Sanığın Son Söz Hakkı ve Yokluğunda Hüküm Kurulması

Sanığın Son Söz Hakkı ve Yokluğunda Hüküm Kurulması

Ceza muhakemesinde sanığın son söz hakkı, savunma hakkının en temel ve emredici usul güvencelerinden biridir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 216/3 uyarınca, hükümden önce son söz mutlaka hazır bulunan sanığa verilmelidir. Bu hak, sanığın yargılamanın en sonunda, tüm deliller tartışıldıktan sonra mahkemeye karşı kendisini son kez ifade etme imkânı tanır. Sanığın hazır bulunduğu bir oturumda son söz hakkı tanınmadan hüküm kurulması, savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olup hukuka kesin aykırılık teşkil eder. Sanığın yokluğunda hüküm kurulması ise ancak kanunda açıkça belirtilen istisnai hâllerde mümkündür.

Son Söz Hakkının Hukuki Niteliği ve Uygulama Sırası

Son söz hakkı, sadece bir usul ritüeli değil, sanığın yüzyüzelik ve savunma ilkelerinden yararlanmasını sağlayan vazgeçilmez bir haktır. Mahkeme, delilleri takdir edip karara varmadan önce sanığın son beyanlarını dinlemek zorundadır. Eğer sanık duruşmada hazırsa, müdafiinin esas hakkındaki savunmasını yapmış olması sanığın son söz hakkını ortadan kaldırmaz; bu iki hak birbirinden bağımsızdır.

Sanığın son sözünden sonra mahkemece başkaca bir işlem yapılması durumunda, son söz hakkı tekrar sanığa hatırlatılmalıdır. Örneğin, son sözden sonra katılan vekiline veya savcıya tekrar söz verilmesi, sanığın son söz hakkının ihlal edildiği anlamına gelir. Bu nedenle, mahkeme başkanı veya hâkim, son sözü her zaman sanığa en son kullandırmalıdır.

Sanığın Yokluğunda Duruşma ve Hüküm Kurulması Şartları

CMK m. 193 uyarınca, kural olarak sanık hazır bulunmadan duruşma yapılamaz. Sanığın duruşmaya gelmemesi durumunda, geçerli bir mazereti yoksa zorla getirilmesine karar verilir. Sanığın yokluğunda hüküm kurulabilmesi için temel şart, sanığın daha önce sorgusunun yapılmış olmasıdır. Sorgusu yapılmamış sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulamaz.

Sanığın Son Söz Hakkı ve Yokluğunda Hüküm Kurulması

Kanun koyucu, yargılamanın gereksiz uzamasını önlemek amacıyla bazı istisnalar getirmiştir. Suç, sadece veya birlikte adli para cezasını ya da müsadereyi gerektiriyorsa, sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Ayrıca sanık hakkında mahkûmiyet dışında bir karar verilecekse, sanığın sorgusu yapılmadan da duruşma bitirilebilir.

  1. Sanığın kimlik tespiti ve suçlamaya karşı savunmasının alınması (sorgu).
  2. İddia ve savunma makamlarının deliller üzerindeki beyanlarının alınması.
  3. Hazır bulunan sanığa son sözünün sorulması.
  4. Duruşmanın bitirilmesi ve hükmün tefhim edilmesi.

“Av. Vedat Can SÜNERİN
Uygulamada en sık karşılaşılan hata, sanığın hazır bulunduğu duruşmalarda son söz hakkının müdafiin savunması ile ikame edilmeye çalışılmasıdır. Oysa son söz, sanığın mahkemeye karşı bizzat yönelttiği son savunma imkânıdır ve bu aşamadan sonra yapılacak her türlü usuli işlem, sanığa tekrar son söz hakkı verilmesini zorunlu kılar. Dosyanızdaki duruşma tutanaklarını incelerken, son sözün verilip verilmediğini ve bu haktan sonra başka bir işlem yapılıp yapılmadığını mutlaka kontrol etmelisiniz.”

