
İlamlı icra takibi, alacaklının elinde mahkeme tarafından verilmiş bir hüküm veya kanunen ilam niteliğinde sayılan bir belge bulunması durumunda, borcun devlet eliyle zorla tahsil edilmesi için başvurulan bir cebri icra yoludur. Bu takip türünde, alacağın varlığı zaten bir yargısal kararla tespit edilmiş olduğundan, borçlunun borcun esasına itiraz etme hakkı bulunmaz; süreç hızlı ve kesin sonuç odaklıdır. Kural olarak ilamların icrası için kesinleşmesi gerekmez, ancak taşınmazın aynına ilişkin ilamlar gibi istisnai durumlarda kesinleşme şartı aranır.
İlamlı İcra Takibi Nasıl Başlatılır?
İlamlı icra takibi, alacaklının veya vekilinin elindeki ilamın aslı veya onaylı örneği ile birlikte icra dairesine başvurmasıyla başlar. İlamlı icrada genel yetki kuralı aranmaz; alacaklı Türkiye’deki herhangi bir icra dairesinde takip başlatabilir. İcra müdürü, ilamı inceleyerek borçluya bir icra emri gönderir. Bu emir, borçlunun borcunu yasal süresi içinde ödemesi veya icranın geri bırakılması için gerekli işlemleri yapması gerektiğini ihtar eder.
İlamlı İcra Takibinin Kullanım Alanı
İlamlı icra takibi, mahkeme ilamlarının ve İcra ve İflas Kanunu’nda sayılan ilam niteliğindeki belgelerin icrası için kullanılır. Bu belgeler arasında mahkeme huzurunda yapılan sulh ve kabuller, noter huzurunda düzenlenen para borcu ikrarını içeren senetler ve icra edilebilirlik şerhi içeren arabuluculuk anlaşma belgeleri yer alır.

Para alacakları için alacaklı ilamsız icra yolunu da seçebilir; ancak elinde mahkeme kararı olan alacaklılar, borçlunun itirazı ile takibin durması riskini bertaraf etmek için genellikle ilamlı icra yolunu tercih ederler. Para dışındaki alacaklar (taşınır teslimi, taşınmaz tahliyesi, bir işin yapılması vb.) için ise ilamlı icra takibi zorunludur.
“Av. Vedat Can SÜNERİN
İlamlı icra takibi, alacağın yargı kararıyla sabit olduğu durumlarda başvurulan hızlı bir cebri icra yöntemidir. Uygulamada en sık karşılaşılan hata, ilamsız takiple karıştırılarak borca itiraz edilmesi veya yetki itirazında bulunulmasıdır. İlamlı icrada borçlunun borcun esasına itiraz hakkı bulunmadığı, yalnızca icranın geri bırakılması gibi sınırlı şikayet yollarının açık olduğu unutulmamalıdır. Sürecin doğru yönetilmesi için eldeki belgenin eda hükmü içerip içermediği ve kesinleşme şartına tabi olup olmadığı mutlaka kontrol edilmelidir.”
İtiraz ve Şikayet Ayrımı
İlamlı icrada borçlunun “borcum yoktur” şeklinde bir itiraz hakkı bulunmaz. Borçlu, ancak icra emrinin tebliğinden itibaren yasal süre içinde icra mahkemesine başvurarak borcun ödendiğini, zamanaşımına uğradığını veya ertelendiğini iddia edebilir. Bu başvuru şikayet niteliğindedir ve takibi kendiliğinden durdurmaz. Borçlu, takibi durdurmak istiyorsa icra mahkemesinden “icranın geri bırakılması” kararı almalıdır. Uygulamada borçlunun icra dairesine itiraz dilekçesi vererek takibin duracağını sanması yaygın bir hatadır; itirazlar icra dairesine değil, icra mahkemesine yapılmalıdır.
Önemli Şartlar ve İstisnalar
Bir belgenin ilamlı icraya konu olabilmesi için eda hükmü içermesi gerekir; yani borçlunun bir şeyi vermeye, yapmaya veya bir eylemden kaçınmaya mahkûm edilmiş olması şarttır. Kural olarak ilamların icrası için kesinleşmesi gerekmez. Ancak taşınmazın aynına ilişkin ilamlar, aile ve kişiler hukukuna dair bazı kararlar ile menfi tespit davası sonucu verilen kararlar gibi istisnai durumlar kesinleşmeden icraya konulamaz. Bu tür istisnaların göz ardı edilmesi, takibin usulsüzlüğü nedeniyle iptaline yol açabilir.
İlamlı İcra Takibinde Taşınır ve Taşınmaz Teslimi
İlamlı icra takibi yalnızca para alacaklarını değil, aynı zamanda bir taşınırın teslimi veya bir taşınmazın tahliyesi gibi edimleri de kapsar. Taşınır malın teslimine ilişkin ilamlarda, icra müdürü borçluya gönderdiği icra emri ile malın teslimini ihtar eder; borçlu bu sürede teslimi gerçekleştirmezse, icra memuru bizzat borçlunun elinden malı alarak alacaklıya teslim eder. Taşınmaz tahliyesinde ise süreç, borçlunun taşınmazı boşaltmaması halinde zorla tahliye ve alacaklının taşınmaza zilyetliğinin sağlanması şeklinde ilerler.
