
Cebri icra yoluyla yapılan satışlarda ve mahkeme kararıyla gerçekleştirilen ortaklığın giderilmesi gibi açık artırmalı satışlarda yasal önalım (şufa) hakkı kullanılamaz. Türk Medeni Kanunu’nun 733. maddesi uyarınca, paydaşın kendi serbest iradesiyle yaptığı satışlardan farklı olarak, cebri artırma ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu kapsamındaki satışlar, önalım hakkının istisnaları arasında yer alır. Bu nedenle, icra müdürlükleri veya mahkemeler eliyle gerçekleştirilen satışlarda, diğer paydaşların önalım hakkına dayanarak tapu iptali ve tescil davası açma imkânı bulunmamaktadır.
Cebri İcra ve Mahkeme Satışlarında Önalım Hakkı Neden Doğmaz?
Önalım hakkı, paylı mülkiyette paydaşlardan birinin payını üçüncü bir kişiye iradi olarak satması durumunda diğer paydaşlara tanınan bir haktır. Cebri icra veya mahkeme eliyle yapılan satışların hukuki niteliği, bu haktan yararlanmaya engeldir.
- İradi Satış Değildir: Cebri satışlar, borçlunun rızasına dayanmayan, devletin cebir gücüyle gerçekleştirilen zorunlu devirlerdir.
- Kamu Düzeni ve İhale Güvenliği: İcra ve İflas Kanunu, satışın süratle sonuçlanmasını ve ihale alıcısının hukuki güvenliğini korumayı amaçlar.
- Yasal Düzenleme: 25 Aralık 2025 tarihinde yürürlüğe giren 7571 sayılı Kanun ile TMK 733. maddesinde yapılan değişiklikle, cebri artırmalarda önalım hakkının kullanılamayacağı açıkça hüküm altına alınmıştır.
Ortaklığın Giderilmesi Satışlarında Uygulama
Ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davaları sonucunda taşınmazın satılmasına karar verilmesi durumunda, bu satış mahkeme gözetiminde ve açık artırma usulüyle yapılır. Bu süreç, TMK 733. maddesindeki cebri artırma kapsamında değerlendirildiğinden, paydaşların bu satışa karşı önalım hakkını kullanması hukuken mümkün değildir.

Paydaşlar, bu tür satışlarda önalım hakkı yerine, ihaleye bizzat katılarak taşınmazı satın alma veya paylarını koruma yoluna gidebilirler. İhale sürecinde paydaşların ihaleye katılması, taşınmazın mülkiyetinin paydaşlar arasında kalmasını sağlayan yasal bir yöntemdir.
“Av. Vedat Can SÜNERİN
Cebri icra ve mahkeme satışlarında önalım hakkının doğmayacağı kuralı, mülkiyetin devir mekanizmasına dayanır. İradi satışlar ile devletin cebri gücüyle yapılan satışlar arasındaki bu temel ayrım, paydaşların dava stratejilerini doğrudan etkiler. 25 Aralık 2025 tarihli yasal düzenleme, özellikle süreler ve bildirim usulleri bakımından yeni bir dönem başlatmıştır. Paydaşların, taşınmazın satış türünü ve işlemin kesinleşme tarihini doğru tespit etmeleri, gereksiz dava süreçlerinden kaçınmaları adına kritik bir öneme sahiptir.”
Önalım Hakkı Süreleri ve Bildirim Yükümlülüğü
7571 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler sonrası önalım hakkına ilişkin süreler ve bildirim usulleri yeniden düzenlenmiştir. Satışın, alıcı veya satıcı tarafından diğer paydaşlara noter aracılığıyla bildirilmesi zorunludur.
- Satışın noter aracılığıyla paydaşlara bildirilmesi.
- Bildirim tarihinden itibaren üç ay içinde önalım hakkının kullanılması.
- Her hâlde satışın üzerinden bir yıl geçmekle hakkın düşmesi.
Not: 25.12.2025 tarihinden önce gerçekleşen satışlarda, değişiklikten önceki iki yıllık azami süre kuralı uygulanmaya devam eder. Süre hesabı, tebliğ mazbatası veya resmî kayıtlar üzerinden titizlikle yapılmalıdır.
Önalım Hakkının Kullanılamadığı Diğer Haller
Önalım hakkı, yalnızca payın üçüncü kişiye iradi satılması durumunda doğar. Aşağıdaki hallerde de önalım hakkı ileri sürülemez:
- Paydaşlar Arası Satış: Payın bir diğer paydaşa satılması durumunda önalım hakkı doğmaz.
- Bağış ve Takas: Payın bağışlanması veya takas edilmesi gibi satış dışı devirlerde önalım hakkı kullanılamaz.
- Fiili Taksim: Paydaşlar arasında taşınmazın bölümlerinin fiilen paylaşıldığı durumlarda, dürüstlük kuralı gereği önalım hakkı kullanılamaz.
İhale Sürecinde Paydaşın İhaleye Katılımı ve Hak Kaybı Riski
Cebri icra veya ortaklığın giderilmesi satışlarında önalım hakkının bulunmaması, paydaşların taşınmaz üzerindeki mülkiyet haklarını korumak için ihaleye bizzat katılmalarını zorunlu kılar. İhale sürecinde paydaşın, diğer katılımcılarla aynı şartlarda teklif vermesi ve ihale bedelini yatırması gerekir. Paydaşın ihaleye katılmaması veya teklif vermemesi durumunda, ihale sonucunda oluşan mülkiyet değişikliğine karşı sonradan bir hak iddia etmesi hukuken mümkün değildir. Bu süreçte paydaşın, ihale ilanını takip etmesi ve satış şartnamesinde belirtilen teminat miktarını süresi içinde yatırması, mülkiyetin korunması bakımından en kritik aşamadır.
