
İşe iade davası açmak isteyen bir işçinin, fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurması dava şartıdır. Bu başvuru yapılmadan doğrudan dava açılması durumunda, mahkeme dava şartı yokluğu nedeniyle davayı usulden reddeder.
İşe İade Sürecinde Arabuluculuk Adımları
İşe iade süreci, hak düşürücü süreler nedeniyle oldukça hassas bir takvime tabidir. İşveren tarafından yapılan fesih bildiriminin işçiye tebliğ edilmesiyle birlikte bir aylık başvuru süresi işlemeye başlar. İşçi, bu süre içerisinde işyerinin bulunduğu yerdeki veya son çalıştığı yerdeki adliyelerde bulunan Arabuluculuk Bürolarına başvurmalıdır.
Arabulucu, görevlendirildiği tarihten itibaren süreci en geç üç hafta içinde sonuçlandırır. Zorunlu hallerde bu süre en fazla bir hafta daha uzatılabilir. Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına dair son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılması gerekir.
İşe Güvencesi Koşulları Nelerdir?
Her işçi işe iade davası açma hakkına sahip değildir; bu hak belirli şartların varlığına bağlıdır. İşçinin 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında çalışıyor olması ve iş sözleşmesinin belirsiz süreli olması temel şarttır.

- İşçinin işyerinde en az 6 aylık kıdemi bulunmalıdır (yer altı işlerinde kıdem şartı aranmaz).
- İşverenin aynı işkolundaki tüm işyerlerinde toplam 30 veya daha fazla işçi çalışıyor olmalıdır.
- İşçi, işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili konumunda olmamalıdır.
“Av. Vedat Can SÜNERİN
İşe iade sürecinde en kritik nokta, fesih bildiriminin tebliğ tarihinden itibaren başlayan bir aylık arabuluculuk başvuru süresidir. Bu süre hak düşürücü niteliktedir ve kaçırılması durumunda dava hakkı kaybedilir. Ayrıca, arabuluculuk tutanağının dava dilekçesine eklenmesi zorunluluğu, usul hukuku açısından davanın kabul edilebilirliği için temel bir şarttır. Süreç yönetilirken, işe iade talebi ile diğer işçilik alacaklarının ayrı ayrı değerlendirilmesi ve arabuluculuk başvurusunun bu ayrımı gözeterek yapılması, ileride yaşanabilecek hak kayıplarını önlemek adına büyük önem taşır.”
Gerekli Belgeler ve İspat Yükümlülüğü
Dava açarken, arabuluculuk sürecinin tüketildiğini kanıtlamak zorunludur. Arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlenen “anlaşamama” son tutanağının aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneği dava dilekçesine mutlaka eklenmelidir.
Eğer bu belge dava dilekçesiyle birlikte sunulmazsa, mahkeme davacıya bir haftalık kesin süre verir. Bu süre içinde de belge sunulmazsa dava usulden reddedilir. Tebliğ tarihinin ispatı için yazılı kayıtlar ve fesih bildiriminin işçiye ulaştığı tarihin tespiti, sürecin takibi açısından kritiktir.
Örnek: Bir işçi, fesih bildirimini 10 Mayıs tarihinde tebliğ almıştır. Bu işçinin arabulucuya başvurması için son tarih 10 Haziran’dır. Arabuluculuk görüşmeleri 20 Haziran’da “anlaşamama” ile sonuçlanırsa, işçinin iş mahkemesinde dava açması için son tarih 4 Temmuz’dur.
Uygulamada Sık Yapılan Hatalar
Sürelerin karıştırılması, işe iade sürecindeki en yaygın hatalardan biridir. Arabuluculuğa başvuru süresi olan bir ay ile arabuluculuk son tutanağından sonra dava açma süresi olan iki hafta birbirine karıştırılmamalıdır.
İşe iadeye bağlı alacaklar için ayrı bir arabuluculuk süreci gerekebilir. İşe iade için yapılan başvuru, diğer işçilik alacaklarını otomatik olarak kapsamayabilir. Bu nedenle, talep edilen her bir alacak kaleminin arabuluculuk başvurusunda açıkça belirtilmesi hak kaybını önlemek adına önemlidir.
