
Boşanma davasında hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarının artırılması veya azaltılması, ancak yargılama süreci henüz devam ederken ve karar kesinleşmeden önce usulüne uygun başvurularla mümkündür. Karar kesinleştikten sonra tazminat miktarı kesin hüküm teşkil eder ve bu aşamadan sonra miktar değişikliği talep edilemez; ancak boşanma davası sırasında tazminat istenmemişse, kararın kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde ayrı bir dava açılabilir.
Dava devam ederken ıslah yoluyla tazminat miktarı bir defaya mahsus artırılabilir.
Karar kesinleştikten sonra tazminat miktarında değişiklik yapılması hukuken mümkün değildir.
Boşanma sonrası açılacak tazminat davası için bir yıllık hak düşürücü süre mevcuttur.
Yargılama Sürecinde Miktar Değişikliği (Islah)
Boşanma davası devam ederken, taraflar dava dilekçesinde belirttikleri tazminat miktarını ıslah yoluyla artırma hakkına sahiptir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca, tahkikat bitinceye kadar taraflar bu hakkı bir defaya mahsus kullanabilirler.
Islah işlemi için karşı tarafın rızası aranmaz. Ancak, dava dilekçesinde miktar açıkça belirtilmemişse veya ıslah dilekçesi verilmemişse, mahkeme talep edilen miktarın üzerinde bir tazminata hükmedemez; hakim talep sonucuyla bağlıdır.
Karar Kesinleştikten Sonra Durum
Boşanma kararı ve buna bağlı tazminat hükmü kesinleştikten sonra, tazminatın az veya çok olduğu gerekçesiyle aynı tazminat kalemi için yeniden dava açılamaz. Bu durum kesin hüküm kuralının bir sonucudur.

İstisnai olarak, tazminat toptan değil de irat şeklinde bağlanmışsa, tarafların mali durumlarının önemli ölçüde değişmesi halinde iradın uyarlanması talep edilebilir. Anlaşmalı boşanma protokolü ile tazminat haklarından feragat edilmişse, sonradan bu konuda dava açılması mümkün değildir.
“Av. Vedat Can SÜNERİN
Tazminat miktarının belirlenmesinde en kritik unsur, yargılama aşamasındaki kusur ispatı ve talep edilen miktarın usulüne uygun şekilde ıslah edilmesidir. Karar kesinleştikten sonra tazminat miktarında değişiklik yapılması hukuken mümkün olmadığından, dava süreci devam ederken tarafların ekonomik durumlarını ve uğranılan zararı net bir şekilde ortaya koymaları gerekir. Özellikle anlaşmalı boşanma protokollerinde tazminat haklarından feragat edilip edilmediği, sonradan açılacak davaların başarısı açısından belirleyici bir rol oynamaktadır.”
Tazminat Miktarını Belirleyen Ölçütler
Mahkeme, tazminat miktarını takdir ederken tarafların kusur durumunu esas alır. Tazminat talep eden tarafın, diğer taraftan daha az kusurlu olması veya kusursuz olması şarttır; eşit kusurlu taraflar tazminat alamaz.
Tarafların ekonomik ve sosyal durumları, gelirleri ve yaşam standartları tazminatın uygun miktarını belirlemede temeldir. Ayrıca, Türk Medeni Kanunu uyarınca hakim, somut olayın özelliklerine ve hakkaniyete göre bir miktar belirler; manevi tazminatta kişilik haklarına saldırının ağırlığı dikkate alınır.
Görevli Merci ve Başvuru Yolu
Tazminat talepleri için görevli mahkeme Aile Mahkemeleridir. Boşanma davası ile birlikte istenmeyen tazminatlar, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde ayrı bir dava ile talep edilebilir.
Bu süre zamanaşımı süresi olup, dava dilekçesi ile talep edilmelidir. Boşanma davası devam ederken tazminat talebi, dava veya cevap dilekçesi ile ileri sürülür.
Uygulamada Sık Yapılan Hatalar
- Tazminat miktarının dava dilekçesinde net bir rakamla belirtilmemesi.
- Boşanma kesinleştikten sonra bir yıllık sürenin geçirilmesi.
- Eşit kusurlu tarafların birbirlerinden tazminat talep etmesi.
- Anlaşmalı boşanma sonrası tazminat davası açmaya çalışmak.
İcra ve Tahsil Aşaması
Tazminat kararı kesinleştikten sonra, ödeme yapılmazsa ilamlı icra takibi başlatılabilir. Tazminatın toptan ödenmesi esastır; ancak tarafların anlaşması veya hakimin takdiri ile taksitli ödenmesine karar verilebilir.
Borçlunun mal varlığına haciz konulabilir. Tazminat alacağı, kararın kesinleşme tarihinden itibaren işleyecek faize tabidir.
