
Gürültü ve komşuluk kaynaklı rahatsızlıklar, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca kat maliklerinin birbirlerini rahatsız etmeme yükümlülüğüne aykırılık teşkil eder. Bu uyuşmazlıklarda çözüm, öncelikle apartman yönetimi nezdinde yazılı ihtar süreciyle başlamalı, sonuç alınamadığı takdirde Sulh Hukuk Mahkemesi’nde müdahalenin men’i davası açılmalıdır.
Kat Mülkiyeti Kanunu m.18 ve Türk Medeni Kanunu m.737, komşuluk ilişkilerinde dürüstlük kuralını ve rahatsızlık vermeme yükümlülüğünü düzenler.
Önce yönetime yazılı bildirimde bulunulmalı, idari yollardan sonuç alınamazsa Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvurulmalıdır.
Kolluk tutanakları, tanık beyanları ve hukuka uygun elde edilmiş kayıtlar, rahatsızlığın tahammül sınırını aştığını kanıtlamak için önemlidir.
Kat Mülkiyeti Kanunu Kapsamında Yükümlülükler
Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 18. maddesi, kat maliklerinin bağımsız bölümlerini, eklentilerini ve ortak yerleri kullanırken doğruluk kurallarına uymalarını, birbirlerini rahatsız etmemelerini ve yönetim planı hükümlerine riayet etmelerini emreder. Bu yükümlülük sadece kat maliklerini değil; kiracıları, oturma hakkı sahiplerini ve bağımsız bölümden devamlı faydalanan herkesi kapsar.
Türk Medeni Kanunu’nun 737. maddesi ise taşınmaz maliklerine, komşularını aşırı derecede rahatsız edecek gürültü, koku veya sarsıntı gibi taşkınlıklardan kaçınma borcu yükler. Yönetim planında yer alan sessizlik saatleri veya kullanım kuralları, kanuna aykırı olmamak kaydıyla öncelikli olarak uygulanır.
Uyuşmazlık Durumunda İzlenmesi Gereken Adımlar
Gürültü ve rahatsızlık durumunda izlenmesi gereken kademeli yol haritası şu şekildedir:

- Sorunun kaynağı olan kişiyle nazikçe iletişim kurarak durumun farkında olup olmadığını anlamaya çalışın.
- Sorun devam ederse, apartman veya site yönetimine yazılı (dilekçe, e-posta veya kayıtlı mesaj) bildirimde bulunun.
- Anlık ve şiddetli gürültülerde 112 Acil Çağrı Merkezi aranarak tutanak tutturulabilir.
- Sürekli rahatsızlıklarda belediye zabıtasına başvurularak idari para cezası uygulanması talep edilebilir.
- İdari yollardan sonuç alınamazsa, Sulh Hukuk Mahkemesi’nde müdahalenin men’i davası açılabilir.
“Av. Vedat Can SÜNERİN
Komşuluk uyuşmazlıklarında yönetime yapılan yazılı bildirim, mahkeme sürecinde delil teşkil etmesi bakımından hayati önem taşır. Sözlü şikayetler ispat noktasında yetersiz kalabileceğinden, tüm uyarıların kayıt altına alınması süreci kolaylaştırır. Ayrıca, her gürültü şikayeti dava konusu olmayabilir; rahatsızlığın sürekliliği ve tahammül sınırlarını aşıp aşmadığı, mahkeme tarafından bilirkişi incelemesiyle belirlenen teknik bir husustur. Bu nedenle, idari yollar tüketilmeden doğrudan yargı yoluna başvurmak yerine, apartman yönetiminin yetkilerini kullanması öncelikli bir adımdır.”
Görevli Mahkeme ve Dava Süreci
Kat Mülkiyeti Kanunu’ndan doğan uyuşmazlıklarda görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi’dir. Mahkeme, bilirkişi incelemesi yaparak gürültünün tahammül sınırlarını aşıp aşmadığını tespit eder. İhlal tespit edilirse, hakimin müdahalesi ile rahatsız edici eylemin durdurulmasına veya gerekli yalıtım gibi tedbirlerin alınmasına karar verilir.
Dava sürecinde yönetime yapılan yazılı şikayetler, kolluk tutanakları, tanık beyanları ve hukuka uygun elde edilmiş ses veya video kayıtları en önemli delillerdir. En sık yapılan hata, yönetime yazılı bildirimde bulunmadan doğrudan dava açmaktır; yazılı bildirim, sorunun yönetime iletildiğini ispatlamak için kritiktir.
İstisnalar ve Çekilmezlik Hali
Taşınma, tadilat veya münferit kutlamalar gibi yerel adetlere uygun, geçici ve kaçınılmaz rahatsızlıklar genellikle hukuka aykırı müdahale olarak değerlendirilmez. Ancak, çok ağır ve sürekli rahatsızlıklarda, Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 25. maddesi kapsamında bağımsız bölümün mülkiyetinin devri talep edilebilir.
Bu yaptırım, mülkiyet hakkına ağır bir müdahale olduğundan oldukça istisnai ve ağır şartlara bağlıdır. Kiracının gürültü yapması durumunda, kat maliki de bu borçların yerine getirilmemesinden müteselsilen sorumlu tutulabilir.
