
Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda deliller, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) uyarınca yalnızca hukuka uygun yöntemlerle elde edilen ve duruşmada tartışılan bulgulardan oluşur. Hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen deliller ise, Anayasa ve CMK gereği mutlak bir yasak kapsamında olup hiçbir surette hükme esas alınamaz.
Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlarda İspat Süreci
Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102. maddesi ile 105. maddesi arasında düzenlenmiştir. Bu suçların ispatında maddi gerçekliğe ulaşmak temel amaçtır. İspat süreci, suçun maddi ve manevi unsurlarının ortaya konulmasını gerektirir.
- Maddi Unsur: Failin mağdurun vücut dokunulmazlığını cinsel amaçla ihlal eden eylemi gerçekleştirmesidir.
- Manevi Unsur: Failin eylemi bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesine dair kastıdır.
- Rıza: Mağdurun rızasının bulunmaması, suçun tipiklik unsurlarından biridir.
Delillerin Elde Edilmesi ve Değerlendirilmesi
Ceza muhakemesinde delillerin dosyaya girmesi ve hükme esas alınması belirli bir usul silsilesini takip eder. Bu süreç, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının gözetiminde başlar ve kovuşturma evresinde mahkeme huzurunda devam eder.

- Elde Etme: Kolluk veya savcılık tarafından CMK’da öngörülen arama, el koyma veya beden muayenesi gibi koruma tedbirleri uygulanarak deliller toplanır.
- Dosyaya Sunulma: Toplanan deliller, soruşturma veya kovuşturma dosyasına eklenerek tarafların incelemesine açılır.
- Tartışılma: Kovuşturma evresinde, duruşma sırasında taraflar delillerin içeriği ve hukuka uygunluğu hakkında beyanda bulunur.
- Hükme Esas Alınma: Hâkim, hukuka uygun elde edilmiş delilleri vicdani kanaatiyle serbestçe takdir eder.
“Av. Vedat Can SÜNERİN
Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda delil değerlendirmesi yapılırken, delilin elde ediliş yönteminin CMK hükümlerine uygunluğu en kritik noktadır. Hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen bir bulgu, içeriği ne kadar güçlü olursa olsun hükme esas alınamaz. Uygulamada, mağdur beyanlarının yan delillerle desteklenmesi ve koruma tedbirlerinde ölçülülük ilkesine riayet edilmesi, adil yargılanma hakkının korunması bakımından büyük önem arz eder. Tarafların, dosyaya giren delillerin usulüne uygunluğunu her aşamada titizlikle denetlemesi gerekir.”
Hukuka Aykırı Delil ve Ölçülülük İlkesi
CMK uyarınca, kanuna aykırı yöntemlerle elde edilen bulgular delil olarak kullanılamaz. Özellikle beden muayenesi veya moleküler genetik inceleme gibi işlemlerde ölçülülük ilkesi esastır. Tedbir, ulaşılmak istenen amaçla orantılı olmalı ve temel haklara en az müdahale eden yöntem seçilmelidir. Arama kararı olmaksızın yapılan aramalar veya usulsüz ifade alma işlemleri, hukuka aykırı delil niteliği taşıyabilir.
Şikâyet, Uzlaştırma ve Etkin Pişmanlık Durumu
Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda şikâyet durumu suç tipine göre farklılık gösterir. Cinsel saldırı ve çocukların cinsel istismarı suçları kural olarak re’sen soruşturulur; cinsel taciz suçu ise şikâyete tabidir. Bu suçlar, nitelikleri gereği uzlaştırma kapsamında değildir. Ayrıca, TCK’da bu suç tipleri için genel bir etkin pişmanlık düzenlemesi bulunmamaktadır.
Uygulamada Sık Yapılan Hatalar
Uygulamada en sık karşılaşılan hata, mağdur beyanının tek başına yeterli olup olmadığına dair yanlış değerlendirmelerdir. Yargı pratiğinde mağdur beyanı, diğer yan delillerle (adli tıp raporları, tanık beyanları, dijital veriler) desteklendiği ölçüde hükme esas alınabilir. Hukuka aykırı elde edilen bir delilin, sonradan başka bir yolla elde edilmesi durumunda ise delilin kaynağının hukuka uygunluğu titizlikle incelenmelidir.
Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlarda Beden Muayenesi ve Moleküler Genetik İnceleme
Cinsel dokunulmazlığa karşı suçların soruşturulmasında, failin veya mağdurun vücudundan örnek alınması, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için kritik bir yöntemdir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 75. maddesi uyarınca, bir suça ilişkin delil elde etmek amacıyla şüphelinin beden muayenesi yapılabilir veya vücudundan örnek alınabilir. Bu işlem, ancak bir hekim veya sağlık mesleği mensubu tarafından gerçekleştirilebilir. İşlemin uygulanabilmesi için hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri gereklidir.
Moleküler genetik incelemeler ise, vücuttan alınan örneklerin laboratuvar ortamında analiz edilmesini ifade eder. Bu incelemeler, failin kimliğinin tespiti veya mağdur ile fail arasındaki biyolojik bağın kurulması noktasında belirleyici olabilir. Ancak, bu tür işlemlerin hukuka uygun kabul edilebilmesi için, işlemin yapıldığı sırada kişinin temel haklarına yönelik müdahalenin ölçülü olması şarttır. Örneğin, rıza dışı alınan örneklerin usulüne uygun bir karar olmaksızın elde edilmesi, bu delilin hukuka aykırı hale gelmesine ve yargılama sürecinde dışlanmasına neden olabilir.
Dijital Delillerin Dosyaya Kazandırılması ve İnceleme Usulü
Günümüzde cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlarda, taraflar arasındaki iletişimi veya eylemin gerçekleşme biçimini gösteren dijital veriler (mesaj kayıtları, konum bilgileri, görüntü dosyaları) önemli bir delil kaynağıdır. Dijital delillerin dosyaya sunulması, verinin orijinal halinin korunması ve bütünlüğünün bozulmaması ilkesine dayanır. CMK’nın 134. maddesi, bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve el koyma işlemlerini düzenler.
Dijital verilerin hukuka uygunluğu, verinin elde edildiği cihazın ele geçirilme yöntemine bağlıdır. Bir kişinin rızası dışında, hukuka aykırı bir yazılım veya yöntemle elde edilen özel yazışmalar, delil niteliği taşımayabilir. Ayrıca, dijital verilerin incelenmesi sırasında, suçla ilgisi olmayan verilerin ayıklanması ve yalnızca ilgili kısımların dosyaya dahil edilmesi, özel hayatın gizliliğinin korunması açısından zorunludur. Hukuka aykırı yöntemle elde edilen bir dijital verinin, sonradan başka bir yasal yolla elde edilmiş olması, ilk işlemin hukuka aykırılığını ortadan kaldırmaz; bu durum “zehirli ağacın meyvesi de zehirlidir” ilkesi çerçevesinde değerlendirilir.
Tanık Beyanları ve Delillerin Çapraz Sorgusu
Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, doğrudan görgü tanığı bulunması nadir bir durumdur. Bu nedenle, tanık beyanları genellikle olayın öncesi veya sonrasına dair dolaylı bilgiler içerir. Tanıkların beyanlarının hükme esas alınabilmesi için, duruşma sırasında çapraz sorgu yöntemiyle çelişkilerin giderilmesi ve beyanların tutarlılığının denetlenmesi gerekir. Tanıkların, mağdur veya sanık ile olan yakınlık derecesi, beyanların tarafsızlığı açısından mahkeme tarafından dikkate alınan bir unsurdur.
Delillerin tartışılması aşamasında, tarafların tanık beyanlarına karşı itiraz etme ve kendi tanıklarını dinletme hakları mevcuttur. Hukuka aykırı bir şekilde baskı altında alınan veya yönlendirilen tanık beyanları, savunma hakkının ihlali olarak değerlendirilebilir. Mahkeme, tanık beyanlarını diğer maddi delillerle birlikte bir bütün olarak değerlendirerek, suçun işlendiğine dair şüpheyi yenecek derecede kesin bir kanaate ulaşmalıdır. Delillerin birbirini desteklemediği veya çelişkili olduğu durumlarda, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği, mahkemenin beraat kararı vermesi hukuki bir zorunluluktur.
Sıkça Sorulan Sorular
Hukuka aykırı delil nasıl tespit edilir?
Delilin elde ediliş yöntemi, CMK’daki arama, el koyma veya ifade alma usullerine aykırı ise bu delil hukuka aykırı kabul edilir.
Hukuka aykırı delil dosyadan nasıl çıkarılır?
Kovuşturma aşamasında mahkemeye sunulan dilekçe ile delilin hukuka aykırı olduğu gerekçeleriyle belirtilerek reddi talep edilebilir.
Mağdur beyanı tek başına yeterli midir?
Mağdur beyanı, diğer yan delillerle desteklendiği ölçüde hükme esas alınabilir; tek başına yeterli olup olmadığı her somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir.
