Adli Sicil ve Arşiv Kaydı Hakkında Sık Karıştırılan Hususlar

Adli Sicil ve Arşiv Kaydı Hakkında Sık Karıştırılan Hususlar

Adli sicil kaydı ile adli sicil arşiv kaydı arasındaki temel fark, kaydın güncelliği ve erişilebilirliğidir. Adli sicil kaydı, kişinin kesinleşmiş mahkûmiyet ve güvenlik tedbirlerini içeren, infazı devam eden veya henüz tamamlanmış güncel cezai durumunu gösteren kayıttır. Arşiv kaydı ise, infazı tamamlanmış veya hukuken sona ermiş mahkûmiyet bilgilerinin, adli sicilden çıkarılarak aktarıldığı ve daha kısıtlı erişime sahip olan ikincil bir kayıt sistemidir. Bir belgede “Adli Sicil Kaydı Yoktur, Arşiv Kaydı Vardır” ibaresinin yer alması, kişinin güncel bir mahkûmiyeti olmadığını ancak geçmişte infazı tamamlanmış bir kaydının arşivde tutulduğunu ifade eder.

Adli Sicil ve Arşiv Kaydı Arasındaki Temel Farklar

Halk arasında “sabıka kaydı” olarak bilinen adli sicil kaydı, kişinin ceza mahkûmiyetinin infazı devam ettiği sürece aktif olarak görünen kısımdır. Arşiv kaydı ise, cezanın infazı tamamlandıktan sonra kaydın adli sicilden çıkarılıp aktarıldığı bölümdür. Bu iki sistem arasındaki ayrım, kaydın erişilebilirliği ve hukuki sonuçları bakımından kritik bir öneme sahiptir.

Uygulamada en sık yapılan hata, infazı tamamlanmış bir cezanın adli sicilden silinmesi ile arşiv kaydından silinmesini birbirine karıştırmaktır. Arşiv kaydının varlığı, kişinin geçmişte infazı tamamlanmış bir cezası olduğunu gösterir ancak bu durum her zaman bir engel teşkil etmez.

Adli Sicil Kaydında Neler Gözükür?

Adli sicil kaydı, Türk mahkemeleri tarafından verilmiş ve kesinleşmiş mahkûmiyet kararlarını, hapis cezalarını, adli para cezalarını ve güvenlik tedbirlerini içerir. Karar kesinleşmeden adli sicil kaydı oluşmaz; dolayısıyla devam eden soruşturma veya kovuşturma evrelerindeki şüpheli veya sanık sıfatları, kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü kurulmadığı sürece adli sicil kaydına yansımaz.

Adli Sicil ve Arşiv Kaydı Hakkında Sık Karıştırılan Hususlar

Kayıtlar; kişinin kimlik bilgileri, suç türü, verilen ceza ve infaz durumu gibi temel verileri kapsar. Kesinleşmemiş kararların adli sicil kaydına yansıması hukuken mümkün değildir.

“Av. Vedat Can SÜNERİN
Adli sicil ve arşiv kaydı arasındaki ayrım, kayıtların erişilebilirliği ve hukuki sonuçları bakımından kritik bir öneme sahiptir. Uygulamada en sık yapılan hata, infazı tamamlanmış bir cezanın adli sicilden silinmesi ile arşiv kaydından silinmesini birbirine karıştırmaktır. Arşiv kaydının silinmesi için kanunda öngörülen sürelerin dolması veya özel durumlarda yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması şarttır. Bu nedenle, arşiv kaydının varlığı veya silinme süreciyle ilgili işlemlerde, infaz durumunu gösteren belgelerin eksiksiz hazırlanması ve ilgili merciye başvurulması gerekmektedir.”

Kayıtların Silinmesi ve Arşive Alınma Şartları

İnfazın tamamlanması, adli para cezasının ödenmesi veya cezanın hukuken sona ermesiyle kayıt, Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü tarafından re’sen adli sicilden silinerek arşiv kaydına alınır. Arşiv kaydının tamamen silinmesi için genel kural, arşiv kaydına alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren beş yıl geçmesidir.

Ancak Anayasa’nın 76. maddesi veya özel kanunlarda hak yoksunluğuna neden olan mahkûmiyetlerde, yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması koşuluyla on beş yıl, bu karar alınmaksızın otuz yıl geçmesiyle silinme gerçekleşir. İlgilinin ölümü halinde ise kayıtlar doğrudan sistemden silinir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) ve Adli Sicil

HAGB kararları, genel adli sicil sistemine işlenmez ve standart adli sicil belgesinde (sabıka kaydında) görünmez. Bu kararlar, yalnızca mahkemeler, hâkimler ve Cumhuriyet savcıları tarafından görülebilen özel bir kayıt sisteminde tutulur.

HAGB kararı, denetim süresi içinde kasıtlı yeni bir suç işlenmemesi ve yükümlülüklere uyulması halinde dava düşer ve hüküm hiç kurulmamış sayılır. Dolayısıyla, standart bir adli sicil belgesi talep edildiğinde bu kararların görünmemesi, kararın sistemden tamamen silindiği anlamına gelmez; bu kayıtlar, kişinin başka bir suçtan yargılanması durumunda mükerrerlik veya ceza artırımı gibi hukuki sonuçlar doğurabileceği için sistemde muhafaza edilir.

Başvuru Süreci ve Görevli Merci

  1. İlgili Cumhuriyet Başsavcılığına veya Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü’ne dilekçe ile başvurulması.
  2. Başvuru dilekçesinde infazın tamamlandığını gösteren belgelerin (infaz fişi, ödeme makbuzu vb.) eklenmesi.
  3. Vekil aracılığıyla yapılacak başvurularda, vekâletnamede bu konuda açık yetki bulunmasının kontrol edilmesi.
  4. Başvurunun ilgili mahkeme veya genel müdürlük tarafından incelenerek sonucun takip edilmesi.