Bu tür işlemlerde icra dairesi, gerektiğinde kolluk kuvvetlerinden destek alarak cebri icra yetkisini kullanır. Taşınmazın tahliyesi sırasında içeride bulunan eşyaların durumu, yediemin deposuna kaldırılması veya alacaklıya teslimi gibi detaylar, icra müdürlüğünün hazırladığı tutanaklarla kayıt altına alınır. Borçlunun tahliye emrine uymaması durumunda, icra dairesi tarafından gerçekleştirilen bu işlemler, ilamın gereğinin yerine getirilmesi için zorunlu birer aşamadır.
İlamlı İcrada İcranın Geri Bırakılması ve Şartları
Borçlunun ilamlı icra takibini durdurabilmesi için başvurabileceği tek hukuki yol, icranın geri bırakılması talebidir. Bu talep, borcun ilamın icra emriyle tebliğinden sonra ödendiğini, borçluya süre verildiğini veya borcun zamanaşımına uğradığını kanıtlayan resmi belgelerin sunulmasıyla icra mahkemesi nezdinde yapılır. İcra mahkemesi, sunulan belgelerin ilamın icrasını engelleyecek nitelikte olup olmadığını inceleyerek karar verir; bu süreçte borçlunun borcu kabul etmemesi veya ilamın hatalı olduğunu iddia etmesi, icranın geri bırakılması için yeterli bir gerekçe oluşturmaz.
İcranın geri bırakılması talebi, takibi kendiliğinden durdurmaz; borçlunun bu talebiyle birlikte icra mahkemesinden takibin durdurulmasına yönelik bir tedbir kararı alması gerekir. Eğer borçlu, ilamın icrasını durdurmak için gerekli teminatı yatırmazsa veya mahkemeden tedbir kararı alamazsa, alacaklı haciz ve satış işlemlerine devam edebilir. Bu nedenle, icranın geri bırakılması süreci, borçlu için oldukça dar bir hukuki alanda ve sıkı şekil şartlarına bağlı olarak yürütülür.
İlam Niteliğindeki Belgelerin İcraya Konulması
Mahkeme kararı dışında kalan ancak kanun gereği ilamlı icra takibine konu edilebilen belgeler, özel bir hukuki statüye sahiptir. Noter huzurunda düzenlenen ve para borcu ikrarını içeren senetler, mahkeme huzurunda yapılan sulh ve kabuller ile arabuluculuk anlaşma belgeleri, doğrudan ilamlı icra takibine konu edilebilir. Bu belgelerin icra edilebilmesi için, belgenin içeriğinin bir eda hükmü taşıması ve borçlunun borcunu açıkça kabul etmiş olması gerekir.
Arabuluculuk anlaşma belgelerinde, tarafların üzerinde anlaştığı hususların icra edilebilirliğine ilişkin şerhin alınması, belgenin ilamlı icra takibine konu edilebilmesi için zorunlu bir ön koşuldur. İcra müdürü, kendisine sunulan belgenin ilam niteliğinde olup olmadığını ve icra edilebilir bir hüküm içerip içermediğini denetlemekle yükümlüdür. Eğer sunulan belge, icra dairesinin yetkisini aşan veya belirsiz bir edim içeren bir metin ise, icra müdürü takibi reddedebilir veya belgenin ilam niteliğinin mahkemece tespiti için alacaklıyı yönlendirebilir.
Sık Sorulan Sorular
İlamlı icra takibinde yetkili icra dairesi neresidir?
İlamlı icra takibinde yer bakımından yetki kuralı yoktur. Alacaklı, Türkiye’deki herhangi bir icra dairesinde takip başlatabilir.
İlamlı icra takibine borçlu itiraz edebilir mi?
Hayır, borçlunun borcun esasına yönelik itiraz hakkı yoktur. Borçlu ancak zamanaşımı, ödeme veya erteleme gibi sınırlı sebeplerle icra mahkemesine şikayet yoluna başvurabilir.
İlamlı icra takibi için ilamın kesinleşmesi şart mı?
Kural olarak hayır. Ancak taşınmazın aynına ilişkin ilamlar ve aile hukukuna dair bazı kararlar gibi istisnai durumlarda ilamın kesinleşmesi şarttır.
İcra emri ile ödeme emri arasındaki fark nedir?
İlamsız icrada borçluya ödeme emri gönderilir ve borçlu itiraz ederek takibi durdurabilir. İlamlı icrada ise icra emri gönderilir; borçlunun borca itiraz hakkı yoktur, sadece icranın geri bırakılmasını talep edebilir.
