
Marka hakkının ihlali, tescilli bir markanın, marka sahibinin izni olmaksızın üçüncü kişilerce ticari amaçla kullanılması, taklit edilmesi veya markanın ayırt edici karakterini zedeleyecek şekilde benzerinin oluşturulmasıdır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) kapsamında korunan bu hak, marka sahibine markasını tescil kapsamındaki mal ve hizmetlerde tek başına kullanma yetkisi verir. İhlal durumu, tescilli markanın aynısının veya karıştırılma ihtimali yaratacak derecede benzerinin, tescil kapsamındaki mal veya hizmetler üzerinde izinsiz kullanımıyla ortaya çıkar.
Marka Hakkına Tecavüz Sayılan Fiiller
SMK’nın 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan temel fiiller açıkça düzenlenmiştir. Bu fiillerin varlığı, marka sahibinin hukuki yollara başvurabilmesi için temel teşkil eder.
- İzinsiz Kullanım: Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerde kullanmak.
- Taklit Etme: Markanın aynısını veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
- Ticari Faaliyet: Taklit markayı taşıyan ürünleri; bildiği veya bilmesi gerektiği halde satmak, dağıtmak, ithal veya ihraç etmek ya da ticari amaçla elde bulundurmak.
- Lisans İhlali: Lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.
Görevli Merci ve Hukuki Süreç
Marka hakkına tecavüzden kaynaklanan hukuk davalarında görevli merci Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’dir. Bu mahkemelerin bulunmadığı yerlerde ise Asliye Hukuk Mahkemeleri görevli mahkeme sıfatıyla davaya bakar.

Tazminat talepli marka ihlali davalarında, dava açmadan önce arabulucuya başvurmak 2026 yılı itibarıyla bir dava şartıdır. Cezai süreçlerde ise SMK m. 30 kapsamında marka tecavüzü şikayete bağlı bir suç olarak düzenlenmiştir. Şikayet süresi, fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren 6 aydır; dava zamanaşımı ise 8 yıl olarak uygulanır.
“Av. Vedat Can SÜNERİN
Marka hakkına tecavüz iddialarında, tescilli markanın kapsamı ile ihlal teşkil ettiği iddia edilen fiilin örtüşüp örtüşmediği teknik bir inceleme gerektirir. Özellikle iktibas ve iltibas ayrımı, davanın hukuki temelini belirleyen en kritik noktadır. Tazminat talepli davalarda arabuluculuk sürecinin bir dava şartı olduğu unutulmamalı, delillerin noter tespiti veya diğer yöntemlerle usulüne uygun şekilde toplanması, sürecin sağlıklı ilerlemesi açısından büyük önem taşır. Her somut olay, kendi özel şartları ve delil durumuyla değerlendirilmelidir.”
Önemli Şartlar ve İstisnalar
Cezai korumadan yararlanabilmek için markanın Türkiye’de tescilli olması temel bir şarttır. İktibas (birebir taklit) ve iltibas (karıştırılma ihtimali) marka tecavüzünün temelini oluşturur ve her iki durum da hukuki koruma kapsamındadır.
Tazminat taleplerinde, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren 10 yıl içinde dava açılmalıdır. İhlalin devam ettiği durumlarda zamanaşımı, ihlalin sürdüğü her gün için yeniden işlemeye başlar.
Uygulamada Sık Karıştırılan Noktalar
Tescilsiz markalar SMK kapsamında marka tecavüzü hükümlerinden doğrudan yararlanamaz; ancak somut olayın özelliklerine göre Türk Ticaret Kanunu kapsamındaki haksız rekabet hükümleri çerçevesinde korunabilir. Marka hakkına tecavüz suçunun oluşması için somut bir zararın meydana gelmesi şart değildir; fiilin işlenmiş olması suçun oluşumu için yeterlidir.
Dava süreci uzun sürebileceğinden, taklit ürünlerin piyasadan toplatılması veya satışının durdurulması için dava öncesinde veya dava sırasında ihtiyati tedbir talep edilebilir. Bu tedbir, telafisi güç zararların önlenmesi adına kritik bir araçtır.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Marka ihlali durumunda hangi deliller kullanılabilir?
Ekran görüntüleri, ürün fotoğrafları, satış ilanları, faturalar, noter kanalıyla yapılan tespitler ve taklit ürün örnekleri delil olarak kullanılabilir.
Tazminat miktarı nasıl belirlenir?
Marka sahibi; yoksun kalınan kazanç, tecavüz edenin elde ettiği net kazanç veya lisans bedeli yöntemlerinden birini seçebilir; miktar bilirkişi incelemesiyle belirlenir.