Uygulamada Sık Karıştırılan Hususlar

e-Devlet üzerinden alınan adli sicil belgesi bir bilgilendirme belgesidir; bu belgedeki bir hatanın düzeltilmesi için doğrudan e-Devlet üzerinden itiraz edilemez. Hatalı kayıtlar için ilgili mahkemeye başvurarak arşiv kaydının silinmesi veya kaydın düzeltilmesi talepli işlem yapılması gerekir.

“Çift sorgulu adli sicil kaydı” ifadesi, sistemin hem adli sicil hem de arşiv kayıtlarını taradığını gösterir. Bir belgede arşiv kaydının varlığı, kişinin güncel bir mahkûmiyeti olmadığını ancak geçmişte infazı tamamlanmış bir kaydının arşivde tutulduğunu ifade eder.

Yabancı Mahkeme Kararlarının Adli Sicil Kaydına Etkisi

Yabancı bir ülke mahkemesi tarafından verilen kesinleşmiş mahkûmiyet kararlarının Türk adli siciline işlenebilmesi için öncelikle bu kararların Türk hukuk düzeninde tanınması ve tenfizi gerekir. Tanıma ve tenfiz kararı alınmadığı sürece, yabancı mahkeme kararları doğrudan Türk adli sicil sistemine yansıtılmaz ve bu kayıtlar üzerinden bir hukuki sonuç doğurulamaz.

Tanıma ve tenfiz kararı alındıktan sonra, ilgili mahkûmiyet kararı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü’ne bildirilerek adli sicil kaydına işlenir. Bu süreçte, yabancı mahkeme kararının kesinleşmiş olması ve Türk hukukundaki suç karşılığı ile uyumlu olması temel şarttır. Yabancı mahkeme kararlarının sicile işlenmesi, kişinin Türkiye’deki adli sicil belgesinde görünür hale gelmesini sağlar ve bu durum, özellikle güvenlik soruşturmaları veya memuriyete giriş gibi süreçlerde değerlendirmeye alınabilir.

Adli Sicil Kaydında “Adli Sicil Kaydı Yoktur” İbaresinin Hukuki Anlamı

Bir kişinin adli sicil belgesinde “Adli Sicil Kaydı Yoktur” ibaresinin yer alması, kişinin sistemde kayıtlı herhangi bir aktif mahkûmiyetinin veya infazı devam eden bir cezasının bulunmadığını ifade eder. Bu ibare, kişinin adli sicil sisteminde hiçbir kaydının olmadığı anlamına gelmez; zira arşiv kaydı veya HAGB kararları gibi özel sistemlerde kayıtlar bulunabilir.

Resmi kurumlara sunulan belgelerde bu ibarenin görülmesi, kişinin adli sicil yönünden temiz olduğunu gösterir. Ancak arşiv kaydının varlığı, bazı özel kanunlarda belirtilen meslek gruplarına giriş veya belirli hakların kullanımı noktasında engel teşkil edebilir. Bu nedenle, “Adli Sicil Kaydı Yoktur” ibaresi, arşiv kaydının varlığını dışlamaz ve arşiv kaydının silinmesi için gerekli sürelerin dolup dolmadığı, kişinin özel durumuna göre ayrı bir inceleme gerektirir.

Adli Sicil Kaydının Hatalı Olması Durumunda İzlenecek Yol

Adli sicil kaydında yer alan bilgilerin yanlış, eksik veya güncel olmadığı tespit edildiğinde, düzeltme talebi doğrudan ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına yapılmalıdır. Kaydın kaynağı olan mahkeme kararı ile sistemdeki verinin uyuşmaması durumunda, mahkeme kararının infaz fişi veya kesinleşme şerhi ile birlikte başvuruda bulunulması, işlemin hızlanmasını sağlar.

Hatalı kayıtların düzeltilmesi sürecinde, Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü’nün merkezi veri tabanı üzerinden yapılan incelemeler esas alınır. Eğer hata, mahkeme kaleminden kaynaklanan bir veri giriş yanlışlığından kaynaklanıyorsa, ilgili mahkemeden düzeltme yazısı alınması gerekebilir. Bu süreçte, kişinin kendi adli sicil kaydını düzenli aralıklarla kontrol etmesi ve herhangi bir uyumsuzluk durumunda vakit kaybetmeksizin resmi mercilere başvurması, ileride yaşanabilecek hak kayıplarını önlemek adına önemlidir.

Sıkça Sorulan Sorular

HAGB kararı adli sicil kaydında görünür mü?

Hayır, HAGB kararları standart adli sicil kaydında görünmez, yalnızca hâkim ve savcıların erişebildiği özel bir sistemde tutulur.

Arşiv kaydı nasıl silinir?

Genel kural olarak infazdan itibaren 5 yıl geçmesiyle silinir; ancak özel kanunlardaki hak yoksunlukları için 15 veya 30 yıllık süreler uygulanabilir.

Adli sicil kaydı ile arşiv kaydı arasındaki fark nedir?

Adli sicil kaydı aktif cezaları, arşiv kaydı ise infazı tamamlanmış geçmiş cezaları içerir.

Kesinleşmemiş mahkeme kararları sicile işler mi?

Hayır, bir kararın adli sicile işlenebilmesi için mutlaka kesinleşmiş olması gerekir.

İlgilinin ölümü halinde kayıtlar ne olur?

İlgilinin ölümü halinde adli sicil ve arşiv kayıtları sistemden doğrudan silinir.

Scroll to Top
WhatsApp