
İlamsız icra takibi işlemine karşı başvurulabilecek temel yargı yolları, borçlunun takibe karşı ileri süreceği savunmanın niteliğine göre itiraz ve şikâyet olarak ikiye ayrılır. Borçlu, borcun esasına veya ferilerine karşı itiraz yolunu, icra dairesinin takip hukuku kurallarına aykırı işlemlerine karşı ise şikâyet yolunu kullanmalıdır.
İtiraz ve Şikâyet Arasındaki Temel Farklar
İlamsız icra takibinde borçlunun elindeki en güçlü iki araç itiraz ve şikâyettir. Bu iki yolun karıştırılması, takibin kesinleşmesine veya hak kaybına yol açabilir.
İtiraz, borçlunun alacağın varlığına, miktarına, faiz oranına veya imzaya karşı yaptığı savunmadır. İtiraz, doğrudan takibi başlatan icra dairesine yapılır ve süresinde yapıldığında takibi kendiliğinden durdurur.
Şikâyet ise icra dairesinin yaptığı işlemlerin kanuna veya olaya aykırı olduğu iddiasıyla icra mahkemesine yapılan başvurudur. Şikâyet, kural olarak takibi kendiliğinden durdurmaz.
İtiraz Süreci: Adım Adım Uygulama
Borçlu, kendisine tebliğ edilen ödeme emrine karşı şu adımları izlemelidir:

- Ödeme emrinin tebliğinden itibaren yasal süresi içinde itiraz edilmelidir.
- İtiraz dilekçesi, takibin başlatıldığı icra dairesine sunulmalıdır.
- İtirazın nedenleri (borca, imzaya, faize veya yetkiye itiraz) açıkça belirtilmelidir.
- Süresinde yapılan itiraz ile takip durur; alacaklı takibe devam etmek için itirazın iptali veya kaldırılması davası açmalıdır.
“Av. Vedat Can SÜNERİN
İlamsız icra takibinde borçlunun en sık yaptığı hata, itiraz ile şikâyet yollarını birbirinin yerine kullanmaktır. İtiraz, borcun esasına ilişkin bir savunma olup icra dairesine yapılırken; şikâyet, icra dairesinin usulsüz işlemlerine karşı icra mahkemesine başvurulan bir yoldur. Her iki yol için de öngörülen yasal sürelerin tebliğ tarihinden itibaren başladığını ve bu sürelerin kaçırılmasının takibin kesinleşmesine yol açacağını göz önünde bulundurmak, sürecin yönetimi açısından büyük önem taşır.”
Şikâyet Süreci ve Görevli Merci
İcra dairesinin hukuka aykırı bir işlemi söz konusu olduğunda izlenecek yol şikâyettir.
Şikâyet, takibin yapıldığı yerdeki icra mahkemesine yapılır. Şikâyet süresi, kural olarak işlemin öğrenildiği tarihten itibaren başlar; ancak kamu düzenine aykırı işlemlerde bu süre uygulanmayabilir.
Şikâyet bir dava değil, icra hukukuna özgü bir yasa yoludur. Şikâyet eden, icra mahkemesinden işlemin iptalini veya düzeltilmesini talep eder.
Uygulamada Sık Yapılan Hatalar
Yanlış merciye başvuru, itirazın icra mahkemesine veya şikâyetin icra dairesine yapılması en sık karşılaşılan hatadır. Bu durum sürenin kaçırılmasına neden olabilir.
Yasal sürenin tebliğ tarihinden itibaren başladığı unutulmamalıdır. Ayrıca borçlu, itiraz dilekçesinde belirttiği sebeplerle bağlıdır; sonradan itiraz sebeplerini genişletemez.
İmza İtirazının Özel Usulü ve Hukuki Sonuçları
Borçlu, kendisine gönderilen ödeme emrindeki imzayı reddediyorsa, bu durumu itiraz dilekçesinde açıkça ve ayrıca belirtmek zorundadır. Genel borca itirazdan farklı olarak, imzaya itirazın süresi içinde ve icra dairesine yapılması şarttır; aksi takdirde takip konusu senet üzerindeki imza borçlu tarafından ikrar edilmiş sayılır. İmza itirazı, takibin durdurulması için yeterli bir hukuki adımdır ancak alacaklının itirazın kaldırılması talebiyle icra mahkemesine başvurması durumunda, imza incelemesi süreci başlatılır.
İmza incelemesi aşamasında, icra mahkemesi tarafından borçlunun eli ürünü olan imza örnekleri toplanır ve bilirkişi marifetiyle karşılaştırma yapılır. Eğer mahkeme, imzanın borçluya ait olmadığına kanaat getirirse, takip durdurulur ve alacaklının takibe devam etme imkânı ortadan kalkar. Ancak imzanın borçluya ait olduğu tespit edilirse, borçlu aleyhine tazminat ve para cezasına hükmedilmesi gündeme gelebilir. Bu nedenle, imzaya itirazın gerçeğe aykırı olması durumunda borçlunun ciddi bir mali yükümlülükle karşılaşma riski bulunmaktadır.
Yetki İtirazının İcra Takibindeki Yeri
İcra dairesinin yetkisine yönelik itiraz, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yasal süresi içinde ve mutlaka itiraz dilekçesinin ilk kısmında belirtilmelidir. Yetki itirazı, borçlunun takibin başlatıldığı yerin icra dairesinin yetkisiz olduğunu iddia etmesi durumunda başvurulan bir yoldur; bu itirazın süresinde yapılmaması halinde, icra dairesinin yetkisi kesinleşir ve borçlu artık yetki hususunu ileri süremez. Yetki itirazı yapılırken, borçlunun hangi icra dairesinin yetkili olduğunu da dilekçesinde açıkça göstermesi, sürecin usulüne uygun ilerlemesi açısından gereklidir.
