
Fazla mesai alacaklarına, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 34. maddesi uyarınca bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanır. Bu faiz türü, işçinin ücret niteliğindeki alacaklarını korumak amacıyla getirilen emredici bir düzenleme olup, işverenin temerrüde düşürüldüğü tarihten itibaren işlemeye başlar. Uygulamada sıkça karıştırılan yasal faizden farklı olarak, bu oran bankaların fiilen uyguladığı en yüksek mevduat faizini ifade eder ve mahkemelerce re’sen dikkate alınması gereken bir kuraldır.
Fazla Mesai Alacağında Faiz Başlangıç Tarihi ve Temerrüt Şartları
Fazla mesai alacağında faiz, alacağın muaccel olduğu tarihten ziyade işverenin temerrüde düştüğü tarihten itibaren hesaplanır. Temerrüt, işverenin ödeme yükümlülüğünü yerine getirmemesi durumunda hukuki sonuç doğuran bir aşamadır.
- İhtarname: İşçi, noter kanalıyla ihtarname göndererek işvereni temerrüde düşürebilir; bu durumda faiz, ihtarnamenin tebliğ edildiği tarihten itibaren başlar.
- Arabuluculuk: 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca zorunlu arabuluculuk sürecinde, arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği tarih temerrüt tarihi olarak kabul edilir.
- Dava ve Islah: İhtarname veya arabuluculuk süreci işletilmemişse, dava dilekçesinde talep edilen miktarlar için dava tarihi, ıslah ile artırılan miktarlar için ise ıslah tarihi faiz başlangıcı olarak esas alınır.
Uygulanabilir Mevzuat ve Görevli Merci
İşçi alacaklarına ilişkin uyuşmazlıklarda temel dayanak 4857 sayılı İş Kanunu ve 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’dur. İş Kanunu’nun 34. maddesi, gününde ödenmeyen ücretler için mevduata uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanacağını açıkça hükme bağlamıştır.

İşçi alacakları davalarında görevli mahkeme İş Mahkemeleridir. İş mahkemesi bulunmayan yerlerde ise Asliye Hukuk Mahkemeleri, “İş Mahkemesi sıfatıyla” davaya bakar. Dava açmadan önce arabulucuya başvurmak, kanun gereği zorunlu bir dava şartıdır.
“Av. Vedat Can SÜNERİN
Fazla mesai alacaklarında faiz türünün belirlenmesi, alacağın niteliğine göre doğrudan kanunla düzenlenmiştir. Uygulamada en sık karşılaşılan hata, talep aşamasında yasal faiz ile mevduata uygulanan en yüksek faiz arasındaki ayrımın gözden kaçırılmasıdır. Ayrıca, temerrüt tarihinin ispatı için arabuluculuk tutanağının veya ihtarname tebliğ şerhinin dava dosyasına doğru şekilde sunulması, faiz başlangıç tarihinin öne çekilmesi ve alacak miktarının korunması açısından büyük önem taşır. İspat yükünün işçide olduğu durumlarda, bordro ve puantaj kayıtlarının titizlikle incelenmesi gerekir.”
Gerekli Belge ve İspat Yöntemleri
Fazla mesai alacağının ispatında imzalı bordrolar, aksi ispatlanana kadar güçlü delil niteliği taşır. İşçinin bordrolarda fazla mesai tahakkuku bulunmasına rağmen ödemenin eksik olduğunu iddia etmesi durumunda, ihtirazi kayıt koymuş olması veya yazılı delil sunması beklenir.
Banka kayıtları, ödemelerin yapılıp yapılmadığını denetlemek için kullanılır. İşyeri giriş-çıkış kayıtları, puantajlar ve iç yazışmalar fazla mesai süresini belirlemede kullanılır. Yazılı belge bulunmayan hallerde, fazla mesai yapıldığını ispatlamak için tanık beyanlarına başvurulabilir.
Uygulamada Sık Karıştırılan Noktalar
En yaygın hata, dava dilekçelerinde “yasal faiz” talep edilmesidir. Fazla mesai ücreti “ücret” niteliğinde olduğundan, mahkemelerden “mevduata uygulanan en yüksek faiz” talep edilmelidir; aksi halde işçi daha düşük bir faiz geliri elde edebilir.
Temerrüt tarihinin göz ardı edilmesi de önemli bir kayıptır. İhtarname veya arabuluculuk tutanağı gibi temerrüt oluşturucu belgelerin dava dosyasına sunulmaması, faizin dava tarihinden itibaren başlamasına neden olur. Ayrıca, imzalı bordroların aksini ispat etmeye çalışırken yazılı delil yerine sadece tanık beyanına dayanmak, davanın reddedilme riskini artırır.
Kısmi Dava ve Belirsiz Alacak Davalarında Faiz Uygulaması
Fazla mesai alacaklarının dava konusu edilmesi sürecinde, alacağın tamamının mı yoksa bir kısmının mı talep edildiği faiz başlangıcı ve miktarı üzerinde belirleyici bir etkiye sahiptir. İşçi, alacağının tamamını dava dilekçesinde net olarak belirleyebiliyorsa, bu tutar üzerinden dava tarihinden itibaren faiz işletilmesini talep edebilir. Ancak alacak miktarının hesaplanması işverenin elindeki kayıtların incelenmesini gerektiriyorsa, belirsiz alacak davası açılması tercih edilebilir. Bu durumda, dava dilekçesinde belirtilen geçici değer üzerinden değil, dava konusu edilen alacağın tamamı üzerinden faiz işletilmesi hukuki bir gerekliliktir.