Sorgu Yapılmadan Hüküm Kurulabilir mi?

Sanığın sorgusu, yargılamanın en kritik aşamasıdır ve savunma hakkının temelini oluşturur. Geçmişte sorgu yapılmadan davanın bitirilebileceğine dair düzenlemeler bulunsa da, güncel uygulamada sanığın sorgusu yapılmadan davanın bitirilmesi ve hüküm kurulması, kural olarak savunma hakkının ihlali olarak değerlendirilmektedir.

Mahkemeler, sanığın savunma hakkını korumak adına sorgu aşamasına azami özen göstermekle yükümlüdür. Sanığın duruşmada bizzat hazır bulunma hakkı, SEGBİS ile katılımın zorunlu tutulmasıyla sınırlanmamalıdır. Sanık, mahkeme huzurunda bizzat bulunmak istiyorsa, bu talebi adil yargılanma hakkı kapsamında değerlendirilmelidir.

Uygulamada Sık Karıştırılan Noktalar

Sanığın yokluğunda, müdafiin yaptığı savunma sanığın kişisel son sözünün yerine geçmez. Ancak sanık duruşmada yoksa, son söz hakkı sanık müdafiine kullandırılabilir. Delillerin tartışılması aşamasında CMK m. 216’da belirtilen söz sırasına uyulmaması, savunma hakkının kısıtlanması olarak kabul edilir.

Temyiz veya istinaf sonrası bozma kararı ile mahkemeye dönen dosyalarda, kamu davasının kesintisizliği ilkesi gereği, yeniden hüküm kurulurken sanığa mutlaka tekrar son söz hakkı verilmelidir. Hüküm aşamasında zorunlu müdafiin hazır bulunmaması ise hükmün açıklanmasına engel teşkil etmez.

SEGBİS ile Katılımda Son Söz Hakkının Kullanımı

Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden duruşmaya katılan sanıklar için son söz hakkı, fiziksel olarak mahkeme salonunda bulunan sanıklarla aynı usuli güvenceye tabidir. Mahkeme başkanı, SEGBİS bağlantısının kesintisiz ve sanığın kendisini ifade edebileceği bir ortamda sağlandığından emin olmalıdır. Bağlantı kopukluğu veya teknik aksaklık nedeniyle sanığın son sözünün tam olarak duyulmadığı veya kaydedilmediği durumlarda, bu eksiklik savunma hakkının ihlali olarak değerlendirilebilir. Hâkim, teknik bir sorun yaşanması halinde bağlantının yeniden kurulmasını beklemeli ve sanığın son sözünü tam bir açıklıkla tutanağa geçirmelidir.

SEGBİS ile katılımda sanığın yanında bir müdafiin bulunması, sanığın bizzat son söz söyleme hakkını ortadan kaldırmaz. Müdafiin esas hakkındaki savunmasını tamamlamasının ardından, mahkeme başkanı sanığa doğrudan hitap ederek son sözünü sormalıdır. Eğer sanık, SEGBİS üzerinden son sözünü söylemekten imtina ederse veya bağlantı kurulamadığı için bu hak kullanılamazsa, durum tutanağa açıkça geçirilmelidir. Teknik imkânsızlıklar nedeniyle sanığın son söz hakkının kısıtlanması, hükmün hukuki denetiminde bozma sebebi teşkil edebilecek bir usul eksikliğidir.

Gıyapta Hüküm Kurulması ve Tebligat Yükümlülüğü

Sanığın duruşmada hazır bulunmadığı hallerde kurulan hükmün, sanığa usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi, kanun yoluna başvuru süresinin başlaması bakımından zorunludur. Sanığın yokluğunda verilen kararın tebliği, hükmün kesinleşmesi ve infaz sürecinin başlaması için temel şarttır. Tebligatın sanığın bilinen en son adresine yapılması esastır; ancak sanığın adresinin tespit edilememesi durumunda, 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca ilan yoluyla tebligat gibi ikincil yöntemlere başvurulabilir. Tebligatın usulsüz yapılması, sanığın kararı öğrenmesini ve buna karşı istinaf veya temyiz hakkını kullanmasını engellediği için hukuki sonuç doğurmaz.