İcra dairesi, yetki itirazını inceleyerek takibi durdurabilir veya itirazı reddedebilir; ancak icra dairesinin yetki itirazını kabul etmesi, takibin doğrudan iptal edildiği anlamına gelmez. Alacaklı, icra mahkemesine başvurarak yetki itirazının kaldırılmasını talep edebilir veya dosyanın yetkili icra dairesine gönderilmesini isteyebilir. Yetki itirazının reddedilmesi durumunda ise borçlunun icra mahkemesi nezdinde yetki itirazının incelenmesini talep etme hakkı saklıdır. Uygulamada, yetki itirazının borca itiraz ile birlikte yapılması, borçlunun savunma haklarını koruması bakımından en güvenli yöntemdir.
İtirazın İptali ve Kaldırılması Süreçlerinde İspat Yükü
Alacaklı, borçlunun itirazı üzerine duran takibe devam edebilmek için itirazın iptali davası veya itirazın kaldırılması talebiyle icra mahkemesine başvurmak zorundadır. İtirazın kaldırılması, alacaklının elinde İcra ve İflas Kanunu’nda belirtilen nitelikte bir belge (örneğin noter onaylı borç ikrarı veya resmi senet) bulunması durumunda başvurulan hızlı bir yoldur. Bu süreçte ispat yükü, alacağın varlığını belgelendirebilen alacaklı üzerindedir; borçlu ise ancak elindeki yazılı delillerle borcun ödendiğini veya sona erdiğini ispatlayabilir.
İtirazın iptali davası ise genel mahkemelerde görülen ve tarafların tüm delillerini sunabildiği daha kapsamlı bir yargılama sürecidir. Bu davada, alacaklı alacağın varlığını ispat etmekle yükümlüyken, borçlu da itiraz sebeplerini genişletme imkânına sahip olabilir. İtirazın iptali davası sonucunda verilen karar, takibin devam edip etmeyeceğini kesin olarak belirler. Eğer dava alacaklı lehine sonuçlanırsa, borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesi söz konusu olabilir; bu durum, borçlunun haksız yere takibi durdurmasının bir yaptırımı olarak uygulanır.
İtirazın Hükümsüz Kalması ve Takibin Kesinleşmesi
Borçlu, ödeme emrine karşı yasal süresi içinde itiraz etmezse, takip kesinleşir ve alacaklı haciz aşamasına geçebilir. İtirazın süresinde yapılmaması, borcun varlığının ve miktarının kabul edildiği anlamına gelir; bu aşamadan sonra borçlunun borca itiraz etme hakkı kural olarak sona erer. Takibin kesinleşmesiyle birlikte alacaklı, borçlunun malvarlığı üzerine haciz koydurma ve satış talep etme yetkisini kazanır.
İtirazın süresinde yapılmaması durumunda, borçlunun elinde kalan tek seçenek, borcun sonradan ödendiğini veya zamanaşımına uğradığını ispatlayarak icra mahkemesinden takibin iptalini talep etmektir. Ancak bu durum, borcun esasına yönelik bir itiraz değil, takibin sonraki aşamalarına ilişkin bir savunma niteliğindedir. Borçlu, süreyi kaçırdığı takdirde, icra dairesinin haciz işlemlerini durdurmak için borcu ödemek veya teminat göstermek zorunda kalabilir.
Haciz ve Satış Sürecinde Borçlunun Korunması
Takibin kesinleşmesi sonrası icra dairesi tarafından uygulanan haciz işlemlerine karşı borçlunun şikâyet yoluyla başvuru hakkı devam eder. Borçlu, haczedilen malın haczi kabil olmayan bir mal olduğunu veya haciz işleminin usulsüz yapıldığını iddia ediyorsa, icra mahkemesine şikâyet dilekçesi sunabilir. Bu başvuru, haciz işleminin iptalini veya düzeltilmesini sağlamaya yöneliktir; ancak haciz işleminin kendisi, şikâyet süreci devam ederken kural olarak durmaz.
Satış aşamasında ise borçlu, satışın usulsüzlüğü veya kıymet takdirine itiraz gibi yollarla süreci denetleyebilir. Kıymet takdirine itiraz, haczedilen malın değerinin düşük belirlendiği iddiasıyla icra mahkemesine yapılan özel bir başvurudur. Bu itirazın kabul edilmesi, malın gerçek değerinde satılmasını sağlayarak borçlunun malvarlığının korunmasına yardımcı olur. Borçlu, satış ilanının tebliğinden itibaren belirli süreler içinde bu itirazlarını ileri sürmelidir; aksi takdirde satış süreci hukuki sonuçlarını doğurmaya devam eder.
Not: İcra takibinde her bir işlem türü için öngörülen süreler, işlemin tebliğ veya öğrenme tarihinden itibaren işlemeye başlar. Sürelerin takibi, borçlunun savunma haklarını kullanabilmesi için kritik öneme sahiptir.
Sıkça Sorulan Sorular
İtiraz dilekçesinde sebep göstermek zorunda mıyım?
Genel itirazda sebep göstermek zorunlu değildir; ancak imzaya itiraz ediyorsanız bunu mutlaka belirtmelisiniz.
Şikâyet yolu takibi durdurur mu?
Hayır, şikâyet kural olarak takibi durdurmaz. İcra mahkemesinden takibin durdurulması ayrıca talep edilebilir.
Yetkisiz icra dairesine karşı ne yapmalıyım?
Yetki itirazı, ödeme emrine itirazın bir parçası olarak yasal süresi içinde icra dairesine yapılmalıdır.