Arabuluculuk Başvurusunda Yetkili Büro ve Yer Seçimi
İşe iade talebiyle arabulucuya başvururken, başvurunun hangi yerdeki büroya yapılacağı hususu 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile belirlenmiştir. İşçi, kural olarak işyerinin bulunduğu yerdeki veya işçinin son çalıştığı yerdeki adliyelerde bulunan arabuluculuk bürolarına başvurmalıdır. Bu yerler dışında yapılan başvurular, arabuluculuk bürosu tarafından yetkisizlik gerekçesiyle reddedilebilir ve bu durum işçinin bir aylık hak düşürücü süreyi kaçırmasına yol açabilir.
İşyerinin birden fazla şubesi veya farklı lokasyonlarda faaliyet gösteren birimleri olması durumunda, işçinin fiilen çalıştığı ve iş sözleşmesinin ifa edildiği yer esas alınır. Uzaktan çalışma modelinde ise işçinin işini yürüttüğü veya işverenin talimatlarını aldığı yer, yetkili arabuluculuk bürosunun belirlenmesinde dikkate alınır. Başvuru formunda işyeri adresinin ve işverenin tebligat adresinin doğru belirtilmesi, sürecin tebligat eksikliği nedeniyle uzamasını engeller.
Arabuluculuk Görüşmelerinde Temsil ve Vekaletname Şartı
Arabuluculuk görüşmelerine taraflar bizzat katılabileceği gibi, noter onaylı özel yetki içeren vekaletnameye sahip bir vekil aracılığıyla da temsil edilebilirler. İşe iade talebi, işçinin şahsi haklarını doğrudan etkilediği için vekaletnamede arabuluculuk görüşmelerine katılma, anlaşma yapma ve tutanak imzalama yetkilerinin açıkça belirtilmesi zorunludur. Genel dava vekaletnameleri, arabuluculuk sürecinde tarafları temsil etmek için yeterli olmayabilir.
İşveren tarafı ise tüzel kişilik ise, şirketi temsile yetkili olanlar veya yetkilendirdikleri çalışanlar görüşmelere katılabilir. Görüşmeler sırasında tarafların birbirine karşı sergilediği tutum veya sunduğu teklifler, daha sonra açılacak bir davada delil olarak kullanılamaz; bu durum arabuluculuğun gizlilik ilkesinin bir gereğidir. Görüşmelerin sonunda düzenlenen son tutanakta, tarafların anlaşmaya varıp varmadığı, anlaşıldıysa şartların neler olduğu ve anlaşılmadıysa tarafların iradeleri açıkça yer almalıdır.
İşe İade Arabuluculuğunda İhtiyari ve Zorunlu Kapsam Ayrımı
İşe iade davası açmak isteyen bir işçi için arabuluculuk süreci bir dava şartı iken, iş sözleşmesinin feshinden kaynaklanan diğer alacaklar için arabuluculuk süreci farklı bir işleyişe sahip olabilir. İşe iade talebiyle yapılan başvuru, yalnızca işe başlatılma veya işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücretini kapsar; kıdem tazminatı, ihbar tazminatı veya ödenmemiş fazla mesai ücretleri gibi alacaklar için ayrı bir arabuluculuk talebinde bulunulması gerekir. Tek bir başvuru formu üzerinden tüm taleplerin arabulucuya bildirilmesi, sürecin bütünlüğü açısından daha pratiktir.
İşveren ile işçi arasında arabuluculuk aşamasında varılan anlaşma, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri konuları içermelidir. Eğer işçi, işe iade talebinden feragat ederek sadece belirli bir tazminat miktarı üzerinde anlaşırsa, bu durum işe iade davası açma hakkını sona erdirir. Anlaşma tutanağı düzenlendikten sonra, taraflar aynı konuda tekrar dava açamazlar; bu nedenle tutanak imzalanmadan önce belirlenen tazminat miktarlarının ve işe başlatma şartlarının hukuki sonuçlarının tam olarak değerlendirilmesi gerekir.
Sık Sorulan Sorular
Arabuluculukta anlaşma sağlanırsa ne olur?
Taraflar işe iade konusunda anlaşırlarsa, işe başlatma şartları ve tazminat miktarları tutanakta belirlenir; bu tutanak mahkeme ilamı niteliğindedir.
İşe iade davası kazanılırsa ne elde edilir?
İşveren işçiyi bir ay içinde işe başlatmazsa, mahkemenin belirlediği miktarda işe başlatmama tazminatı ve dört aya kadar boşta geçen süre ücreti ödenir.
İstisnalar var mı?
İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan tazminat davaları gibi bazı özel durumlar dışında, işe iade taleplerinde arabuluculuk zorunludur.