Tazminat Miktarının Belirlenmesinde Kusur Oranının Etkisi
Maddi ve manevi tazminat miktarının artırılması veya azaltılması taleplerinde, mahkemenin dikkate aldığı en temel unsur tarafların boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleridir. Kusur oranındaki değişim, tazminatın miktarını doğrudan etkileyen bir faktör olup, yargılama aşamasında sunulan delillerle bu oranların netleştirilmesi gerekir. Eğer bir tarafın kusurunun daha ağır olduğu sonradan ortaya çıkan somut delillerle ispat edilirse, tazminat miktarının artırılması veya azaltılması yönündeki taleplerin kabul görme ihtimali artar.
Kusur oranının belirlenmesinde, tarafların evlilik birliği içerisindeki davranışları, sadakat yükümlülüğüne aykırılıklar veya ekonomik şiddet gibi unsurlar ayrı ayrı değerlendirilir. Hakim, tarafların sunduğu tanık beyanları, mesaj kayıtları veya diğer belgeler ışığında kusur dağılımını yeniden gözden geçirebilir. Ancak, tarafların eşit kusurlu olduğu bir senaryoda, tazminat miktarının artırılması veya azaltılması talebi hukuki dayanağını yitirir; zira eşit kusurlu taraflar birbirlerinden tazminat talep edemezler.
Ekonomik Durum Değişikliklerinin Tazminata Etkisi
Tazminat miktarının belirlenmesinde tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminatın ödenme gücü ve alacaklının ihtiyaçları ile doğrudan bağlantılıdır. Yargılama süreci devam ederken taraflardan birinin işini kaybetmesi, gelir düzeyinde ciddi bir düşüş yaşaması veya beklenmedik bir malvarlığı artışı elde etmesi, tazminat miktarının yeniden değerlendirilmesini gerektirebilir. Bu tür ekonomik değişimler, hakkaniyet ilkesi çerçevesinde tazminatın miktarının artırılması veya azaltılması için mahkemeye sunulacak dilekçelerde gerekçe olarak kullanılabilir.
Ekonomik durum değişikliğinin tazminat miktarına yansıması için bu değişikliğin belgelendirilmesi zorunludur. Maaş bordroları, tapu kayıtları, banka hesap dökümleri veya ticari faaliyetlere ilişkin belgeler, mahkemenin tazminat miktarını hakkaniyete uygun şekilde yeniden belirlemesine yardımcı olur. Belgelendirilmeyen veya soyut kalan ekonomik durum iddiaları, tazminat miktarının değiştirilmesi taleplerinde mahkeme tarafından dikkate alınmaz. Bu nedenle, tarafların mali durumlarındaki her türlü önemli değişikliği, yargılama bitmeden önce mahkemeye bildirmeleri ve delilleriyle desteklemeleri büyük önem taşır.
Tazminatın İrat Şeklinde Ödenmesi ve Uyarlama
Maddi ve manevi tazminatın toptan ödenmesi yerine irat şeklinde, yani belirli periyotlarla ödenmesine karar verildiği durumlarda, miktarın artırılması veya azaltılması süreci farklı bir işleyişe sahiptir. İrat şeklinde bağlanan tazminatlarda, tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde, tazminatın uyarlanması talep edilebilir. Bu durum, kesin hüküm kuralının bir istisnası olarak, tazminatın günün şartlarına ve tarafların değişen ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlenmesine olanak tanır.
İrat şeklindeki tazminatın uyarlanması talebi, boşanma davasının kesinleşmesinden sonra da açılabilir. Ancak bu talep, sadece tazminatın ödenme şekli ve miktarı ile sınırlıdır; boşanma kararının kendisi veya tazminatın temelindeki kusur durumu bu aşamada tekrar tartışmaya açılamaz. Uyarlama davasında hakim, tarafların güncel gelirlerini, yaşam maliyetlerini ve tazminatın başlangıçtaki amacını göz önünde bulundurarak bir karar verir. Bu süreç, tazminatın değerini korumak veya ödeme gücünü aşan yükümlülükleri dengelemek için başvurulan yasal bir yoldur.
Sık Sorulan Sorular
Tazminat miktarı enflasyona göre güncellenebilir mi?
Hayır, dava kesinleştikten sonra tazminat miktarının enflasyon veya alım gücü kaybı gerekçesiyle artırılması mümkün değildir.
Manevi tazminat miktarı nasıl artırılır?
Dava süreci devam ederken, kişilik haklarına yönelik saldırının boyutu veya yeni ortaya çıkan delillerle ıslah dilekçesi verilerek miktar artırılabilir.
Tazminat ödenmezse hapis cezası var mı?
Maddi ve manevi tazminat borcu özel hukuktan kaynaklanır; ödenmemesi doğrudan hapis cezası gerektirmez ancak icra takibi ile malvarlığına haciz konulabilir.