Yoklukta verilen hükümlerde, sanığın duruşmaya gelmemesinin mazeretli olup olmadığı, kararın tebliği aşamasında önem kazanır. Eğer sanık, duruşmaya gelmeme nedenini geçerli bir mazeretle belgelendirmişse ve mahkeme bu mazereti reddederek hüküm kurmuşsa, bu durum istinaf aşamasında ileri sürülebilecek bir itiraz konusudur. Mahkeme, sanığın yokluğunda hüküm kurarken, sanığın savunma hakkını kısıtlamadığını gerekçeli kararda açıkça belirtmelidir. Tebligat mazbatası, kararın sanığa ulaştığını kanıtlayan en önemli belgedir ve dosya içerisinde mutlaka muhafaza edilmelidir.

Bozma Sonrası Yeniden Hüküm Kurulması ve Usul Güvencesi

İstinaf veya temyiz incelemesi sonucunda bozulan bir kararın ardından mahkemece yeniden hüküm kurulurken, sanığın duruşmaya katılımı ve son söz hakkı süreci baştan işletilmelidir. Bozma kararı, önceki hükmü ortadan kaldırdığı için, mahkeme dosyayı yeniden ele alırken sanığa savunma yapma ve son sözünü söyleme imkânını tekrar tanımak zorundadır. Önceki duruşmalarda sanığın son sözünü söylemiş olması, bozma sonrası yapılan yargılamada bu hakkın tekrar hatırlatılması gerekliliğini ortadan kaldırmaz. Mahkeme, bozma ilamına uyup uymama kararını vermeden önce sanığın beyanlarını almalı ve süreci usulüne uygun şekilde tamamlamalıdır.

Bozma sonrası yargılamada, sanığın önceki duruşmalardaki beyanlarının dosyada bulunması, son söz hakkının ikamesi sayılamaz. Mahkeme, bozma sonrası duruşmada sanığa “hakkındaki bozma ilamına karşı diyeceklerinin neler olduğu” sorulmalı ve ardından son sözü verilmelidir. Bu aşamada sanığın duruşmaya gelmemesi durumunda, mahkeme sanığın yokluğunda hüküm kurabilir; ancak sanığın bozma ilamından haberdar edildiğinin ve duruşma gününün kendisine tebliğ edildiğinin dosyada kanıtlanmış olması gerekir. Usul eksikliği, bozma sonrası kurulan hükmün de hukuki denetiminde tekrar bozma nedeni oluşturabilir.

Sık Sorulan Sorular

Sanık duruşmaya gelmezse hüküm kurulabilir mi?

Sanığın sorgusu daha önce yapılmışsa, duruşmaya gelmemesi durumunda yokluğunda hüküm kurulabilir. Ancak sorgusu yapılmamışsa, kural olarak sanığın hazır edilmesi gerekir.

Son söz hakkı verilmezse ne olur?

Hazır bulunan sanığa son söz hakkı verilmeden hüküm kurulması, hukuka kesin aykırılık oluşturur ve hükmün bozulmasını gerektirir.

Müdafiin son sözü söylemesi yeterli midir?

Sanık duruşmada hazırsa, son sözü bizzat sanık söylemelidir. Müdafiin savunması sanığın son söz hakkının yerine geçmez.

Son sözden sonra savcı tekrar konuşursa ne yapılmalıdır?

Son söz sanığa aittir. Savcı veya katılan vekili son sözden sonra bir beyanda bulunursa, mahkeme sanığa tekrar son söz hakkı tanımalıdır.

Scroll to Top
WhatsApp