Hizmet Tespit Davası Zamanaşımı Nedir?

Hizmet Tespit Davası Zamanaşımı Nedir?

Hizmet tespit davasında hukuki literatürde zamanaşımı olarak ifade edilen kavram, aslında 5510 sayılı Kanun uyarınca uygulanan 5 yıllık hak düşürücü süredir. Bu süre, tespiti talep edilen çalışmanın geçtiği takvim yılının sona erdiği 31 Aralık tarihinden itibaren işlemeye başlar. Söz konusu süre, zamanaşımından farklı olarak mahkeme tarafından tarafların talebi olmaksızın kendiliğinden (re’sen) dikkate alınır ve dolmasıyla birlikte dava hakkı tamamen sona erer. Ancak işverenin işe giriş bildirgesi veya prim belgesi vermesi gibi Kurum’un çalışmadan haberdar olduğu hallerde bu süre işlemez.

Hizmet Tespit Davasında 5 Yıllık Süre Nasıl Hesaplanır?

Hak düşürücü sürenin başlangıcı, çalışmanın gerçekleştiği yılın son günüdür. Örneğin, 2021 yılı içerisinde gerçekleşen ancak SGK’ya bildirilmeyen bir çalışma için 5 yıllık süre 31 Aralık 2021 tarihinde başlar ve 31 Aralık 2026 tarihinde sona erer. Bu tarihten sonra açılan davalar, sürenin dolması nedeniyle mahkemece usulden reddedilir.

Sürenin hesaplanmasında takvim yılı esas alınır ve kesintisiz bir çalışma söz konusu olsa dahi, her bir yılın bildirilmeyen kısmı için ayrı ayrı değerlendirme yapılabilir. Süre, hak düşürücü nitelikte olduğundan durması veya kesilmesi mümkün değildir.

Hak Düşürücü Sürenin İşlemediği İstisnalar

Sosyal Güvenlik Kurumu’nun işçinin çalışmasından haberdar olduğu veya haberdar olması gereken durumlarda, 5 yıllık hak düşürücü süre kısıtlaması uygulanmaz. Bu istisnalar, işçinin sosyal güvenlik haklarının korunması amacıyla getirilmiştir.

Hizmet Tespit Davası Zamanaşımı Nedir?
  • İşveren tarafından işe giriş bildirgesi verilmişse.
  • İlgili dönem için aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi verilmişse.
  • Çalışma, SGK müfettişleri veya denetim elemanları tarafından yapılan incelemelerle tespit edilmişse.
  • İşçinin çalışması kısmen bildirilmişse, bildirim dışı kalan dönemler için de hak düşürücü süre işlemez.

“Av. Vedat Can SÜNERİN
Hizmet tespit davasında karşılaşılan en büyük yanılgı, bu sürenin zamanaşımı olarak değerlendirilmesidir. Oysa bu süre, hakkın özünü etkileyen bir hak düşürücü süredir ve mahkeme tarafından kendiliğinden dikkate alınır. Özellikle işe giriş bildirgesi veya prim belgesi gibi Kurum'un çalışmadan haberdar olduğu hallerde bu sürenin işlemeyeceği unutulmamalıdır. Dava açmadan önce SGK'ya başvuru zorunluluğu ve ispat yükünün işçide olduğu gerçeği, sürecin en başında dikkatle yönetilmesi gereken temel unsurlardır.”

Görevli Mahkeme ve Dava Şartları

Hizmet tespit davalarında görevli mahkeme İş Mahkemeleridir. Dava açılmadan önce Sosyal Güvenlik Kurumu’na müracaat edilmesi ve talebin reddedilmesi veya 60 gün içinde cevap verilmemesi suretiyle zımnen reddi, dava şartı olarak kabul edilmektedir.

Dava, kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkeme re’sen araştırma ilkesiyle hareket eder. Bu süreçte mahkeme, tarafların sunduğu delillerle sınırlı kalmaksızın, çalışmanın varlığını ispatlayacak her türlü belgeyi ve tanık beyanını değerlendirmeye alır.

İspat Yükü ve Gerekli Belgeler

İspat yükü kural olarak işçidedir. Çalışmanın varlığını kanıtlamak için bordrolar, işe giriş bildirgesi, maaş ödeme dekontları, işyeri yazışmaları ve tanık beyanları en önemli delillerdir. Mahkeme, işyerinin o dönemde faal olup olmadığını ve işçinin fiilen çalışıp çalışmadığını bu belgeler üzerinden denetler.

Hizmet Tespitinde Kısmi Bildirim ve Sürelerin Etkisi

İşverenin işçiyi bir dönem için SGK’ya bildirmiş ancak çalışma süresinin tamamını veya bir kısmını eksik göstermiş olması durumunda, hak düşürücü süre işlemez. Bu kural, işçinin sigortalılık başlangıcının Kurum kayıtlarına girdiği andan itibaren, o işyerindeki tüm çalışma süresinin Kurum tarafından bilindiği karinesine dayanır. Dolayısıyla, işe giriş bildirgesi veya prim belgesi ile Kurum’un haberdar olduğu bir çalışma ilişkisinde, bildirilmeyen günler için 5 yıllık süre kısıtlaması gündeme gelmez.