Taklit ürün satan kişi cezadan kurtulabilir mi?
SMK m. 30/7 uyarınca, taklit malı satan kişi, malı nereden temin ettiğini bildirerek üreticinin ortaya çıkarılmasını sağlarsa hakkında cezaya hükmolunmaz.
İnternet Ortamında Marka İhlali ve Alan Adı Uyuşmazlıkları
Dijital platformlarda marka hakkının ihlali, genellikle tescilli markanın alan adlarında (domain) veya sosyal medya kullanıcı adlarında izinsiz kullanımıyla ortaya çıkar. Bir kişi, tescilli bir markayı kendi alan adında kullanarak tüketicileri yanıltıcı bir izlenim oluşturduğunda, bu durum marka hakkına tecavüz teşkil edebilir. İnternet üzerindeki ihlallerde, markanın tescil edildiği mal ve hizmet sınıfları ile alan adının kullanıldığı içerik arasındaki bağlantı, ihlalin kapsamını belirleyen temel unsurdur.
Alan adı uyuşmazlıklarında, marka sahibinin öncelikle ihlalde bulunan tarafı tespit etmesi ve içerik sağlayıcıya bildirimde bulunması gerekebilir. Eğer alan adı, marka sahibinin tescilli markasıyla birebir aynıysa ve kötü niyetli bir tescil söz konusuysa, alan adının iptali veya marka sahibine devri için özel tahkim süreçleri işletilebilir. Ancak, her alan adı kullanımı marka ihlali sayılmaz; özellikle markanın jenerik bir kelime olması veya alan adının ticari olmayan, eleştirel veya bilgilendirici amaçlarla kullanılması durumunda hukuki değerlendirme farklılık gösterir.
Marka Hakkına Tecavüzde İhtiyati Tedbirin İşlevi ve Uygulama Şartları
Marka hakkına tecavüz davalarında, yargılama süreci devam ederken ihlalin durdurulması ve telafisi imkansız zararların önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir kararı talep edilebilir. Bu tedbir, mahkemenin nihai kararından önce, ihlal teşkil eden ürünlerin piyasadan toplatılması, satışının engellenmesi veya internet sitesindeki içeriklerin erişime kapatılması gibi somut sonuçlar doğurur. İhtiyati tedbirin kabul edilebilmesi için, marka sahibinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi ve ihlalin devam etmesinin ciddi bir zarara yol açacağını ortaya koyması gerekir.
Uygulamada ihtiyati tedbir kararı verilirken, mahkeme genellikle marka sahibinden bir teminat yatırmasını talep edebilir. Bu teminat, tedbirin haksız çıkması durumunda karşı tarafın uğrayabileceği olası zararları karşılamak amacıyla alınır. Tedbir kararı, dava açılmadan önce talep edilebileceği gibi, dava süreci içerisinde de her aşamada istenebilir. İhtiyati tedbirin uygulanması için kararın verildiği tarihten itibaren belirli bir süre içerisinde icra dairesi aracılığıyla infaz edilmesi zorunludur; aksi takdirde tedbir kararı kendiliğinden hükümsüz kalabilir.
Marka İhlalinde Tazminat Hesaplama Yöntemleri ve Bilirkişi İncelemesi
Marka hakkına tecavüz nedeniyle açılan tazminat davalarında, marka sahibinin uğradığı maddi zarar üç farklı yöntemle hesaplanabilir. Birinci yöntem, marka sahibinin ihlal olmasaydı elde edebileceği muhtemel kazancın belirlenmesidir. İkinci yöntem, tecavüz edenin bu ihlalden elde ettiği net kazancın marka sahibine ödenmesidir. Üçüncü yöntem ise, ihlal eden kişinin markayı lisans yoluyla kullanmış olması durumunda ödemesi gereken bedelin, yani lisans ücretinin tazminat olarak talep edilmesidir.
Tazminat miktarının belirlenmesinde mahkeme tarafından görevlendirilen bilirkişiler, markanın piyasa değeri, ihlalin süresi ve tecavüz edenin ticari hacmi gibi verileri analiz eder. Marka sahibi, bu üç yöntemden hangisinin kendi zararına daha uygun olduğunu dava dilekçesinde belirtmelidir. Eğer marka sahibi, ihlal edenin elde ettiği kazancı tam olarak tespit edemiyorsa, genellikle lisans bedeli üzerinden bir hesaplama yapılması tercih edilir. Bilirkişi raporu, tazminatın miktarını belirleyen en kritik delil niteliğindedir ve tarafların bu rapora karşı itiraz hakları saklıdır.
