
Ticari sözleşmelerde yazılım, makine veya sistem teslimi sonrası gerçekleştirilen kabul testlerine ilişkin sonuçların muhataba bildirilmesi üzerine, karşı tarafın süresinde cevap vermemesi kural olarak zımni kabul anlamına gelmez. Türk hukukunda susma, kural olarak bir irade beyanı değildir. Ancak taraflar arasındaki süregelen iş ilişkisi, ticari teamüller veya sözleşme hükümleri gereği açık bir kabul beyanının beklenmediği hallerde, uygun bir sürede itiraz edilmemesi teslimin onaylandığı şeklinde yorumlanabilir.
Hukuki Çerçeve ve Sessizliğin İrade Beyanı Olarak Değerlendirilmesi
Türk Borçlar Kanunu uyarınca, öneren; kanun, işin özelliği veya durumun gereği açık bir kabulü beklemek zorunda değilse, öneri uygun bir sürede reddedilmediği takdirde sözleşme kurulmuş sayılır. Ticari sözleşmelerde sessizliğin kabul sayılması için taraflar arasındaki önceki uygulamaların veya ticari teamüllerin, sessizliğin onay anlamına geldiğini gösteren bir güven oluşturmuş olması gerekir.
Örtülü kabule dayanan taraf, açık kabulün neden beklenmediğini ve sessizliğin neden kabul anlamına geldiğini somut delillerle ispatlamakla yükümlüdür. İtiraz için makul bir süre tanınmış olmalı ve bu süre içerisinde herhangi bir ret beyanı ulaşmamış olmalıdır.
Kabul Testi ve Ayıp İhbarı İlişkisi
Kabul testi, teslim edilen ürünün sözleşmeye uygunluğunu denetleyen teknik bir süreçtir. Test sonuçlarının bildirilmesi, alıcıya ayıpları inceleme ve bildirme külfeti yükler. Alıcı, teslim aldığı malı veya sistemi işlerin olağan akışına göre uygun bir sürede gözden geçirmeli ve bir ayıp tespit ederse bunu satıcıya bildirmelidir.

Test sonuçlarına itiraz edilmemesi, sadece kabul değil, aynı zamanda ayıpsız ifa karinesini de güçlendirir. Ancak bu durum, alıcının teslim anında anlaşılamayacak gizli ayıplara karşı haklarını tamamen ortadan kaldırmaz.
“Av. Vedat Can SÜNERİN
Ticari sözleşmelerde sessizliğin zımni kabul sayılması, her somut olayın kendi şartlarına ve taraflar arasındaki geçmiş ticari ilişkilere bağlıdır. En büyük risk, sessizliği otomatik bir onay olarak varsaymaktır. İspat yükü, örtülü kabule dayanan taraftadır; bu nedenle test sonuçlarının bildirimini, tarafların geçmiş yazışmalarını ve sistemin fiili kullanımına dair kayıtları bir bütün olarak değerlendirmek gerekir. Sözleşmedeki özel hükümler, genel kuralın uygulanmasını değiştirebileceğinden, her dosya için sözleşme metni ve bildirim süreleri titizlikle incelenmelidir.”
Uygulamada İspat Yükü ve Gerekli Belgeler
Sessizliğin zımni kabul sayıldığı iddiasını desteklemek için şu belgeler kritik öneme sahiptir:
- Kabul protokolü ve tarafların üzerinde anlaştığı teknik kriterleri içeren test planı.
- Test sonuçlarının karşı tarafa ulaştığını gösteren tebligat, KEP veya e-posta teslim kayıtları.
- Sistemin teslimden sonra alıcı tarafından kullanılmaya başlandığına dair log kayıtları veya servis talepleri.
Karşı tarafta kalan kayıtlar kaynak ve dönem belirtilerek istenmelidir. Dijital delilin bütünlüğü korunmalı; seçilmiş ekran görüntüsüyle bağlamın kaybolması ya da hukuka aykırı veri elde edilmesi önlenmelidir.
Sürelerin Hesaplanması ve Bildirim Yükümlülüğü
Olay, belge oluşumu, bildirim, başvuru, inceleme ve nihai karar tarihleri ayrı bir kronolojide gösterilmelidir. Süre hesabı hafızaya değil; tebliğ mazbatası, elektronik bildirim, alındı veya resmî kayıt üzerinden yapılmalıdır.
Zorunlu ön başvuru varsa teslim kanıtı saklanmalı ve görüşmeler sürerken koruyucu işlem son güne bırakılmamalıdır. Ceza, özel hukuk, icra veya idare başvurusundan birinin yürütülmesi, diğer sürenin kendiliğinden durduğu anlamına gelmez.