Uygulamada, işçinin aynı işyerinde farklı zaman dilimlerinde çalışması veya çalışma süresinin bir kısmının bildirilip bir kısmının bildirilmemesi durumunda, bildirim yapılan dönemler bir “çapa” görevi görür. Bu çapa, tüm çalışma süresinin kesintisiz veya bağlantılı olduğu iddiasını güçlendirir. Ancak, işçinin işten ayrılıp uzun bir süre sonra aynı işyerine tekrar girdiği durumlarda, her bir işe giriş dönemi kendi içinde bağımsız bir hak düşürücü süre hesabına tabi tutulabilir.

İşyeri Kayıtlarının İspat Gücü ve Denetim Süreçleri

Mahkeme, hizmet tespit davasında sadece tarafların sunduğu belgelerle yetinmeyerek, işyerinin o dönemdeki ticari faaliyetlerini gösteren resmi kayıtları da re’sen getirtir. Özellikle işyerinin vergi dairesi kayıtları, ticaret sicil gazetesi ilanları, belediye ruhsatları ve işyeri için düzenlenen elektrik, su veya doğalgaz faturaları, çalışmanın varlığını kanıtlayan dolaylı ancak güçlü delillerdir. Bu belgeler, işçinin iddia ettiği tarihlerde işyerinin fiilen açık ve faal olduğunu ispatlamaya yarar.

İşçinin sunduğu belgelerin yetersiz kaldığı hallerde, mahkeme tarafından “bordro tanığı” olarak adlandırılan, aynı dönemde aynı işyerinde sigortalı olarak çalışmış kişilerin beyanlarına başvurulur. Bordro tanığı, işçinin çalışmasının gerçekliğini ve süresini doğrulamak için en etkili araçtır. Eğer işyerinde hiç sigortalı işçi çalıştırılmamışsa, komşu işyeri sahipleri veya yöneticileri gibi işyerini dışarıdan gözlemleyebilecek kişilerin tanıklığına başvurulabilir. Bu tanıkların, işçinin çalışmasını somut gözlemlerle (örneğin işçinin işyerine giriş çıkış saatleri veya yaptığı işin niteliği) desteklemesi, davanın kabulü için kritik bir öneme sahiptir.

Yabancı Uyruklu Çalışanlar ve Hizmet Tespiti

Yabancı uyruklu çalışanların hizmet tespit davası açma hakkı, çalışma izni olup olmadığına bakılmaksızın Türk vatandaşları ile aynı hukuki statüye tabidir. Çalışma izni bulunmayan bir yabancı işçinin, fiilen çalıştığını ispatlaması halinde, sigorta primlerinin ödenmesi ve hizmetlerinin tespiti için dava açması mümkündür. Burada temel kriter, işçinin işveren emrinde ve bağımlı olarak bir iş görme edimini yerine getirip getirmediğidir.

Yabancı işçiler için de 5 yıllık hak düşürücü süre kuralı aynen geçerlidir. Ancak, yabancı işçilerin çalışma izinlerinin olmaması, işverenin sigorta bildiriminde bulunmasını engellemez; işveren, çalışma izni olmasa dahi işçiyi sigortalı göstermekle yükümlüdür. Bu nedenle, yabancı işçinin sigortasız çalıştırılması durumunda, işverenin bildirim yükümlülüğünü yerine getirmediği kabul edilir ve hak düşürücü sürenin işlemediği istisnai haller yabancı işçiler için de uygulanır.

Uygulama Notu: Hizmet tespit davalarında hak düşürücü sürenin başlangıcı, çalışmanın sona erdiği yılın sonudur. İşe giriş bildirgesi veya prim belgesi gibi Kurum’un çalışmadan haberdar olduğu hallerde bu süre işlemez. İspat sürecinde bordro tanıkları ve işyeri faaliyetini gösteren resmi belgeler, davanın seyrini belirleyen en temel unsurlardır.

Sık Sorulan Sorular

5 yıllık süre dolduktan sonra dava açılabilir mi?

Hayır, hak düşürücü süre dolduktan sonra dava açılması durumunda mahkeme davayı usulden reddeder.

İşveren sigorta primlerini ödememişse süre işler mi?

Eğer işveren işe giriş bildirgesi vermiş veya prim belgesi düzenlemişse, primlerin ödenmemiş olması hak düşürücü sürenin işlemesine engel değildir; dava her zaman açılabilir.

Mirasçılar hizmet tespit davası açabilir mi?

Evet, sigortalının vefatı halinde hak sahipleri, sigortalının sağlığında dava açma hakkı olduğu sürece bu davayı açabilirler.

Hizmet tespit davasında arabuluculuk zorunlu mu?

Hizmet tespit davaları, işçilik alacaklarından farklı olarak doğrudan sosyal güvenlik hakkına ilişkin olduğundan, kural olarak zorunlu arabuluculuk kapsamında değildir.

Scroll to Top
WhatsApp