
Hizmet tespiti davasında görevli mahkeme, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 86. maddesi uyarınca İş Mahkemeleridir. İş mahkemesinin bulunmadığı yerlerde ise Asliye Hukuk Mahkemeleri, iş mahkemesi sıfatıyla bu davalara bakmakla görevlidir. Bu dava, işçinin sigortasız çalıştırıldığı veya çalışma sürelerinin eksik bildirildiği hallerde sosyal güvenlik haklarının tescili amacıyla açılır. Kamu düzenini ilgilendiren bir tespit davası niteliğinde olduğundan, işçi alacaklarına ilişkin davalardan farklı olarak zorunlu arabuluculuk sürecine tabi değildir.
Hizmet Tespiti Davasında Yetkili Mahkeme Nasıl Belirlenir?
Görevli mahkeme belirlendikten sonra, davanın hangi yerdeki mahkemede açılacağı yetki kurallarına göre saptanır. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 6. maddesi uyarınca, davalı işverenin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Ayrıca işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesinde de dava açılması mümkündür.
İşveren bir şirket ise, şirketin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi yetkili kabul edilir. İşin yapıldığı yer ile işverenin yerleşim yerinin farklı olması durumunda, davacı işçi bu iki seçenekten birini tercih ederek dava açma hakkına sahiptir. Yetki kuralları, davanın usulden reddedilmemesi için dava dilekçesi aşamasında dikkatle incelenmelidir.
Dava Sürecinde Kurumun Konumu ve Arabuluculuk
Hizmet tespiti davası, işçi alacaklarına ilişkin davalardan farklı bir hukuki statüye sahiptir. Bu dava türü kamu düzenini ilgilendirdiği için, 7036 sayılı Kanun kapsamında zorunlu arabuluculuk sürecine tabi değildir. İşçi, herhangi bir arabuluculuk başvurusu yapmaksızın doğrudan dava açma hakkına sahiptir.

Dava sürecinde Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) konumu da özel bir düzenlemeye tabidir. 11.09.2014 tarihinden itibaren SGK, hizmet tespiti davalarında davalı olarak gösterilmez. Mahkeme, davanın açıldığını Kuruma resen ihbar eder ve SGK davaya feri müdahil olarak katılarak süreci takip eder.
Varsayımsal bir örnek olayda, bir işçi 2018-2020 yılları arasında bir inşaat şirketinde sigortasız çalıştırıldığını iddia etmektedir:
- İşçi, işverenin merkezinin bulunduğu yerdeki İş Mahkemesinde dava açmalıdır.
- SGK’ya karşı dava açılmasına gerek yoktur; mahkeme Kurumu sürece dahil edecektir.
- Arabuluculuk bürosuna başvurulması, dava şartı eksikliği yaratmaz ancak gereksiz bir zaman kaybıdır.
“Av. Vedat Can SÜNERİN
Hizmet tespiti davalarında en kritik ayrım, davanın zorunlu arabuluculuk kapsamında olmadığıdır. İşçi alacakları ile karıştırılarak arabulucuya başvurulması, dava sürecini hukuken etkilemese de zaman kaybına yol açar. Ayrıca SGK'nın davalı değil, feri müdahil konumunda olduğu unutulmamalıdır. 5 yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcı ve istisnaları, davanın kabulü için temel belirleyicidir. İşe giriş bildirgesi veya prim belgelerinin varlığı, bu sürenin uygulanmasını engelleyen en önemli delil unsurlarıdır.”
Hak Düşürücü Süre ve İstisnaları
Hizmet tespiti davalarında zamanaşımı değil, 5 yıllık hak düşürücü süre uygulanır. Bu süre, çalışmanın geçtiği yılın sonundan itibaren işlemeye başlar. Örneğin, 2020 yılında gerçekleşen bir çalışma için 5 yıllık süre 2020 yılının sonunda başlar ve 2025 yılı sonunda dolar.
Hak düşürücü sürenin işlemediği bazı istisnai durumlar mevcuttur. İşe giriş bildirgesinin SGK’ya verilmiş olması, işverenin aylık prim ve hizmet belgelerini Kuruma iletmiş olması veya çalışmanın Kurum müfettiş raporuyla belgelenmiş olması halinde bu süre uygulanmaz. Bu belgelerin varlığı, davanın süresiz olarak açılabilmesine olanak tanır.
İspat Yükü ve Delil Değerlendirmesinde Mahkemenin Rolü
Hizmet tespiti davalarında ispat yükü, kural olarak çalışmanın varlığını iddia eden işçiye aittir. Mahkeme, davanın kamu düzenini ilgilendirmesi nedeniyle re’sen araştırma ilkesiyle hareket eder. İşçinin sunduğu belgelerin yanı sıra, işyerinde o dönemde çalışan diğer işçilerin tanıklığına ve işyeri kayıtlarına başvurarak çalışmanın gerçekliğini denetler.
İşçinin sigortasız çalıştığı iddiasını destekleyen bordro, işe giriş çıkış kayıtları, maaş ödeme dekontları veya işyeri yazışmaları gibi belgeler, mahkemenin görev alanındaki incelemesini kolaylaştıran temel unsurlardır. Bu belgelerin eksikliği durumunda tanık beyanları, çalışmanın varlığını kanıtlamak için kritik bir delil niteliği taşır.
