
Ortaklığın giderilmesi davalarında masraf ve süre riskleri, davanın taraflarının sayısı, taşınmazın niteliği ve tebligat süreçlerine bağlı olarak değişkenlik gösterir. Yargılama giderleri kural olarak paydaşlar arasında payları oranında paylaştırılmakta olup, sürecin toplam süresi her somut olayda farklılık arz etmektedir.
Paylı ve Elbirliği Mülkiyeti Ayrımı
Ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davası, paylı veya elbirliği mülkiyetine konu bir malın paydaşlar arasında paylaştırılmasını veya satılarak bedelinin paylaştırılmasını sağlayan bir hukuki yoldur. Paylı mülkiyette her paydaşın tapuda belirli bir payı bulunur ve bu pay üzerinde bağımsız tasarruf hakkına sahiptir.
Elbirliği mülkiyetinde ise ortakların belirlenmiş payları yoktur; hakları malın tamamına yaygındır. Genellikle miras ortaklığında karşılaşılan bu durumda, ortaklığın giderilmesi davası açılmadan önce mirasçılık belgesinin alınması ve tüm mirasçıların sürece dahil edilmesi zorunludur.
Aynen Taksim ve Satış Yolu Koşulları
Mahkeme, paylaşımı iki temel yöntemle gerçekleştirir. Aynen taksim, taşınmazın yüzölçümü, niteliği ve imar mevzuatı uygunsa, malın parçalara ayrılarak paydaşlara tahsis edilmesidir. Hakim, aynen taksimin mümkün olup olmadığını bilirkişi aracılığıyla araştırır.

Satış yolu ise aynen taksimin mümkün olmadığı veya önemli ölçüde değer kaybına yol açtığı durumlarda başvurulan yöntemdir. Bu durumda mal, açık artırma ile satılarak elde edilen bedel paydaşlar arasında payları oranında dağıtılır.
“Av. Vedat Can SÜNERİN
Ortaklığın giderilmesi sürecinde en sık karşılaşılan risk, taraf teşkilinin eksik bırakılması nedeniyle davanın uzamasıdır. Tüm paydaşların davaya dahil edilmesi ve miras ortaklıklarında mirasçılık belgesinin eksiksiz temini, yargılama sürecinin hızlanması açısından kritiktir. Ayrıca, aynen taksimin mümkün olup olmadığının teknik olarak önceden değerlendirilmesi, satış aşamasında yaşanabilecek zaman kayıplarını minimize edebilir. Yargılama giderlerinin paydaşlar arasında payları oranında paylaştırıldığı unutulmamalıdır.”
Süreçte Karşılaşılan Masraf ve Süre Riskleri
Dava açılırken peşin harç ve gider avansı davacı tarafından ödenir. Dava sonunda tüm yargılama giderleri (keşif, bilirkişi, tebligat vb.) paydaşlar arasında payları oranında paylaştırıldığı için, davacı başlangıçta ödediği masrafı diğer paydaşlardan talep edebilir.
Dava süresi; taraf sayısına, tebligatların ulaşma hızına, taşınmazın niteliğine ve mahkemenin iş yüküne göre değişir. Uygulamada karşılaşılan en büyük risk, taraf teşkilinin eksik yapılması veya aynen taksimin mümkün olduğu durumlarda doğrudan satış talep edilerek sürecin uzatılmasıdır.
Uygulama Adımları ve Taraf Teşkili
- Dava dilekçesinin hazırlanması ve taşınmazın bulunduğu yerdeki Sulh Hukuk Mahkemesi’ne sunulması.
- Tüm paydaşların davaya dahil edilmesi (taraf teşkilinin sağlanması).
- Mahkeme tarafından bilirkişi incelemesi yapılarak aynen taksimin mümkün olup olmadığının tespiti.
- Aynen taksim mümkün değilse satış kararı verilmesi ve icra dairesi aracılığıyla açık artırma sürecinin başlatılması.
Taşınmazın İmar Durumu ve Aynen Taksimin Teknik Engelleri
Aynen taksimin hukuken mümkün sayılabilmesi için taşınmazın bulunduğu bölgenin imar planı ve ilgili mevzuatın öngördüğü asgari parsel büyüklüğü şartlarını taşıması gerekir. Eğer taşınmazın bölünmesi sonucunda oluşacak yeni parseller, imar yönetmeliklerine aykırı bir yapılaşma veya kullanım kısıtlaması yaratacaksa, mahkeme aynen taksim talebini reddederek satış kararı verir. Bu durum, paydaşların taşınmazı fiziksel olarak bölme beklentisini boşa çıkarabilir ve sürecin satış aşamasına evrilmesine neden olur.
