
İş kazası ve meslek hastalığı uygulamalarında hak kaybını önlemenin temel yolu, kazanın meydana geldiği andan itibaren yasal bildirim sürelerine titizlikle uymak ve olay anında delilleri eksiksiz kayıt altına almaktır. Bu süreçte, kazanın iş kazası olarak tescili için Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) yapılacak bildirim ile tazminat süreçlerini birbirinden ayırmak ve arabuluculuk zorunluluğunun bu davalarda aranmadığını bilmek kritik önem taşır.
İş Kazası ve Meslek Hastalığı Bildirim Süreci
İş kazası meydana geldiğinde, işverenin 5510 sayılı Kanun uyarınca yerine getirmesi gereken temel yükümlülükler bulunmaktadır. Ölüm veya ağır yaralanma durumlarında, kaza derhal yetkili kolluk kuvvetlerine bildirilmelidir.
İşveren, iş kazasını kazadan sonraki 3 iş günü içinde e-SGK sistemi üzerinden Kuruma bildirmekle yükümlüdür. Süre hesabında kazanın meydana geldiği gün sayılmaz; hafta sonları ve resmi tatiller iş günü olarak kabul edilmez.
Hak Kaybını Önleme Kontrol Listesi
Süreci yönetirken şu adımları izlemek, ileride yaşanabilecek hak kayıplarını minimize etmek için gereklidir:

- Kazazedenin derhal sağlık kuruluşuna sevki sağlanmalı ve hastane kayıtlarına olayın bir “iş kazası” olduğu açıkça geçirilmelidir.
- Olay yeri korunmalı, varsa güvenlik kamerası kayıtları yedeklenmeli, tanıkların iletişim bilgileri alınmalı ve olay yeri fotoğraflanmalıdır.
- SGK bildirim formu eksiksiz doldurulmalıdır; bildirimde kazanın oluş şekli, yeri ve zamanı gerçeğe uygun yazılmalıdır.
- İşveren, 6331 sayılı Kanun gereği kazanın nedenlerini inceleyen bir kaza raporu düzenlemelidir.
“Av. Vedat Can SÜNERİN
İş kazası ve meslek hastalığı süreçlerinde en sık karşılaşılan hak kaybı, bildirim sürelerinin takvim günü ile karıştırılması ve tazminat davalarında arabuluculuk zorunluluğu bulunmamasına rağmen bu sürece girilerek zaman kaybedilmesidir. Olay anında tutulan tutanaklar ve SGK'ya yapılan bildirimlerin doğruluğu, ileride açılacak tazminat davalarında ispat yükünü doğrudan etkiler. Bu nedenle, sürecin başından itibaren delillerin korunması ve uzman görüşü alınması, tazminat hesaplamalarında ve kusur oranlarının belirlenmesinde büyük önem taşır.”
Tazminat ve Ceza Süreçlerinin Ayrımı
Kazanın iş kazası olarak tescili, sigortalının geçici iş göremezlik ödeneği, sürekli iş göremezlik geliri veya hak sahiplerine ölüm aylığı bağlanması için zorunludur. Bu tescil süreci, sosyal güvenlik haklarının korunması adına temel bir adımdır.
İşçinin veya hak sahiplerinin işverene karşı açacağı maddi ve manevi tazminat davaları, SGK’nın kaza tescilinden bağımsız olarak yürütülebilir. Ancak mahkemeler, genellikle SGK’nın kaza tescilini ve maluliyet oranını bekletici mesele yaparak süreci bu veriler ışığında değerlendirir.
İş kazası sonucu yaralanma veya ölüm varsa, savcılık tarafından resen soruşturma başlatılır. Bu ceza süreci, işverenin kusur durumunun belirlenmesi açısından tazminat davasını doğrudan etkileyen bir unsurdur.
Arabuluculuk İstisnası
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’na göre, işçi alacakları için arabuluculuk dava şartı olsa da, iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davalarında arabulucuya başvurulması zorunlu değildir. Bu davalar doğrudan iş mahkemelerinde açılabilir.
Uygulamada Sık Yapılan Hatalar
Kazanın hafif olduğu düşünülerek bildirim yapılmaması, ileride oluşabilecek komplikasyonlarda sigortalının hak kaybına uğramasına ve işverenin idari para cezası ile karşılaşmasına neden olur. 3 iş günü kuralının takvim günü sanılması, bildirim süresinin kaçırılmasına yol açan yaygın bir hatadır.
Olay yerinin temizlenmesi veya tanıkların yönlendirilmesi, tazminat davasında ispat yükünü zorlaştırır. Delillerin karartılması, mahkeme sürecinde işverenin kusur oranının daha yüksek belirlenmesine sebebiyet verebilir.
Uzman İncelemesi ve Kusur Oranı
İş kazası davalarında tazminat miktarı; kusur oranı, maluliyet derecesi ve hesaplanan zarar üzerinden belirlenir. Bu üç unsur, mahkeme tarafından atanan bilirkişilerce teknik olarak incelenir.