Kısmi dava açılması durumunda ise, dava dilekçesinde gösterilen miktar için dava tarihinden, sonradan ıslah ile artırılan kısım için ise ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülür. Uygulamada işçilerin, dava dilekçesinde talep ettikleri miktarı düşük tutarak daha sonra ıslah yoluna gitmeleri, faiz başlangıç tarihlerinin farklılaşmasına neden olur. Bu nedenle, alacak miktarının önceden doğru hesaplanması, faiz kaybının önlenmesi açısından kritik bir öneme sahiptir. Islah edilen kısım için faiz başlangıcının dava tarihine çekilmesi, ancak davanın belirsiz alacak davası olarak nitelendirilmesi şartıyla mümkündür.
İş Sözleşmesinin Feshi Sonrası Faiz İşletimi ve Zamanaşımı Etkisi
İş sözleşmesinin sona ermesi, fazla mesai alacaklarının muacceliyetini doğrudan etkileyen bir süreçtir ve faiz hesaplamasında bu tarih bir dönüm noktası oluşturur. Sözleşme devam ederken ödenmeyen fazla mesai ücretleri için işverenin temerrüde düşürülmesi gerekirken, iş sözleşmesinin feshi ile birlikte tüm alacaklar muaccel hale gelir. Fesih tarihinden itibaren işverenin ödeme yükümlülüğü kesinleştiğinden, bu tarihten sonraki gecikmelerde faiz işletilmesi için ayrıca bir ihtarname gönderilmesine gerek kalmaksızın temerrüt oluşmuş sayılır. Ancak bu durum, zamanaşımı sürelerinin takibini zorunlu kılar.
Fazla mesai alacakları, 4857 sayılı İş Kanunu’nun ek 3. maddesi uyarınca beş yıllık zamanaşımına tabidir. Zamanaşımı süresi, alacağın doğduğu tarihten itibaren işlemeye başlar ve dava açılması veya arabuluculuk başvurusu ile kesilir. Eğer işçi, fesih tarihinden itibaren beş yıl içerisinde dava açmazsa, alacak zamanaşımına uğrar ve faiz işletilmesi imkansız hale gelir. Uygulamada, işçilerin fesih sonrası alacaklarını talep ederken arabuluculuk sürecini başlatmaları, hem zamanaşımını kesmekte hem de faiz başlangıç tarihini arabuluculuk son tutanağına sabitleyerek hukuki koruma sağlamaktadır.
Bordrolarda Tahakkuk Eden Fazla Mesai ve Faiz Farkı
İşveren tarafından düzenlenen bordrolarda fazla mesai tahakkuku bulunması, ancak bu tutarın ödenmemesi veya eksik ödenmesi durumunda faiz uygulaması farklı bir hukuki zemine oturur. Bordroda yer alan rakam, işverenin borcunu ikrar ettiği anlamına gelir ve bu tutar üzerinden faiz işletilmesi için ayrıca bir temerrüt ihtarına gerek duyulmaz. İşçi, bordroda görünen ancak ödenmeyen tutarlar için doğrudan icra takibi başlatabilir veya dava açabilir. Bu durumda faiz, bordronun düzenlendiği ve ödenmesi gereken tarihten itibaren işlemeye başlar.
Eğer işçi, bordroda gösterilen fazla mesai süresinin gerçek çalışma süresinden az olduğunu iddia ediyorsa, aradaki fark için ayrı bir hesaplama yapılması gerekir. Bordroda tahakkuk eden kısım için “ücret” niteliğinde faiz işletilirken, bordroda yer almayan ancak ispatlanan fazla çalışma süresi için de aynı faiz türü uygulanır. Ancak ispatlanamayan veya bordro ile çelişen kısımlarda mahkeme, işçinin sunduğu delillerin gücüne göre karar verir. Bordroların imzalı olması, işçinin fazla mesai ücretini aldığına dair bir karine oluştursa da, banka kayıtları ile bordro tutarlarının uyuşmaması durumunda banka kayıtları esas alınarak faiz hesaplaması yapılır.
Sık Sorulan Sorular
Fazla mesai alacağına yasal faiz uygulanması hatalı mıdır?
Evet, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 34. maddesi gereği fazla mesai ücreti ücret niteliğinde olduğundan, yasal faiz yerine mevduata uygulanan en yüksek faiz uygulanmalıdır.
En yüksek mevduat faizi nasıl belirlenir?
Faiz oranı belirlenirken Merkez Bankası oranları esas alınmaz; temerrüdün gerçekleştiği tarihte bankalarca fiilen uygulanan bir yıllık en yüksek mevduat faizi esas alınır.
Arabuluculuk başvurusu faiz başlangıcı sayılır mı?
Evet, zorunlu arabuluculuk sürecinde fazla mesai alacağı talep edilmişse, arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği tarih temerrüt tarihi olarak kabul edilir.