Uygulamada sıkça karşılaşılan bir diğer teknik engel, taşınmaz üzerindeki yapıların konumudur. Eğer mevcut bir bina, paydaşların pay oranlarına uygun şekilde bölünemeyecek bir konumda yer alıyorsa veya binanın bölünmesi yapısal bütünlüğü bozacaksa, mahkeme aynen taksimi imkansız kabul eder. Bu aşamada bilirkişi raporu, taşınmazın değer kaybına uğrayıp uğramayacağını belirleyen en kritik delil niteliğindedir. Paydaşların, dava öncesinde taşınmazın imar durumunu belediyeden sorgulaması, aynen taksimin teknik olarak mümkün olup olmadığını öngörmelerine yardımcı olur.
Satış Sürecinde İhale ve Bedel Belirleme Riskleri
Mahkeme tarafından satış kararı verilmesi halinde, taşınmazın kıymet takdiri aşamasına geçilir ve bu değer, satışın başlangıç bedelini oluşturur. Kıymet takdiri raporuna karşı paydaşların itiraz hakkı bulunmakla birlikte, bu itirazlar sürecin uzamasına ve ek bilirkişi masraflarının doğmasına yol açar. Satışın elektronik ortamda gerçekleştirilmesi, ihaleye katılımı artırsa da, taşınmazın gerçek piyasa değerinin altında satılma riski her zaman mevcuttur.
İhale sürecinde, satış bedelinin paydaşlar arasında dağıtılması aşamasında, taşınmaz üzerinde haciz veya ipotek gibi takyidatların bulunması durumu karmaşıklaştırır. Eğer taşınmaz üzerinde bir alacaklı lehine ipotek varsa, satış bedelinden öncelikle bu alacaklının payı ayrılır ve kalan miktar paydaşlara dağıtılır. Paydaşların, satış öncesinde tapu kayıtlarını detaylı incelemesi, olası bir hak kaybını veya satış bedelinin beklenenden az gelmesi riskini önceden hesaplamalarını sağlar. İhale bedelinin yatırılmaması veya ihalenin feshi gibi durumlar, sürecin yeniden başa dönmesine ve yargılama giderlerinin artmasına neden olan temel uygulama hataları arasındadır.
Yargılama Giderlerinin Paylaşımı ve Vekalet Ücreti
Ortaklığın giderilmesi davalarında yargılama giderleri, davanın sonunda paydaşların tapudaki payları oranında paylaştırılır. Bu kural, davayı açan kişinin başlangıçta ödediği tüm harç ve gider avanslarını, davanın sonunda diğer paydaşlardan kendi payları oranında geri alabileceği anlamına gelir. Ancak, davalıların davaya itiraz etmesi veya süreci uzatıcı tutum sergilemesi, yargılama giderlerinin miktarını doğrudan etkiler.
Vekalet ücreti konusunda ise, davanın niteliği gereği davalıların da davaya katılması ve kendilerini bir vekil ile temsil ettirmeleri durumunda, her paydaş kendi vekalet ücretini üstlenir. Davanın reddedilmesi veya kabul edilmesi gibi bir durum söz konusu olmadığından, taraflar arasında karşı tarafa vekalet ücreti ödenmesi kuralı uygulanmaz. Paydaşların, dava sürecinde gereksiz itirazlardan kaçınması, hem mahkemenin iş yükünü azaltır hem de toplam yargılama giderlerinin daha düşük seviyede kalmasını sağlar. Sürecin sonunda mahkemece verilen karar, tapu müdürlüğüne gönderilerek mülkiyet durumunun güncellenmesi sağlanır ve bu işlem için de ayrıca harç ödenmesi gerekebilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Dava açmak için zamanaşımı var mı?
Hayır, ortaklık devam ettiği sürece dava açma hakkı saklıdır.
Satış nasıl yapılır?
Satış, mahkeme kararı sonrası icra dairesi aracılığıyla elektronik ortamda açık artırma usulüyle gerçekleştirilir.
Dava açmadan önce arabuluculuk zorunlu mu?
Ortaklığın giderilmesi davaları, arabuluculuk dava şartı kapsamında değildir; doğrudan mahkemeye başvurulabilir.