Sözleşmesel Kabul Testi Protokollerinin Hukuki Niteliği
Kabul testleri, ticari sözleşmelerde ifanın tamamlanıp tamamlanmadığını belirleyen kritik bir aşamadır. Taraflar arasında imzalanan teknik şartname veya kabul protokolü, testin hangi yöntemle yapılacağını, başarı kriterlerini ve test sonuçlarının bildirim usulünü detaylandırır. Eğer sözleşmede test sonuçlarının belirli bir süre içinde onaylanması veya itiraz edilmesi gerektiği açıkça düzenlenmişse, bu süre ‘sözleşmesel bir süre’ niteliği kazanır. Bu durumda, sessizliğin zımni kabul sayılması, tarafların iradesiyle hukuki bir zemine oturtulmuş olur.
Sözleşmede test süreci için bir takvim belirlenmişse, bu takvime uyulmaması veya test sonuçlarına süresinde itiraz edilmemesi, alıcının ifayı onayladığına dair güçlü bir karine oluşturur. Ancak, testin teknik olarak eksik yapılması veya sözleşmede öngörülen kriterlerin dışına çıkılması durumunda, sessizlik her zaman kabul anlamına gelmeyebilir. Bu noktada, alıcının sessizliğinin ‘kabul’ iradesini taşıyıp taşımadığı, sözleşmenin bütünü ve tarafların önceki iş ilişkileri ışığında değerlendirilir.
Sessizliğin Zımni Kabulü ile Ayıp İhbarı Arasındaki İnce Çizgi
Ticari satışlarda alıcının, teslim aldığı malı veya sistemi gözden geçirme ve ayıp ihbarında bulunma yükümlülüğü, kabul testi süreciyle doğrudan bağlantılıdır. Kabul testi, alıcının malı inceleme külfetini yerine getirmesi için kendisine tanınan bir fırsat olarak görülür. Test sonuçlarına itiraz edilmemesi, alıcının malı ‘olduğu gibi’ kabul ettiği anlamına gelebilir; bu durum, özellikle açık ayıpların ileri sürülmesini imkansız kılar. Ancak, testin kapsamı dışında kalan veya test sırasında tespit edilmesi teknik olarak mümkün olmayan gizli ayıplar, sessizliğin zımni kabul sayılmasının dışındadır.
Uygulamada, alıcının test sonuçlarına sessiz kalması, satıcıya karşı ‘ayıpsız ifa’ iddiasını zayıflatan bir delil olarak kullanılır. Eğer alıcı, test sonuçlarını onaylamış veya sessiz kalarak onaylamış gibi davranmışsa, daha sonra ortaya çıkan ve test aşamasında fark edilebilecek olan ayıplar için tazminat veya sözleşmeden dönme haklarını kullanması güçleşir. Bu nedenle, test sonuçlarına verilecek yanıtın, sadece teknik bir onay değil, aynı zamanda hukuki bir koruma kalkanı olduğu unutulmamalıdır.
Dijital İletişim ve İspat Araçlarının Yönetimi
Kabul testi süreçlerinde sessizliğin zımni kabul sayılması iddiası, genellikle dijital ortamdaki yazışmalara dayanır. E-posta, KEP veya proje yönetim araçları üzerinden iletilen test sonuçlarının, karşı tarafın sistemine ulaştığı ve okunabilir olduğu ispatlanmalıdır. Sadece gönderim kaydı yeterli olmayıp, karşı tarafın bu veriye erişim sağladığına dair log kayıtları veya sistem bildirimleri, ispat yükünü yerine getirmede belirleyici rol oynar. Dijital delillerin değiştirilmediğini kanıtlamak için zaman damgalı kayıtların veya sunucu loglarının korunması, uyuşmazlık anında en önemli savunma aracıdır.
Sessizliğin zımni kabul sayılmasına karşı savunma geliştiren taraf, test sonuçlarının kendisine ulaşmadığını veya ulaştığı tarihten itibaren makul sürenin henüz dolmadığını ileri sürebilir. Bu durumda, taraflar arasındaki iletişim kanallarının işleyişi ve önceki benzer süreçlerdeki yanıt süreleri, ‘makul süre’ kavramının sınırlarını belirler. Eğer taraflar arasında daha önce yapılan işlemlerde sessizliğin kabul sayılmadığına dair bir uygulama varsa, bu durum zımni kabul iddiasını çürüten en güçlü delillerden biri haline gelir.
Sıkça Sorulan Sorular
Sözleşmede “cevap verilmezse kabul edilmiş sayılır” maddesi varsa ne olur?
Taraflar sözleşme özgürlüğü kapsamında sessizliğin kabul sayılacağını kararlaştırabilirler. Bu durumda, sözleşme hükmü esas alınır ve sessizlik zımni kabul teşkil eder.
Sessizliğin kabul sayılması için noter ihtarı şart mı?
Hayır, şart değildir. Ancak ispat kolaylığı açısından, test sonuçlarının ve itiraz süresinin yazılı olarak bildirilmesi, uyuşmazlık anında ispat yükünü kolaylaştırır.
Test sonuçlarına itiraz etmezsem tüm haklarımı kaybeder miyim?
Açık ayıplar bakımından itiraz etmemek hak kaybına yol açabilir. Ancak, teslim anında anlaşılamayacak gizli ayıplar için kanuni süreler saklıdır.