Yönetim Planı ve Kat Malikleri Kurulu Kararlarının Bağlayıcılığı
Apartman veya site yönetim planları, kat maliklerini ve bağımsız bölüm kullanıcılarını bağlayan temel sözleşme niteliğindedir. Yönetim planında yer alan sessizlik saatleri, ortak alanların kullanımına dair kısıtlamalar veya evcil hayvan besleme gibi konular, kanuna aykırı olmadığı sürece komşuluk hukukunun sınırlarını belirler. Kat malikleri kurulu tarafından alınan kararlar ise yönetim planındaki genel kuralları somutlaştırabilir veya ortak alanların kullanımına dair yeni düzenlemeler getirebilir.
Yönetim planında açıkça yasaklanmış bir eylemin, kat maliki tarafından ‘mülkiyet hakkı’ gerekçesiyle yapılması hukuken geçerli bir savunma teşkil etmez. Ancak, yönetim planındaki bir hükmün kanunun emredici kurallarına veya genel ahlak ve adaba aykırı olması durumunda, bu hüküm geçersiz kabul edilir. Kat malikleri, yönetim planına aykırı davranan komşularına karşı öncelikle yöneticiyi harekete geçirmeli, yönetici pasif kalıyorsa doğrudan kat malikleri kurulu kararıyla veya bireysel olarak hukuki yollara başvurmalıdır.
İspat Araçları ve Teknik Tespitin Önemi
Komşuluk uyuşmazlıklarında gürültünün veya rahatsızlığın ‘tahammül sınırını aştığının’ ispatı, davanın sonucunu belirleyen en kritik unsurdur. Sadece sözlü beyanlar veya şikayet dilekçeleri, mahkeme nezdinde tek başına yeterli delil olarak kabul edilmeyebilir. Bu nedenle, gürültünün yoğunluğunu, süresini ve sıklığını belgeleyen kolluk tutanakları, zabıta raporları veya gürültü ölçüm cihazlarıyla elde edilen veriler, davanın seyri açısından büyük önem taşır.
Hukuka uygun elde edilmiş ses veya video kayıtları, rahatsızlığın sürekliliğini kanıtlamak için kullanılabilir; ancak bu kayıtların özel hayatın gizliliğini ihlal etmeyecek şekilde, yalnızca rahatsızlığın varlığını ispat amacıyla sınırlı tutulması gerekir. Mahkeme, genellikle bir bilirkişi aracılığıyla yerinde inceleme yaparak, taşınmazın yalıtım durumunu ve gürültünün çevredeki diğer bağımsız bölümlere etkisini teknik olarak raporlar. Bilirkişi raporu, hakimin karar verirken esas aldığı temel teknik veridir; bu nedenle, tespit aşamasında gürültünün yaşandığı saatlerde ve koşullarda inceleme yapılması talep edilmelidir.
Ortak Alanların Kullanımı ve Müdahalenin Men’i
Ortak alanların, yönetim planına veya kat malikleri kurulu kararlarına aykırı şekilde kişisel amaçlarla kullanılması, komşuluk uyuşmazlıklarının bir diğer yaygın kaynağıdır. Bir kat malikinin ortak alanı kendi bağımsız bölümünün bir parçası gibi kullanması veya diğer maliklerin ortak alandan faydalanmasını engelleyecek şekilde eşya bırakması, müdahalenin men’i davasına konu edilebilir. Bu tür durumlarda, öncelikle yöneticiye başvurularak ortak alandaki aykırılığın giderilmesi talep edilmelidir.
Yöneticinin müdahalesi sonuç vermediğinde, her bir kat maliki, ortak alanın eski haline getirilmesi için dava açma hakkına sahiptir. Dava sürecinde, ortak alanın kullanımına dair yönetim planındaki hükümler ve kat malikleri kurulu kararları mahkemeye sunulmalıdır. Eğer ortak alana yapılan müdahale, binanın statik yapısına zarar veriyorsa veya yangın çıkışları gibi güvenlik alanlarını kapatıyorsa, bu durum acil müdahale gerektiren bir aykırılık olarak değerlendirilir ve mahkemece ivedilikle karara bağlanabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Gece saatlerinde gürültü yapılması yasak mı?
Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği uyarınca gece saatlerinde gürültü sınırları daha düşüktür ve bu saatlerde huzuru bozacak faaliyetlerden kaçınılmalıdır.
Kiracı gürültü yapıyorsa ev sahibi sorumlu mudur?
Kat Mülkiyeti Kanunu uyarınca, bağımsız bölümü kullanan kiracı borçlarını yerine getirmezse, kat maliki de bu durumdan müteselsilen sorumlu tutulabilir.
Dava ne kadar sürer?
Dava süresi, mahkemenin iş yoğunluğuna ve bilirkişi incelemesinin kapsamına göre değişmekle birlikte, gürültünün tespiti ve müdahalenin önlenmesi süreçleri teknik inceleme gerektirdiğinden değişkenlik gösterir.
