaldırılması için yeterli bir hukuki dayanak oluşturmaz.
Evlatlık İlişkisinin Kaldırılmasında İspat Yükü ve Deliller
Evlatlık ilişkisinin kaldırılması davasında ispat yükü, ilişkinin kaldırılmasını talep eden tarafa aittir. Davacı, evlat edinme kararının kuruluş aşamasında mevcut olan hukuki noksanlığı veya rıza eksikliğini somut delillerle ortaya koymak zorundadır. Bu kapsamda, evlat edinme dosyasındaki belgeler, rıza beyanlarının alındığı tutanaklar ve varsa tarafların iradesini sakatlayan durumları gösteren yazılı deliller mahkemeye sunulmalıdır. İspatın yetersiz kaldığı veya iddiaların soyut beyanlardan ibaret olduğu durumlarda, mahkeme davanın reddine karar verir.
Tanık beyanları, özellikle rıza eksikliği iddialarında yardımcı bir delil olarak kullanılsa da, tek başına evlat edinme kararını ortadan kaldırmaya yetmez. Mahkeme, çocuğun evlat edinen aile ile olan uyumunu, bakım şartlarını ve ilişkinin devamının çocuk üzerindeki etkilerini belirlemek için sosyal inceleme raporu (SİR) talep eder. Sosyal hizmet uzmanları tarafından hazırlanan bu raporlar, davanın sonucunu belirleyen en önemli delil niteliğindedir. Eğer rapor, ilişkinin kaldırılmasının çocuğun psikolojik veya sosyal gelişimini olumsuz etkileyeceğini ortaya koyarsa, hukuki noksanlıklar giderilebilir nitelikte olsa dahi mahkeme talebi reddedebilir.
Evlatlık İlişkisinin Kaldırılmasının Miras ve Soyadı Üzerindeki Etkileri
Mahkeme kararıyla evlatlık ilişkisinin kaldırılması, evlatlığın evlat edinenin mirasçısı olma hakkını derhal sona erdirir. Kararın kesinleştiği tarihten itibaren evlatlık, evlat edinenin yasal mirasçısı olamaz ve evlat edinen de evlatlığın mirasçısı sıfatını kaybeder. Ancak, ilişkinin devam ettiği süre boyunca doğmuş olan miras hakları veya yapılmış olan tasarruflar, kararın geçmişe etkili olmaması nedeniyle kural olarak korunur. Bu durum, evlatlık ilişkisinin kaldırılmasının sadece geleceğe yönelik bir hukuki sonuç doğurmasından kaynaklanır.
Soyadı konusunda ise, evlatlık ilişkisinin kaldırılmasıyla birlikte evlatlık, evlat edinenin soyadını kullanma hakkını kaybeder. Mahkeme kararı kesinleştiğinde, nüfus kayıtlarında gerekli düzeltmeler yapılarak evlatlık, evlat edinilmeden önceki soyadına veya mahkemece belirlenen başka bir soyadına döner. Bu süreç, nüfus müdürlükleri nezdinde idari bir işlemle tamamlanır. İlişkinin kaldırılması, evlatlığın biyolojik ailesiyle olan mirasçılık ilişkisini ise yeniden canlandırabilir; zira evlat edinme ile kesilen soybağı, ilişkinin kaldırılmasıyla birlikte hukuken yeniden kurulmuş sayılır.
Sık Sorulan Sorular
Evlatlık ilişkisi tarafların anlaşmasıyla sona erdirilebilir mi?
Hayır, tarafların karşılıklı anlaşması veya noterde düzenlenecek bir sözleşme ile evlatlık ilişkisi sona erdirilemez.
Evlatlık ilişkisi kaldırılınca biyolojik aileye geri dönülür mü?
İlişkinin kaldırılması, evlatlık ile evlat edinen arasındaki bağı sona erdirir. Çocuğun biyolojik ailesiyle olan ilişkisi, mahkemenin velayet konusundaki kararına göre yeniden şekillenir.
Evlatlık ilişkisinin kaldırılması geçmişe etkili midir?
Hayır, mahkeme kararı geleceğe dönük sonuç doğurur. İlişki devam ederken doğan nafaka veya bakım yükümlülükleri gibi haklar ve borçlar geçerliliğini korur.