Tarafların kendi özel uzman görüşlerini sunmaları, mahkeme bilirkişi raporlarına itiraz süreçlerinde hak kaybını önlemek için önemlidir. 2026 yılı itibarıyla, e-SGK sistemi üzerinden yapılan bildirimlerin sistem kayıtları, yasal sürenin ispatı açısından en güvenilir resmi belgedir.
Meslek Hastalığı Tanı ve Bildirim Süreçlerinde İspat Yükü
Meslek hastalığı, sigortalının çalıştığı işin niteliğine göre tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halleridir. İş kazasından farklı olarak meslek hastalığında, hastalığın işin yürütüm şartlarından kaynaklandığının tıbbi raporlarla kanıtlanması gerekir. Bu süreçte, yetkili sağlık hizmeti sunucuları tarafından düzenlenen sağlık kurulu raporları, hastalığın mesleki kökenini belirleyen temel delil niteliğindedir.
İşveren, meslek hastalığını öğrendiği tarihten itibaren 3 iş günü içinde durumu SGK’ya bildirmekle yükümlüdür. Bildirim yükümlülüğü, hastalığın teşhis edildiği tarihte başlar; bu sürenin kaçırılması, işverenin idari para cezası ile karşılaşmasına ve sigortalının sosyal güvenlik haklarına erişiminde gecikmelere neden olur. İşçinin, hastalığın mesleki kaynaklı olduğunu iddia ettiği durumlarda, çalışma ortamındaki maruziyet verilerini ve işyeri hekimi kayıtlarını muhafaza etmesi, ileride açılacak tazminat davalarında ispat kolaylığı sağlar.
Kusur, Maluliyet ve Zarar Hesabında Teknik İnceleme
İş kazası ve meslek hastalığı davalarında tazminat miktarı, mahkeme tarafından atanan bilirkişilerin hazırladığı raporlar doğrultusunda belirlenir. Kusur oranı, işverenin iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini alıp almadığına, işçinin ise kendi güvenliği için gerekli kurallara uyup uymadığına göre paylaştırılır. Bu incelemede, işyerindeki risk değerlendirme raporları, periyodik muayene formları ve eğitim kayıtları, kusur dağılımını doğrudan etkileyen belgelerdir.
Maluliyet derecesi ise, sigortalının çalışma gücündeki kayıp oranını ifade eder ve bu oran SGK Sağlık Kurulu tarafından belirlenir. Mahkeme, tazminat hesabını yaparken bu maluliyet oranını esas alır; ancak tarafların bu orana veya kusur dağılımına itiraz etme hakkı saklıdır. Zarar hesabı yapılırken, işçinin kaza tarihindeki yaşı, bakiye ömrü, gelir düzeyi ve destekten yoksun kalanların durumu gibi teknik veriler dikkate alınır. Bu hesaplamaların doğruluğu, tazminatın miktarını belirleyen en kritik aşamadır ve teknik hataların düzeltilmesi için bilirkişi raporlarına süresi içinde itiraz edilmesi gerekir.
İş Kazası ve Meslek Hastalığı Davalarında Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süreler
İş kazası ve meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında zamanaşımı, kural olarak zararın ve failin öğrenildiği tarihten itibaren başlar. Ancak, bu sürelerin başlangıcı ve durması, olayın ceza davasına konu olup olmamasına göre farklılık gösterebilir. Ceza davası açılmışsa, ceza kanunundaki daha uzun olan zamanaşımı süresi tazminat davası için de geçerli olabilir. Bu nedenle, olayın ceza soruşturması aşamasında takip edilmesi, tazminat davası için zamanaşımı süresinin korunması açısından stratejik bir öneme sahiptir.
Sigortalının veya hak sahiplerinin, SGK’dan gelir bağlanması için yaptığı başvurularda da belirli süreler mevcuttur. Hak sahiplerinin ölüm aylığı veya sürekli iş göremezlik geliri taleplerinde, başvuru tarihinden itibaren geriye dönük ödeme sınırları bulunmaktadır. Bu sürelerin kaçırılması, geçmişe dönük gelir kaybına yol açabilir. Hak kaybını önlemek için, kaza veya hastalık teşhisi sonrasında, sosyal güvenlik hakları ile tazminat haklarının birbirinden bağımsız işleyen sürelerini ayrı ayrı takip etmek gerekir.
Sık Sorulan Sorular
İş kazası bildirimi yapılmazsa ne olur?
İşverene idari para cezası uygulanır ve sigortalıya ödenen geçici iş göremezlik ödeneği SGK tarafından işverene rücu edilebilir.
Meslek hastalığı bildirimi nasıl yapılır?
Meslek hastalığı tanısı konulduktan sonra, sağlık hizmeti sunucuları veya işyeri hekimi tarafından bildirilen durumlar için işveren, öğrendiği tarihten itibaren 3 iş günü içinde SGK’ya bildirimde bulunmalıdır.
İş kazası davasında zamanaşımı nedir?
İş kazası tazminat davalarında zamanaşımı süreleri, olayın niteliğine ve kanuni düzenlemelere göre değişiklik gösterebilir; bu nedenle hak kaybına uğramamak için bir hukuk uzmanından destek alınması önerilir.