İhaleye katılan paydaşın, satış bedelini ödeme yükümlülüğü diğer katılımcılarla aynıdır. Paydaşın, önalım hakkı iddiasıyla dava açmak yerine ihaleye katılarak taşınmazı kendi adına tescil ettirmesi, mülkiyetin paydaşlar arasında kalmasını sağlayan tek yasal yoldur. İhale kesinleşip tescil işlemi tamamlandıktan sonra, ihalenin usulsüz olduğu iddiası dışında, önalım hakkına dayalı bir tapu iptali ve tescil davası açılması, mahkemelerce reddedilir. Bu nedenle, paydaşların ihale sürecindeki usul hatalarını, önalım hakkı iddiasından ayırarak takip etmeleri gerekir.
İhale Usulsüzlüğü ile Önalım Hakkı İddiasının Ayrımı
Uygulamada, cebri satışlarda önalım hakkı bulunmadığını bilen paydaşların, ihalenin usulsüz yapıldığı iddiasıyla şikâyet yoluna başvurdukları görülmektedir. İhale usulsüzlüğü, satışın ilanı, tebligat eksikliği veya ihale anındaki usul hataları gibi teknik nedenlere dayanır ve bu durum önalım hakkından tamamen farklı bir hukuki kurumdur. İhale usulsüzlüğü şikâyeti, ihalenin feshini amaçlar ve bu talep kabul edilirse ihale iptal edilir; ancak bu durum, paydaşa doğrudan önalım hakkı kazandırmaz. Paydaşın, ihalenin feshini talep ederken, kendi hukuki yararını ve ihalenin hangi usul kuralına aykırı yapıldığını somut delillerle ispatlaması şarttır.
İhalenin feshi davası, önalım davasından farklı olarak, satışın yapıldığı icra dairesinin bağlı olduğu icra mahkemesinde görülür. Bu davada, ihalenin feshi için öngörülen kısa sürelere uyulması, davanın esastan incelenebilmesi için ön koşuldur. Paydaşın, ihalenin feshi davası açması, taşınmazın mülkiyetini doğrudan kendisine geçirmesini sağlamaz; yalnızca mevcut ihalenin ortadan kaldırılmasını ve taşınmazın yeniden satışa çıkarılmasını sağlar. Bu nedenle, paydaşın ihalenin feshini talep ederken, taşınmazın tekrar satışa çıkması durumunda ihaleye katılma hazırlığını da önceden yapması, stratejik bir zorunluluktur.
Muvazaa İddiası ve Cebri Satışın Gerçek Niteliği
Cebri icra veya ortaklığın giderilmesi satışlarının, gerçekte bir borç ilişkisi veya ortaklık tasfiyesi değil, paydaşlardan birinin diğer paydaşları önalım hakkından mahrum bırakmak amacıyla kurguladığı bir muvazaa olduğu iddia edilebilir. Ancak, mahkeme kararı veya icra müdürlüğü eliyle yapılan satışlarda muvazaa iddiasının ispatı, normal bir satışa göre çok daha ağır şartlara tabidir. Paydaşın, satışın gerçek bir borç veya ortaklık tasfiyesi olmadığını, tarafların danışıklı hareket ederek taşınmazı üçüncü bir kişiye devretme amacı güttüğünü, tapu kayıtları ve icra dosyası dışındaki delillerle kanıtlaması gerekir. Muvazaa iddiası, önalım hakkının kullanılamadığı cebri satışlarda, mülkiyetin korunması için başvurulabilecek istisnai bir yoldur.
Muvazaa iddiasının kabulü halinde, yapılan satış işlemi geçersiz sayılır ve taşınmazın mülkiyeti eski durumuna döner. Bu durumda, paydaşın önalım hakkını kullanması değil, satışın iptali sonucu taşınmazın ortaklık yapısının korunması hedeflenir. İddianın ispatında, satış bedelinin gerçek değerin çok altında olması, alıcı ile borçlu arasındaki yakın ilişki veya satışın zamanlaması gibi unsurlar, mahkemece değerlendirilen temel göstergelerdir. Paydaşın, bu tür bir iddiayı ileri sürerken, satışın cebri niteliğini ortadan kaldıracak somut verileri, dava dilekçesinde açıkça ortaya koyması ve delillerini dosya ile ilişkilendirmesi, davanın seyri açısından belirleyicidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Ortaklığın giderilmesi davasında önalım hakkı kullanılabilir mi?
Hayır. Ortaklığın giderilmesi davası sonucunda taşınmazın açık artırma yoluyla satılması, cebri satış niteliğinde olduğundan bu satışlarda önalım hakkı kullanılamaz.
İcra ihalesinden pay satın aldım, önalım davası açılabilir mi?
Hayır. Cebri artırma yoluyla yapılan satışlar, TMK 733. maddesi uyarınca önalım hakkının istisnasıdır. Bu nedenle ihale yoluyla pay edinen kişiye karşı önalım davası açılamaz.
Yeni düzenleme geçmişe etkili midir?
Hayır. 7571 sayılı Kanun ile TMK 733. maddesinde yapılan değişiklikler, yürürlük tarihinden (25.12.2025) önce yapılmış satışlar bakımından uygulanmaz.
