
Hizmet tespiti davası, sigortasız çalışılan sürelerin resmi kayıtlara geçirilmesi amacıyla doğrudan iş mahkemelerine açılır. Bu dava türü için Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) dava öncesinde herhangi bir idari başvuru yapılması veya arabulucuya gidilmesi zorunlu değildir.
Dava, iş mahkemelerinde görülür; iş mahkemesi olmayan yerlerde asliye hukuk mahkemeleri görevlidir.
Dava doğrudan mahkemeye açılır; SGK’ya ön başvuru veya arabuluculuk dava şartı aranmaz.
Çalışmanın geçtiği yılın sonundan itibaren 5 yıl içinde dava açılmalıdır.
Hizmet Tespiti Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme
Hizmet tespiti davası, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca iş mahkemelerinde açılmalıdır. İş mahkemesinin bulunmadığı yerlerde ise asliye hukuk mahkemeleri, iş mahkemesi sıfatıyla davaya bakmakla görevlidir.
Yetkili mahkeme ise davalı işverenin yerleşim yeri mahkemesi veya işin yapıldığı yer mahkemesidir. Davanın yanlış mahkemede açılması, usulden ret kararı verilmesine ve sürecin uzamasına neden olabilir.
Dava Sürecinde İzlenmesi Gereken Adımlar
Dava açma süreci, fiili çalışmanın ispatına yönelik delillerin toplanmasıyla başlar. Çalışan, bordrolar, iş yeri kayıtları, giriş-çıkış belgeleri veya tanık beyanları gibi delilleri hazırlayarak dava dilekçesine eklemelidir.

Dava dilekçesi, görevli ve yetkili iş mahkemesine sunulur ve gerekli harç ile gider avansı yatırılır. Mahkeme, dava açıldıktan sonra SGK’ya durumu resen ihbar eder; Kurum, davaya fer’i müdahil olarak katılarak denetim raporlarını ve kayıtlarını mahkemeye sunar.
“Av. Vedat Can SÜNERİN
Hizmet tespiti davası açarken en kritik nokta, çalışmanın fiilen gerçekleştiğini ispatlayacak belgelerin eksiksiz derlenmesidir. Arabuluculuk sürecine tabi olmayan bu davalarda, 5 yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcı ve istisnaları titizlikle incelenmelidir. Özellikle işe giriş bildirgesi veya dönem bordrolarının varlığı, hak düşürücü sürenin uygulanmasını engelleyen temel unsurlardır. Davanın işveren aleyhine açılması ve SGK'nın sürece fer'i müdahil olarak dahil edilmesi, yargılama sürecinin sağlıklı ilerlemesi için temel bir usul kuralıdır.”
Hak Düşürücü Süre ve İstisnaları
5510 sayılı Kanun’un 86. maddesi gereğince, hizmet tespiti davası çalışmanın geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılmalıdır. Bu süre, mahkeme tarafından kendiliğinden dikkate alınan bir hak düşürücü süredir.
Ancak işe giriş bildirgesinin SGK’ya verilmiş olması, dönem bordrolarının Kuruma sunulmuş olması veya çalışmanın Kurum tarafından denetimle tespit edilmiş olması durumunda bu süre işlemez. Bu istisnaların varlığı, davanın 5 yıllık süre geçtikten sonra da açılabilmesine olanak tanır.
Uygulamada Sık Yapılan Hatalar
Hizmet tespiti davalarında en sık karşılaşılan hata, davanın zorunlu arabuluculuk sürecine tabi olduğunun düşünülmesidir. Hizmet tespiti davaları, iş mahkemelerinde görülen diğer birçok uyuşmazlığın aksine arabuluculuk dava şartına tabi değildir.
Bir diğer hata ise davanın doğrudan SGK’ya karşı açılmasıdır. Hizmet tespiti davası işverene karşı açılır; SGK, mahkemenin ihbarı üzerine sürece dahil olur. Ayrıca, sigorta başlangıç tarihinin tespiti gibi talepler, hizmet tespiti davasından farklı hukuki prosedürlere tabi olabilir.
İspat Yükü ve Delil Değerlendirme Kriterleri
Hizmet tespiti davasında ispat yükü, kural olarak çalışmanın varlığını iddia eden tarafa aittir. Çalışan, çalışma süresini ve prime esas kazanç tutarını somut delillerle ortaya koymakla yükümlüdür; zira mahkeme, yalnızca iddia üzerine değil, dosyaya sunulan belgelerin gerçekliği üzerinden hüküm kurar. İş yeri kayıtları, imzalı ücret bordroları, banka hesap hareketleri veya işe giriş-çıkış kayıtları, çalışmanın varlığını kanıtlamada en güçlü deliller arasında yer alır.
