SGK Prime Esas Kazancın Eksik Bildirilmesinin Tespiti

SGK Prime Esas Kazancın Eksik Bildirilmesinin Tespiti

SGK prime esas kazancın (SPEK) eksik bildirilmesi, işverenin işçiye ödediği gerçek ücreti veya prime tabi diğer ödemeleri SGK’ya daha düşük bir matrah üzerinden bildirmesidir. Bu durum, işçinin emekli maaşını, kıdem tazminatını, işsizlik ödeneğini ve geçici iş göremezlik ödeneklerini doğrudan düşüren bir hak ihlalidir. İşçi, bu eksikliği e-Devlet üzerinden hizmet dökümünü inceleyerek fark edebilir ve durumu düzeltmek için İş Mahkemelerinde hizmet tespit davası açabilir veya SGK’ya şikayette bulunabilir.

Prime Esas Kazanç (SPEK) Eksikliği Nedir?

İşverenler, 5510 sayılı Kanun uyarınca işçinin gerçek ücreti üzerinden prim ödemekle yükümlüdür. Uygulamada, ücretin bir kısmının bankadan, bir kısmının ise elden ödenmesi veya yol, yemek, ikramiye gibi yan hakların prime dahil edilmemesi gibi yöntemlerle kazanç eksik gösterilmektedir. Bu durum, işçinin sosyal güvenlik haklarını uzun vadede olumsuz etkileyen bir yasal yükümlülük ihlalidir.

Tespit Yolları ve İspat Yükü

İşçi, eksik bildirimin tespiti için öncelikle SGK il müdürlüklerine şikayette bulunarak denetim talep edebilir. Kurum müfettişlerinin yapacağı inceleme, eksik bildirimin tespiti için güçlü bir delil teşkil eder. Ancak kapsamlı bir düzeltme için İş Mahkemelerinde dava açılması daha etkili bir yoldur.

SGK Prime Esas Kazancın Eksik Bildirilmesinin Tespiti

İspat sürecinde yazılı belge esastır. Ücretin gerçek tutarı; banka dekontları, ücret bordroları, iş sözleşmesi ve ticari defter kayıtları ile ispatlanmalıdır. Asgari ücretin üzerinde bir maaş iddiası varsa, tanık beyanları tek başına yeterli olmayabilir; bu durumda aynı işyerinde çalışan emsal işçilerin bordroları gibi yazılı delil başlangıçları aranır.

“Av. Vedat Can SÜNERİN
Prime esas kazancın eksik bildirilmesi durumunda, sadece tanık beyanlarına güvenmek yerine banka kayıtları, bordrolar ve işyeri iç yazışmaları gibi yazılı delillerle süreci desteklemek ispat yükü açısından kritik bir öneme sahiptir. Özellikle 5 yıllık hak düşürücü sürenin istisnalarını doğru analiz etmek, davanın kabul edilebilirliği bakımından belirleyicidir. Kurum başvurusu ve dava şartı süreçlerini eksiksiz tamamlamak, hak kayıplarını önlemek adına atılması gereken ilk adımdır.”

Görevli Merci ve Hak Düşürücü Süre

Hizmet tespit davalarında görevli mahkeme İş Mahkemeleridir. Dava açmadan önce SGK’ya müracaat edilmesi ve talebin reddedilmesi veya 60 gün içinde cevap verilmemesi bir dava şartıdır. Hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre mevcuttur.

İstisnai olarak, işe giriş bildirgesinin verilmiş olması, aylık prim ve hizmet belgesinin kısmen de olsa kuruma sunulması veya çalışmanın kurumca tespit edilmiş olması hallerinde bu 5 yıllık hak düşürücü süre işlemez. Bu durumda, işçi her zaman dava açma hakkına sahiptir.

İşçinin Haklı Fesih Hakkı

SGK primlerinin gerçek ücret üzerinden yatırılmaması, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24/II-e maddesi kapsamında işçiye haklı nedenle derhal fesih hakkı tanır. İşçi, bu durumu öğrendiğinde noter kanalıyla ihtarname çekerek iş sözleşmesini feshedebilir ve kıdem tazminatı talebinde bulunabilir. Bu süreçte, eksik bildirimin ispatı için gerekli belgelerin toplanması ve hukuki sürecin yönetilmesi önemlidir.

Prime Esas Kazanç Uyuşmazlıklarında Kurum Denetimi ve İdari Süreç

İşçinin prime esas kazancının eksik bildirildiğine dair şüphesi, öncelikle SGK’nın ilgili Sosyal Güvenlik Merkezi’ne verilecek yazılı bir dilekçe ile idari denetim sürecini başlatabilir. Kurum müfettişleri tarafından yapılan incelemeler, işverenin defter ve belgeleri üzerinde yoğunlaşır ve bu süreçte işçinin sunduğu yan deliller, denetimin kapsamını genişletmek için kritik bir rol oynar. İdari denetim sonucunda düzenlenen raporlar, mahkeme aşamasında delil niteliği taşısa da, kurumun tespit etmediği veya eksik bıraktığı dönemler için yargı yoluna başvurulması gerekebilir.

