
Hizmet tespiti davası açmak için öngörülen süre, hukuk tekniği açısından bir zamanaşımı değil, 5 yıllık hak düşürücü süredir. Bu süre, hizmetin geçtiği yılın son gününden (31 Aralık) itibaren işlemeye başlar ve dolduğunda dava hakkı, tarafların itirazına bakılmaksızın mahkemece kendiliğinden (re’sen) dikkate alınarak sona erer. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) çalışmadan haberdar olduğu veya çalışmanın varlığını gösteren resmi belgelerin bulunduğu hallerde ise bu süre işlemez.
Hak Düşürücü Süre Nasıl Hesaplanır?
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 86. maddesi uyarınca, aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi işveren tarafından verilmeyen ya da çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için dava açma süresi 5 yıldır. Bu süre, hizmetin geçtiği yılın son gününden itibaren işlemeye başlar.
Örneğin, 2020 yılının Mayıs ayında gerçekleşen ancak bildirilmeyen bir çalışma için 5 yıllık hak düşürücü süre, 31 Aralık 2020 tarihinde başlar ve 31 Aralık 2025 tarihinde sona erer. Sürenin dolması, dava hakkının tamamen ortadan kalkması anlamına gelir.
Hak Düşürücü Sürenin İşlemediği İstisnalar
Her durumda 5 yıllık süre işlemez; SGK’nın çalışmadan haberdar olduğu veya çalışmanın varlığını gösteren resmi belgelerin bulunduğu hallerde hak düşürücü süreden söz edilemez. İşe giriş bildirgesi, dönem bordrosu veya aylık prim ve hizmet belgesi gibi belgelerin Kuruma verilmiş olması, Kurumun çalışmadan haberdar olduğunu gösterir ve sürenin işlemesini engeller.

Ayrıca, Kurum tarafından yapılan denetimlerde çalışmanın tespit edilmesi veya asgari işçilik incelemesi gibi yollarla çalışmanın varlığının ortaya konulması durumunda hak düşürücü süre işlemez. Aynı işyerinde kesintisiz devam eden çalışmalar bakımından, Kurumun çalışmadan haberdar olduğu andan itibaren süre durur veya işlemez.
“Av. Vedat Can SÜNERİN
Hizmet tespiti davalarında en kritik ayrım, hak düşürücü sürenin zamanaşımı ile karıştırılmamasıdır. Zamanaşımı tarafların itirazına bağlıyken, hak düşürücü süre kamu düzeni gereği mahkemece kendiliğinden dikkate alınır. Kurumun çalışmadan haberdar olduğu veya resmi belgelerin varlığı gibi istisnai durumlar, sürenin işlemesini engelleyen temel unsurlardır. Dava açmadan önce Kuruma başvuru zorunluluğu ve ispat yükünün davacıda olduğu gerçeği, sürecin usulüne uygun yürütülmesi açısından dikkatle takip edilmelidir.”
Görevli Merci ve Dava Süreci
Hizmet tespiti davası, iş mahkemelerinde açılır. İş mahkemesinin bulunmadığı yerlerde ise Asliye Hukuk Mahkemeleri, iş mahkemesi sıfatıyla görev yapar. Dava açmadan önce ilgili SGK müdürlüğüne yazılı başvuruda bulunarak hizmetlerin tespiti talep edilmelidir. Kurumun cevabı veya 60 gün içinde cevap verilmemesi (zımni ret) dava şartıdır.
Hizmet tespiti davaları, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu kapsamında arabuluculuk dava şartına tabi değildir. Dava, işveren ve SGK’ya karşı birlikte açılmalıdır. Sadece işverene karşı açılan davalarda SGK’nın taraf gösterilmemesi usuli eksikliklere yol açar.
Gerekli Belge ve Deliller
İspat yükü kural olarak davacı işçidedir; ancak dava kamu düzenini ilgilendirdiği için mahkeme re’sen araştırma ilkesiyle hareket eder. İşe giriş bildirgesi, dönem bordroları, ücret bordroları, işyeri kayıtları ve banka kayıtları en temel delillerdir.
Tanık beyanları da ispat sürecinde önemli bir yer tutar. Ancak, tanıkların davacı ile aynı dönemde çalışmış ve fiili çalışmaya bizzat şahitlik etmiş kişiler olması beklenir. Kurum kayıtlarında hiç bildirim bulunmaması durumunda, ispat yükü daha ağır olup, fiili çalışmanın her türlü şüpheden uzak şekilde ortaya konulması gerekir.
Uygulamada Sık Karıştırılan Noktalar
Hak düşürücü süre, zamanaşımından farklı olarak durmaz ve kesilmez. Tarafların itiraz etmesine gerek kalmaksızın mahkemece kendiliğinden uygulanır. İşverenin davayı kabul etmesi, hak düşürücü süre dolmuşsa davanın kabulü için yeterli değildir.
İşveren tarafından bazı aylar için prim bildirimi yapılmış ancak çalışma süresinin tamamı veya kazanç miktarı eksik gösterilmişse, hak düşürücü süre yalnızca bildirilmeyen dönemler için geçerlidir. Kuruma düzenli olarak aylık prim ve hizmet belgesi sunulan bir işyerinde, sigortalının çalışma gün sayısının eksik bildirilmesi durumunda, bu eksik günlere ilişkin 5 yıllık süre, ilgili ayın prim belgesinin Kuruma verildiği tarihten itibaren değil, hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren başlar.