Belgeye dayalı ispatın mümkün olmadığı durumlarda, komşu iş yeri çalışanları veya iş yerinde daha önce çalışmış olan kişilerin tanıklığına başvurulabilir. Ancak tanık beyanlarının, çalışmanın yapıldığı dönemle örtüşmesi ve iş yerindeki çalışma düzenine dair somut bilgiler içermesi gerekir. Sadece soyut iddialara dayalı tanıklıklar, mahkeme tarafından yeterli görülmeyebilir; bu nedenle tanıkların, iş yerinin faaliyet alanı ve çalışma saatleri gibi detaylar hakkında bilgi sahibi olması ispat gücünü artırır.
Sigortalılık Türüne Göre Başvuru Farklılıkları
Hizmet tespiti davası, 5510 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılan tüm çalışanlar için geçerli olsa da, çalışanın statüsü (4/a, 4/b veya 4/c) davanın içeriğini ve ispat yöntemlerini etkileyebilir. Özellikle 4/a statüsündeki işçiler için işverenle olan hizmet ilişkisinin kanıtlanması esas alınırken, 4/b statüsündeki bağımsız çalışanlar için vergi kaydı, oda kaydı veya esnaf sicil kaydı gibi resmi belgeler temel alınır. Her statü, kendi mevzuatındaki sigortalılık şartlarını karşıladığı ölçüde hizmet tespiti talebine konu edilebilir.
Kısmi süreli çalışanlar veya çağrı üzerine çalışanlar için ise çalışma saatlerinin ve günlerinin tespiti, davanın en kritik noktasını oluşturur. Bu tür çalışmalarda, iş sözleşmesinde belirlenen çalışma süresi ile fiilen çalışılan sürenin uyumu denetlenir. Eğer işveren, çalışanı kısmi süreli göstermesine rağmen tam zamanlı çalıştırmışsa, aradaki farkın tespiti için davanın bu yönde detaylandırılması ve çalışma saatlerini gösteren puantaj kayıtlarının mahkemeye sunulması gerekir.
Kurum Denetimi ve Mahkeme Süreci Arasındaki İlişki
Mahkeme, hizmet tespiti davası açıldığında durumu Sosyal Güvenlik Kurumu’na ihbar ederken, Kurumun daha önce yapmış olduğu denetim raporlarını da dosyaya getirtir. Kurum tarafından yapılan bir denetim sonucunda çalışmanın varlığı veya yokluğu tespit edilmişse, bu raporlar mahkeme için önemli bir veri kaynağı oluşturur. Ancak mahkeme, Kurumun denetim raporlarıyla bağlı değildir; dosyaya sunulan yeni deliller veya tanık beyanları ışığında farklı bir kanaate varabilir.
Dava süreci devam ederken, Kurumun müdahil olması, davanın işveren ile çalışan arasındaki özel bir uyuşmazlık olmaktan çıkıp, kamu düzenini ilgilendiren bir sigortalılık tespiti haline geldiğini gösterir. Bu nedenle, mahkeme süreci boyunca Kurumun kayıtları ile iş yerinin sunduğu kayıtlar arasındaki çelişkiler, bilirkişi incelemesi yoluyla giderilir. Bilirkişi, iş yerinin dönem bordrolarını, Kuruma verilen aylık prim ve hizmet belgelerini ve iş yeri defterlerini inceleyerek, çalışmanın gerçekte ne kadar sürdüğüne dair teknik bir rapor hazırlar.
Uygulama Notu: Hizmet tespiti davalarında, çalışmanın geçtiği döneme ait bordroların Kuruma verilip verilmediği, hak düşürücü sürenin başlangıcını doğrudan etkileyen bir unsurdur. İşe giriş bildirgesi veya dönem bordrosu Kuruma verilmişse, 5 yıllık hak düşürücü süre işlemez; bu durum davanın açılabilmesi için en önemli hukuki dayanaklardan biridir.
Sıkça Sorulan Sorular
Hizmet tespiti davası için SGK’ya başvurmak zorunlu mu?
Hayır, hizmet tespiti davası için SGK’ya ön başvuru yapılması yasal bir zorunluluk değildir; dava doğrudan iş mahkemesine açılır.
Dava süreci ne kadar sürer?
Yargılama süresi, delillerin toplanması, tanıkların dinlenmesi ve mahkemenin iş yüküne bağlı olarak değişkenlik gösterir.
Mirasçılar hizmet tespiti davası açabilir mi?
Evet, sigortalının vefatı halinde mirasçıları, hak düşürücü süre içerisinde sigortalının çalışmasının tespiti için dava açma hakkına sahiptir.