İdari başvuru süreci, dava şartı olan zorunlu müracaatın bir parçasıdır ve bu aşamada işçinin sunduğu belgelerin birer suretinin dosyada tutulması, ileride açılacak davada ispat kolaylığı sağlar. Kurumun denetim yapmaması veya talebi reddetmesi durumunda, idari işlemin iptali veya doğrudan hizmet tespiti davası ile süreç mahkemeye taşınır. İdari süreçte işverenin sunduğu bordroların gerçeği yansıtmadığına dair somut veriler (banka dekontları, elden ödeme kayıtları) sunulmadığı sürece, kurumun kayıtları aksi ispat edilene kadar geçerli kabul edilir.

Emsal Ücret Araştırması ve İspat Sınırları

Mahkemeler, prime esas kazancın tespiti davalarında işçinin iddia ettiği ücretin gerçekliğini belirlemek için meslek kuruluşlarından emsal ücret araştırması talep edebilir. Bu araştırma, işçinin yaptığı işin niteliği, kıdemi, eğitim durumu ve işyerinin bulunduğu bölgedeki piyasa koşulları dikkate alınarak yapılır. Emsal ücret, işçinin bordrosunda görünen tutarın piyasa gerçekleriyle bağdaşmadığını kanıtlamak için kullanılan bir yardımcı delildir; ancak tek başına kesin bir ücret tespiti sağlamaz.

İspat yükü, kural olarak iddiasını ispatla yükümlü olan taraftadır; yani eksik bildirimi iddia eden işçi, gerçek ücretini kanıtlamak zorundadır. İşveren, işçinin imzasını taşıyan bordroları mahkemeye sunduğunda, bu belgeler aksi ispat edilene kadar kesin delil hükmündedir. İşçi, bordroların gerçeği yansıtmadığını ancak yazılı delil başlangıcı niteliğindeki belgelerle veya işverenin ticari defterlerindeki tutarsızlıklarla çürütebilir. Sadece tanık beyanlarına dayanarak, bordrolarda imzası bulunan bir işçinin daha yüksek ücret aldığını kanıtlaması, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ispat kuralları gereği oldukça zordur.

Hizmet Tespit Davasında Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süre Ayrımı

Hizmet tespit davalarında 5 yıllık hak düşürücü süre, çalışmanın geçtiği yılın sonundan itibaren başlar ve bu süre geçtikten sonra dava açılması hukuken mümkün değildir. Ancak, işe giriş bildirgesinin verilmiş olması, aylık prim ve hizmet belgesinin kuruma sunulmuş olması veya çalışmanın kurumca kısmen de olsa tespit edilmiş olması durumunda bu süre işlemez. Bu istisnai hallerde, işçi çalışmanın sona erdiği tarihten itibaren genel zamanaşımı kuralları çerçevesinde haklarını talep edebilir.

Zamanaşımı ile hak düşürücü süre arasındaki temel fark, hak düşürücü sürenin mahkeme tarafından kendiliğinden dikkate alınmasıdır. Eğer işçi, işe giriş bildirgesi verilmeden veya hiçbir prim ödenmeden geçen bir dönemi tespit ettirmek istiyorsa, 5 yıllık sürenin dolup dolmadığını titizlikle hesaplamalıdır. Sürenin başlangıcı, çalışmanın fiilen gerçekleştiği yılın sonudur; dolayısıyla 2018 yılında gerçekleşen bir çalışma için 2019 yılı başından itibaren 5 yıllık süre işlemeye başlar. Bu sürenin dolması, işçinin o dönemdeki hizmetinin SGK kayıtlarına geçirilmesi imkanını tamamen ortadan kaldırır.

Uygulama Notu: Prime esas kazanç uyuşmazlıklarında, bordroların ihtirazi kayıtla imzalanması veya banka kayıtları ile bordro tutarlarının karşılaştırılması, davanın başarı şansını doğrudan etkileyen teknik bir hazırlık gerektirir.

Sıkça Sorulan Sorular

SGK kaza bildirimi ile prime esas kazanç tespiti aynı şey midir?

Hayır. SGK kaza bildirimi, iş kazası veya meslek hastalığı durumunda işverenin 3 iş günü içinde kuruma yapması gereken zorunlu bir bildirimdir. Prime esas kazancın tespiti ise maaşın SGK’ya doğru bildirilmesiyle ilgilidir.

Eksik prim bildirimi işçiye haklı fesih hakkı verir mi?

Evet. Ücretin veya primlerin eksik bildirilmesi, işçiye 4857 sayılı İş Kanunu uyarınca iş sözleşmesini haklı nedenle feshetme ve kıdem tazminatı talep etme hakkı verir.

5 yıllık süre dolduysa dava açabilir miyim?

İşe giriş bildirgeniz verilmişse veya o dönem için SGK’ya kısmi bildirim yapılmışsa 5 yıllık hak düşürücü süre işlemez. Ancak hiçbir bildirim yapılmamışsa 5 yıllık süre kesindir.

İspatta tanık yeterli midir?

Ücretin gerçek tutarı, HMK’daki yazılı ispat sınırlarını aşıyorsa tanıkla ispat edilemez; mutlaka banka kayıtları veya bordrolar gibi yazılı belgeler sunulmalıdır.

Scroll to Top
WhatsApp