
İşe iade davası için bir aylık başvuru süresi, fesih bildiriminin işçiye tebliğ edildiği tarihten itibaren başlar. Fesih bildiriminin yazılı yapılmadığı veya tebliğ edilmediği durumlarda ise süre, feshin işçi tarafından öğrenildiği veya eylemli olarak gerçekleştiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
Fesih bildiriminin tebliğinden itibaren 1 ay içinde arabulucuya başvurulmalıdır.
Belirlenen süreler kesindir; kaçırılması halinde dava açma hakkı kaybedilir.
Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa, son tutanaktan itibaren 2 hafta içinde dava açılmalıdır.
İşe İade Sürecinde Zaman Çizelgesi
İşe iade süreci, hak düşürücü süreler nedeniyle oldukça katı bir takvime bağlıdır. Süreç, işverenin fesih iradesini işçiye bildirmesiyle başlar ve arabuluculuk aşamasıyla devam eder.
İşçi, fesih bildiriminin kendisine ulaştığı tarihten itibaren 1 ay içinde adliyelerdeki arabuluculuk bürolarına başvurmak zorundadır. Bu başvuru, dava şartı niteliğinde olup, arabulucuya gidilmeden doğrudan mahkemeye başvurulması davanın usulden reddine yol açar.
Arabuluculuk görüşmeleri sonunda anlaşmaya varılamadığına dair son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren ise 2 hafta içinde iş mahkemesinde dava açılması gerekir. Bu süreler, yargılamanın her aşamasında mahkeme tarafından kendiliğinden dikkate alınan hak düşürücü sürelerdir.
İş Güvencesi Koşulları
Her işçi işe iade davası açma hakkına sahip değildir; bu haktan yararlanabilmek için 4857 sayılı İş Kanunu’nda belirtilen şartların bir arada bulunması gerekir.

- İşyerinde 30 veya daha fazla işçi çalıştırılıyor olmalıdır.
- İşçinin aynı işverene bağlı işyerinde en az 6 aylık kıdemi bulunmalıdır.
- İş sözleşmesi belirsiz süreli olmalıdır.
- İşçi, işveren vekili veya yardımcısı konumunda olmamalıdır.
Bu şartların varlığı, işçinin iş güvencesi kapsamında olup olmadığını belirler. Yeraltı işlerinde çalışan işçiler için kıdem şartı aranmazken, diğer şartların varlığı yine de aranmaktadır.
“Av. Vedat Can SÜNERİN
İşe iade sürecinde en kritik nokta, fesih bildiriminin tebliğ tarihinin doğru tespit edilmesidir. Bir aylık süre, işçinin fesih iradesini öğrendiği veya bildirimin kendisine ulaştığı tarihten itibaren işlemeye başlayan hak düşürücü bir süredir. Arabuluculuk aşaması, dava şartı olarak bu sürecin ayrılmaz bir parçasıdır. Sürelerin hesaplanmasında işverenin iç prosedürlerine yapılan itirazların veya alınan raporların süreyi durdurmayacağı hususu, uygulamada sıklıkla gözden kaçırılan ve hak kaybına yol açan temel bir ayrımdır.”
Uygulamada Sık Yapılan Hatalar
Sürelerin hesaplanmasında yapılan hatalar, davanın esasına girilmeden reddedilmesine neden olabilir. En yaygın hata, fesih bildiriminin düzenlendiği tarih ile tebliğ edildiği tarihin karıştırılmasıdır.
Süre, fesih belgesinin hazırlandığı tarihten değil, işçiye ulaştığı (tebliğ edildiği) tarihten itibaren başlar. Ayrıca, işverenin kendi iç mekanizmalarına yapılan itirazlar veya alınan sağlık raporları, 1 aylık hak düşürücü süreyi durdurmaz veya kesmez.
İşveren yazılı bildirim yapmasa dahi, işçinin işyerine alınmaması veya işten çıkarıldığının bildirilmesi eylemli fesih sayılır. Bu durumda 1 aylık süre, feshin eylemli olarak gerçekleştiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
Görevli Merci ve Gerekli Belgeler
Arabuluculuk başvurusu, karşı tarafın yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna yapılır. Dava ise iş mahkemesinde açılır; iş mahkemesi bulunmayan yerlerde ise asliye hukuk mahkemeleri görevlidir.
Dava dilekçesine, arabuluculuk son tutanağının aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış örneği mutlaka eklenmelidir. Bunun yanı sıra, işçinin kıdemini ve işyerindeki işçi sayısını kanıtlayabilecek belgeler, davanın ispatı açısından önem taşır.
Fesih Bildiriminin Tebliğ Tarihinin İspatı ve Süre Başlangıcı
Bir aylık hak düşürücü sürenin başlangıcını belirleyen temel unsur, fesih bildiriminin işçinin hakimiyet alanına girdiği tarihtir. İşveren tarafından gönderilen fesih bildiriminin işçiye ulaştığı gün, sürenin birinci günü olarak kabul edilir ve takip eden ayın aynı gününde süre sona erer. Eğer fesih bildirimi posta yoluyla gönderilmişse, tebligatın işçinin adresine ulaştığı veya muhtara bırakıldığı tarih esas alınır; işçinin bildirimi fiilen okuduğu tarih değil, hukuken tebliğ sayılan tarih süreyi başlatır.