Kısmi Bildirimlerde İspat ve Hak Düşürücü Süre Ayrımı
İşveren tarafından sigortalının çalışması kısmen bildirilmişse, yani bazı aylar için prim ödenmiş ancak çalışma süresinin tamamı veya kazanç miktarı eksik gösterilmişse, hak düşürücü süre yalnızca bildirilmeyen dönemler için geçerlilik kazanır. Kuruma düzenli olarak aylık prim ve hizmet belgesi sunulan bir işyerinde, sigortalının çalışma gün sayısının eksik bildirilmesi durumunda, bu eksik günlere ilişkin 5 yıllık süre, ilgili ayın prim belgesinin Kuruma verildiği tarihten itibaren değil, hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren başlar. Bu ayrım, kısmi bildirimlerin olduğu durumlarda davanın kapsamını belirleyen temel ölçüttür.
Eksik bildirilen günlerin tespiti davasında, işçinin o dönemde fiilen çalıştığını kanıtlaması için bordro tanıkları veya işyeri kayıtları gibi somut delillerin sunulması beklenir. Eğer işveren, sigortalının çalışmasını kısmi olarak bildirmişse, Kurumun çalışmadan haberdar olduğu kabul edilir ve bu durum hak düşürücü sürenin işlemesini engelleyen bir unsur olarak değerlendirilebilir. Ancak, bildirilen günlerin dışında kalan ve hiç bildirilmemiş olan dönemler için 5 yıllık hak düşürücü süre kuralı titizlikle uygulanmaya devam eder.
İşyeri Kayıtlarının ve Bordroların İspat Gücü
Hizmet tespiti davalarında mahkeme, işverenin tutmakla yükümlü olduğu yasal defterler, ücret bordroları ve işyeri kayıtları üzerinde inceleme yaparak fiili çalışmayı doğrular. İşverenin Kuruma verdiği dönem bordrolarında ismi yer almayan ancak fiilen çalıştığını iddia eden bir işçi için, işyeri kayıtlarında yer alan imza sirküleri, giriş-çıkış kayıtları veya işyeri yazışmaları gibi belgeler ispat sürecinde belirleyici rol oynar. Bu belgelerin varlığı, Kurumun çalışmadan haberdar olup olmadığına dair mahkemece yapılacak değerlendirmede temel teşkil eder.
Banka kayıtları, özellikle ücretin banka kanalıyla ödendiği durumlarda, çalışmanın varlığını ve süresini kanıtlamak adına en güçlü delillerden biridir. Eğer işveren, işçinin ücretini banka üzerinden ödemişse ve bu ödemeler düzenli bir şekilde devam etmişse, bu durum Kurumun çalışmadan haberdar olduğu yönünde bir karine oluşturabilir. Ancak, banka kayıtlarının tek başına yeterli olması için, ödemelerin işçinin fiili çalışma dönemleriyle örtüşmesi ve işveren tarafından yapılan diğer yasal bildirimlerle çelişmemesi gerekir. Mahkeme, bu kayıtları incelerken işyerindeki diğer çalışanların bordrolarını ve Kurum kayıtlarını bir bütün olarak değerlendirir.
Yabancı Uyruklu Çalışanlar ve Hizmet Tespiti
Yabancı uyruklu çalışanların hizmet tespiti davalarında, çalışma izni olup olmadığı hususu hak düşürücü sürenin uygulanmasını doğrudan etkileyebilir. Çalışma izni alınmış olması, işverenin Kuruma bildirim yapma yükümlülüğünü doğurur ve bu durum Kurumun çalışmadan haberdar olduğu anlamına gelir. Çalışma izni bulunmayan yabancı uyruklu işçiler için ise, fiili çalışmanın ispatı noktasında daha sıkı bir delil değerlendirmesi yapılır ve 5 yıllık hak düşürücü süre, genel kurala uygun olarak hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren işlemeye başlar.
Yabancı uyruklu işçilerin çalışma izni başvurularının reddedilmiş olması veya hiç başvuru yapılmamış olması, hizmet tespiti davası açma hakkını ortadan kaldırmaz. Ancak, bu tür durumlarda işçinin fiilen çalıştığını ispat yükü tamamen işçiye aittir ve mahkeme, çalışmanın varlığını her türlü şüpheden uzak şekilde ortaya koyan delillerin sunulmasını talep eder. Çalışma izni olmaksızın yapılan çalışmaların tespiti, sosyal güvenlik haklarının korunması açısından önem taşır ve bu davalarda da 5 yıllık hak düşürücü süre kuralı istisnasız uygulanır.
Sık Sorulan Sorular
1 günlük hizmet tespit davasında zamanaşımı var mı?
Hizmet tespiti davalarında zamanaşımı değil, 5 yıllık hak düşürücü süre uygulanır. 1 günlük çalışma için de aynı kural geçerlidir.
SGK’ya bildirim yapılmışsa hak düşürücü süre işler mi?
Hayır, işe giriş bildirgesi veya prim belgesi gibi belgelerle Kurumun çalışmadan haberdar olduğu durumlarda hak düşürücü süre işlemez.
Hak düşürücü süre kesilebilir mi?
Hayır, hak düşürücü süre zamanaşımından farklı olarak kesilmez ve durmaz.