Uygulamada Sık Yapılan Hatalar
Hizmet tespiti davalarında en sık karşılaşılan hata, işçi alacakları ile karıştırılarak zorunlu arabuluculuğa başvurulmasıdır. Bu durum, davanın açılma aşamasında gereksiz bir prosedürle vakit kaybedilmesine yol açar. Ayrıca, SGK’nın davalı olarak gösterilmesi de usul ekonomisi açısından hatalı bir işlemdir.
Bir diğer hata ise görevli olmayan mahkemelerde dava açılmasıdır. İş mahkemesi bulunan bir yerde Asliye Hukuk Mahkemesine başvurulması, davanın görev yönünden reddine neden olur. Bu tür usuli hatalar, davanın esasına girilmesini geciktirerek hak kaybı riskini artırabilir.
İşyeri Kayıtlarının ve Bordroların İspat Gücü
Hizmet tespiti davalarında mahkeme, işçinin sigortalı çalıştırıldığı iddiasını destekleyen yazılı belgeleri öncelikli olarak değerlendirir. İşverenin tutmakla yükümlü olduğu aylık prim ve hizmet belgeleri, ücret bordroları veya işe giriş-çıkış kayıtları, çalışmanın varlığını kanıtlayan en güçlü delillerdir. Bu belgelerde işçinin imzasının bulunması veya işverenin kaşesinin yer alması, mahkemenin incelemesini doğrudan etkileyen somut verilerdir.
Belgelerin bulunmadığı veya eksik olduğu durumlarda, mahkeme işyerinin bulunduğu çevredeki komşu işyeri tanıklarının beyanlarına başvurur. Komşu işyeri tanıkları, işçinin o dönemde fiilen çalışıp çalışmadığını ve çalışma düzenini doğrulamak için dinlenir. Ancak sadece tanık beyanlarına dayalı bir ispat, davanın kabulü için yeterli olmayabilir; mahkeme bu beyanları işyeri kayıtları ve diğer yan delillerle desteklenmiş bir bütünlük içinde değerlendirir.
Dava Dilekçesinde Belirtilmesi Gereken Hususlar
Hizmet tespiti davası açılırken, dava dilekçesinde çalışmanın geçtiği dönemlerin ve işverenin bilgilerinin eksiksiz yer alması usul ekonomisi açısından kritiktir. İşçi, çalışmanın hangi tarihler arasında yapıldığını ve hangi işyerinde gerçekleştiğini net bir şekilde belirtmelidir. Eğer çalışma dönemi içerisinde işveren değişikliği veya işyeri devri yaşanmışsa, bu durumun dilekçede açıkça ifade edilmesi mahkemenin doğru taraflara tebligat yapmasını sağlar.
Dilekçede belirtilen çalışma süreleri ile SGK kayıtlarının uyuşmaması durumunda, mahkeme aradaki farkın tespiti için inceleme yapar. İşçi, eksik bildirilen süreleri veya hiç bildirilmeyen dönemleri ayrı ayrı detaylandırmalıdır. Bu detaylandırma, mahkemenin görev alanındaki inceleme sınırını belirler ve davanın esasına yönelik daha hızlı karar verilmesine yardımcı olur. Dilekçede yer almayan bir çalışma dönemi için sonradan talepte bulunulması, davanın genişletilmesi yasağına takılabilir.
Mahkemenin Re’sen Araştırma İlkesi ve Sınırları
Hizmet tespiti davalarında mahkeme, tarafların sunduğu delillerle bağlı kalmaksızın re’sen araştırma ilkesiyle hareket eder. Bu ilke, mahkemenin gerçeği ortaya çıkarmak için gerekli gördüğü her türlü delili kendiliğinden toplayabileceği anlamına gelir. Örneğin, mahkeme ilgili işyerinin vergi kayıtlarını, ticaret sicil dosyalarını veya işyerine ait ruhsat bilgilerini ilgili kurumlardan doğrudan talep edebilir.
Re’sen araştırma ilkesi, işçinin ispat yükünü tamamen ortadan kaldırmaz; işçi, çalışmanın varlığına dair en azından başlangıç niteliğinde bir delil veya güçlü bir iddia sunmalıdır. Mahkeme, işçinin iddialarını destekleyen hiçbir emare bulamadığı durumlarda, sırf re’sen araştırma yetkisine dayanarak çalışmayı tespit edemez. Bu nedenle, işçinin elindeki tüm bilgi ve belgeleri dava dosyasında sunması, mahkemenin araştırma sürecini daha verimli hale getiren temel bir sorumluluktur.
Sık Sorulan Sorular
Hizmet tespiti davası açmadan önce SGK’ya başvuru şart mı?
Hayır, hizmet tespiti davası açmadan önce SGK’ya idari başvuru zorunluluğu bulunmamaktadır.
SGK davalı olarak gösterilirse ne olur?
SGK’nın davalı olarak gösterilmesi usul hatasıdır. Mahkeme, davanın SGK’ya ihbar edilmesiyle Kurumu feri müdahil olarak sürece dahil eder.
5 yıllık hak düşürücü süre her durumda geçerli mi?
Hayır. İşe giriş bildirgesi verilmişse veya çalışma Kurum müfettiş raporuyla tespit edilmişse hak düşürücü süre işlemez.
Hizmet tespiti davası ne kadar sürer?
Davanın süresi, delillerin toplanması, tanıkların dinlenmesi ve mahkemenin iş yüküne göre değişiklik gösterir; kesin bir süre belirtilemez.