Uygulamada işçilerin fesih bildirimini teslim almaktan kaçınması veya imzalamaması, sürenin başlangıcını engellemez. İşveren, feshin gerçekleştiğini ispatlamakla yükümlü olduğundan, noter kanalıyla gönderilen ihtarname veya işçinin imzasını taşıyan bir tebellüğ belgesi, sürenin başlangıcını kesinleştiren en güçlü delillerdir. İşçi, bildirimin kendisine ulaşmadığını iddia ediyorsa, işverenin tebligatın ulaştığını gösteren posta takip belgeleri veya teslim tutanakları, davanın süresinde açılıp açılmadığının denetiminde mahkeme tarafından esas alınır.
Eylemli Fesih Hallerinde Süre Hesaplama Yöntemi
İşverenin yazılı bir fesih bildirimi düzenlemediği ancak işçinin işe girişinin engellendiği veya iş akdinin sonlandırıldığının sözlü olarak bildirildiği durumlar, eylemli fesih olarak tanımlanır. Bu tür durumlarda bir aylık süre, işçinin iş akdinin sona erdiğini öğrendiği veya iş görme edimini yerine getirmesinin fiilen imkansız hale getirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. İşçinin işyerine giriş kartının iptal edilmesi, sisteme erişiminin kesilmesi veya işyerine alınmaması, feshin gerçekleştiği ve sürenin başladığı somut göstergelerdir.
Eylemli fesih iddialarında, sürenin başlangıcını belirlemek için işçinin işyerine en son gittiği tarih veya işverenin işçiyi işten çıkardığını açıkça ifade ettiği tarih esas alınır. İşçi, iş akdinin devam ettiğini düşünerek işyerine gitmeye devam ediyorsa, işverenin işçiyi işyerine almadığı gün, feshin öğrenildiği tarih olarak kabul edilir. Bu noktada işçinin, iş akdinin feshedildiğini öğrendiği tarihi belgeleyebilmesi için işyerine giriş kayıtları, güvenlik tutanakları veya işverenle yapılan yazışmalar, sürenin korunması açısından kritik öneme sahiptir.
Süre Hesaplamasında Tatil Günlerinin Etkisi
Bir aylık başvuru süresi, takvim günü esasına göre hesaplanır ve bu süreye resmi tatiller, hafta sonları veya idari izin günleri dahildir. Sürenin son gününün hafta sonuna veya resmi tatile denk gelmesi, sürenin uzamasına veya bir sonraki iş gününe ertelenmesine neden olmaz. Hak düşürücü sürelerin niteliği gereği, arabuluculuk başvurusunun sürenin son gününde mesai saatleri içerisinde yapılması zorunludur; aksi takdirde başvuru süresi kaçırılmış sayılır.
İşçinin süreyi hesaplarken, fesih bildiriminin tebliğ edildiği günü takip eden günden itibaren otuz günlük süreyi takvim üzerinde işaretlemesi, hak kaybını önlemek için en güvenli yöntemdir. Örneğin, ayın onunda tebliğ edilen bir fesih bildirimi için bir aylık süre, takip eden ayın onuncu günü mesai bitiminde sona erer. Eğer takip eden ayın onuncu günü bir resmi tatile denk geliyorsa, arabuluculuk bürosuna başvuru işleminin bu tarihten önce tamamlanması gerekir; zira hak düşürücü sürelerde herhangi bir istisnai uzama hükmü bulunmamaktadır.
Uygulama Notu: İşe iade süreçlerinde süre hesaplaması, fesih bildiriminin tebliğ edildiği günün ertesi gününden itibaren başlar. Sürenin son gününün resmi tatile denk gelmesi, süreyi uzatmaz; bu nedenle arabuluculuk başvurusunun, sürenin son gününü beklemeden yapılması hak kaybı riskini minimize eder.
Sıkça Sorulan Sorular
Bir aylık süre içinde arabulucuya başvurmazsam ne olur?
Bu süre hak düşürücü niteliktedir. Süre geçirildikten sonra yapılan başvurular reddedilir ve işe iade davası açma hakkı kalıcı olarak kaybedilir.
Arabuluculuk süreci 1 aylık süreyi uzatır mı?
Hayır. 1 aylık süre, arabulucuya başvuru için tanınan süredir. Arabuluculuk süreci, bu 1 aylık sürenin içinde veya sonunda değil, başvuru yapıldıktan sonra başlayan ayrı bir süreçtir.
İşe iade davasını kazanırsam ne kadar tazminat alırım?
Dava kazanılırsa, işveren işçiyi işe başlatmazsa 4 ila 8 aylık brüt ücret tutarında işe başlatmama tazminatı ve 4 aya kadar boşta geçen süre ücreti ödenmesine hükmedilebilir.
Raporlu olmak süreyi durdurur mu?
Hayır. Raporlu olmak veya işverene idari itirazda bulunmak, 1 aylık hak düşürücü süreyi durdurmaz veya kesmez.
